şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.

Hayır demeyi beceremedim
Kâhya!
Sözüm olsun
Tüm niçinleri sökeceğim artık
Dişlerimi söker gibi tek tek içimden
Âlemler kuracağım tekrar âlemler içinden
Billur baharlar asacağım
Sarmaşıkların filizlenen dallarına
Sulayacağım rüzgârları en sevdiğim yağmurlarla
Sonra fulyalar ekeceğim gözlerime en keskininden
Derinden yanacağım Kâhya!
Yanınca en derinden…
Uçurumları uçurumlara çatacağım
Sevda köprüleri kuracağım
Yüreğimde seken bir ceylanın ayak izlerinden
Söylüyorum Kâhya!
Çatır çatır dökülecek bir gün
Sevdanın yanağından porselen maskeler
Akrebin zehri sızacak çatlaklarından
Ve kavlayacak aşkın tüm allıkları
Sonra savrulacak rüzgârda bir engerek gömleği
Taşlanacak bir gün aşkın mermer çehresi
Söylüyorum Kâhya
Ve taçlanacak bir gün bir kumrunun titreyen sesi
Bedenlerden bedenler doğacak yeniden
Sancısız
Ağrısız
Simsiyah benekler olacak gündüzleri gökyüzünde
Ve yanacak geceleri yıldız yıldız ışıklar gözlerimde
Üşümeyeceğim Kâhya!
Resimler yapacağım en sıcak renklerden
Sileceğim
Sarıyı
Safranı
Tüm tonlarını tuvalimden
Yarin saçları olmayacak mesela…
Siyahı da
Günahı da
Geceyi de
Zeytini de
Bilmeyecek kimse
Çadırlar kuracağım ayak değmemiş iklimlere
Adı mahrem
Kendi mahrem
Adresi mahrem…
Itırlar leylaklar taşıyacak asude rüzgâr
Bir dünya kuracağım Kâhya
Ceset çehreler çıkmayacak mesela köşe başlarından
Ölüler
Öcüler
Dirilmeyecek canlarda
Gecelerin maviliğinde yıldızlar
En sevdiğim şarkılara ritim tutacak
Rüzgâr korkunç esmeyecek mesela
Rüyalardan kaçacak tüm naralar
Tek teli kalmayacak avuçlarımda sevdanın
Bir çocuk çember sürecek önümde
Uçacak âlemlere bulutlar üstünden
Ve ölürken doğanlar olacak nisan yağmurlarında
Unutmayacağım
Utanmayacağım
Yanmayacağım Kâhya!
Şiirler yazsam da yine suyun üstüne
Mısır’dan, Asur’dan sürmeler sürmeyeceğim gözlerime
Belki son kez üfüreceğim suru sessizce kendi bedenime
Bir dünya kuracağım kahya, bir dünya!…
Taç takacak hakikat, aşk ve sevda
Bir ceylan, bir serçe bir de papatya….
Sözüm olsun
Sonra çekip gideceğim Kâhya
Ateşe üflenen bir nefes gibi
Yağmur içmiş bir köz gibi
Yahut
Bedene küsmüş bir ruh gibi
Arkama bile bakmadan, çekip
gideceğim bu diyardan…
Ergün Bilgi
www.kafiye.net

Akşamın Sesi
Biçilirken bugün de gün ışığı dağların zikzaklarında
Yorulup mestan olmuş güneş; ayinden semadan
Gidiyor elinde elifi kuşak, hala tennuresi sırtında
Lakin hala yanık yanık üflemekte bir sırrı bir neyzen
On iki neslin toplandığı yanı başımdaki eski handa
Bir güz akşamıdır çamlardan omuzlarıma dökülen
Vaktin nikabıdır zümrütlerin mahrem yüzüne çekilen
Şimdi bir ışık hevengidir andan saçlarıma düşen
Sepya bir gök inecek birazdan koca şehrin bağrına
Sarı ışıklar düşecek gözlerime binaların sırça nişinden
Ve yağacak sarı mektuplar çınarlardan ayaklarıma
Mevsim hazan, vakit akşam ve ilk teşrin aylardan
Seğirten insanlar da kaybolacak köşe bucak birazdan
Belki parmakları simsiyah bir el uzanacak bakışlarıma
Çöp başından, pejmürde bir yoksulun kolçaklarından
Önce fuşyaya sonra ağır ağır üveze kaçacak kırmızı güller
Vuslat faslından hicrana dönecek söylenen mor türküler
Belki pervasız bir beste düşecek dünyanın fütursuz diline
Kim bilir, kimler için daha kaç yaz var, kaç güz doğacak
Kim bilir, kimler için belki kış, bir daha gün doğmayacak
Belki bir müezzin çağıracak, belki bir müvezzi dünyadan
Mavi gökten, berrak sudan, belki şu bembeyaz rüyadan
İnce yağmurdan, gizli aşktan, sevdadan, pembe hülyadan…
O zaman aşkı hakikat için tüm maskelerimizi asıp rüzgâra
Avuçlarımızda hacalet, alnımızda nedamet yüce Gaffar’a
Koşacağız sevdiğim bir gün batımı, ardımıza hiç bakmadan
Ergün BİLGİ
www.kafiye.net

Mutluluk, huzur muzur, falan filan…
Mutluluk, huzur muzur, falan filan….üzerine konuştuk bir dostumla…
”insanlardan çoğunun mutluluğu ve mutsuzluğu kendi düşünce ve inanışlarına bağlıdır” der Oscar Wilde.
Yüzyıllardan beri ne anahtarı bulunabildi bu gizemli duygunun ne de kapısı. Ne Nazım Hikmet sormaktan ve aramaktan vazgeçti, ne de Abidin Dino resmini yapabildi bu gizli hazinenin…
Mutluluk kavramı biraz göreceli sanki, belli ölçüsü olmayan; kişiden kişiye değişen bir duygu. Kiminin avuçlarına dünyayı bıraksan da yüzü gülmez; kiminin gözlerine bir tutam tebessüm kâfi mutlu olması için. Mutluluk, bazen belki öyle görünmek için bir araç, ya da bizzat mutluluğun kendisi bir amaç. Her ne kadar da çoğunlukla mutluluk maddi kıymetlere bağlansa da malesef o da yeterli olmuyor çünkü mutluluğa giden o değerler silsilesinin de sonu yok. Öyle geliyor ki son zamanlarda mutluluk peşinde koşmak da bir lüks oldu insanların çoğu için. Artık insanlar mutluluk peşinde koşmaktan çok Diyojen’in Büyük İskender’e dediği gibi “Gölge etme, başka ihsan istemem…” dercesine; olmayan huzuru, dingin ve sakin yaşamın tadını kaçırabilecek durum ve olgulardan kaçmakta arıyor rahatlığı. İşini severek yapıyorsan, karşılık beklemeden verebiliyorsan, üretken ve yaratıcı olabiliyorsan, kendine ve başkalarına saygı duyabiliyorsan, sağlığına gereken önemi ve hassasiyeti gösterebiliyorsan, yeteneklerini kullanabiliyorsan, karnın doyuyorsa ve özellikle hiç kimseden maddi manevi hiçbir beklentiye girmiyorsan, kendi halinde kendine özsaygınla yaşayabiliyorsan, çevrende emir kipiyle, buyurgan bir tavırla seni sarsan, felç eden tiplemeler de yoksa en büyük huzur sende işte yaşa gitsin
Ondan ilerisi Allah kerim, değer mi tatlı canını üzmeye. Mutluluk arıyoruz diye huzursuz olmanın ne gereği var, haline, sağlığına şükredebiliyosan en büyük mutluluk bu işte
Aradığın şeyi yalnız kendi içinde bulabilirsin başka yerde değil…Hani bir hikayede anlatıldığı gibi: insanoğlu mutluluğa çok kötü davranıyormuş. Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. Saklayalım zor bulsunlar, zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş, mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi Everest’in tepesine saklayalım demiş. Kimisi Atlas okyanusunun dibine demiş. Taç mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, lale bahçesi…bir çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş. Derken meleklerden biri tamam buldum “İçlerine saklayalım” demiş. Kimsenin aklına gelmez içine bakmak. İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış. Mutluluk, huzur muzur neyse işte orda başka yerde aramak beyhude sevgili dostum…
Ergün Bilgi
www.kafiye.net

Yargı Karmaşası
Bir alaca karanlık vakti;
Henüz olgunlaşmamış akasya ağaçları
Öptürüyor mutluluğu gelip geçene.
Müsaadenle hatırlatayım,
Sarıp sarmalayan yapraklar
Deneyimiydi özünde arzular!..
Fark eder mi?..
Yazar hayatın her alanından yazar,
Söylemeli gerçeğin içselliğini
Düşün içindeki son bahar rengini,
Kaleminin sesi
İnandığı kandırılmalarla
Fısıldasada kulağa
İtiraz edemez çöker ruha!..
Düşününce aldanmayın,
Acıtandır dogrusuyla yanlışı kendine.
Bir yargı süreci oluşurken,
Hep mi döner sahibine!..
Mühim olan;
Gideceği adrese teslim,
En çok bağlandığı yüreğin dilsiz küskünlüğüdür,
Hep fişlenir böyle şiirlere.
Yalansa söyle,
Başıboş bir dil pelesengi
Buluşur alaca bulaca temyizsiz.
Hayatın içinde yolcuyuz
Öfkenin burnunda,
Seyret der yalnızlığın öteki
Göreli katlan der zihnine
İçinde kederi ile tarifsiz!..
Sabahın eğrisi düşerse eğer gözlerine;
Suçsuz hemde kaç yıl uzağa,
Parmağının ucunda güneşi öperek
Kal öyle…
İlknur Yıldırım 7 Ocak 2014 Salı
www.kafiye.net

SORMA BENİ
Ne ettin,de söze kandım?
Gündüz,gece seni andım,
Zühre misali hep yandım..
Unutursam sorma beni.
**
Fırsat versen hatır sorsam,
Leyla gibi cana sarsam,
Kölen olup ömür versem,
Unutursam sorma beni.
**
Dobra,cılık açık sözde,
Sevimli hem güler yüzde,
Tatlı bakış güzel gözde,
Unutursam sorma beni.
**
Aşk mevsimi geldi çattı,
Anlatırken dibe bat,tı
Sözlerine yalan kattı,
Unutursam sorma beni.
**
Seveni ellermi sınar?
Aksoyum felek dert sunar,
Yıkılırsa sonra çınar,
Unutursam sorma beni.
3/1/2021
Gülsen Aksoy
www.kafiye.net

OY OY DAĞLAR
Şu dağların yücesinde.
Geziniriz gecesinde.
Sözlerimiz hecesinde.
Nedir hayat bu cezamız.
*
Dağlar, dağlar oy,oy dağlar.
Yüreğimi gamlı bağlar.
**
Gelin dostlar kaynaşalım.
Eller tutup oynaşalım.
Sohpetlere doymayalım
Bitsin hayat bu ezamız.
Dağlar,dağlar oy oy dağlar.
Yüreğimi zamla dağlar.
Ruhumda her gün özlemi.
Yalana doğru dizeni.
Kınarım yersiz üzeni.
Aksoy olsun bu gazamız.
**
Dağlar,dağlar ,oy,oy dağlar.
Yüreğimde canan ağlar.
6 / 1/ 2020
Gülsen Aksoy
www.kafiye.net

Озарбойжонлик атоқли
олим,шоир ва таржимон, ажойиб дўст Вугар Эҳмед муаллим шеъридан таржима
ЯХШИ АМАЛЛАРИМ ОМОНАТИМДИР
Меҳмонман, бу дунё саёҳатимдир,
Ватаним, миллатим-муҳаббатимдир,
Аллоҳим, динимиз-ибодатимдир,
Яхши амалларим-омонатимдир.
Яхшилик Қўлидан қолди- десалар,
Нодонлар, бойликда ўзин таърифлар,
Фақир кимсаларга лабин бурсалар,,
Яхши амалларим омонатимдир.
Қорабоғ шодлигим, Табриз ғамимдир,
Эрдебил, Урмия, Зенжан манимдир,
Дунёда энг ширин, менинг тилимдир,
Яхши амалларим омонатимдир.
Ўғлим ҳам, қизим ҳам, жигарим-жоним,
Ватанла тўйинар томирда қоним,
Шукурки, ғолибдир Озарбойжоним,
Яхши амалларим омонатимдир.
Инсонлар дунёнинг гавҳари, лаъли,
Дунё сўнг бўлади,йўқса аввали,
Дунё йиғлар балки, ёки кулади?
Яхши амалларим омонатимдир.
Кетяпмиз қаерга, қандай бўлажак,
Толелар кундуз ҳам кеча бўлажак,
Инсонлар ҳар нени важга олажак,
Яхши амалларим омонатимдир.
Аллоҳ ҳам биз учун кўз ёши тўкар,
Кунимизга шукур, Тангрига шукур,
Дунё балолардан гўё тиз чўкар,
Яхши амалларим омонатимдир.
Кун кўрар ким чекса буюк заҳматни,
Эл ичра топгайдир хурмат-иззатни,
Қардош билинг шоир Вугар Эҳмедни,
Айтилган бу сўзлар
омонатидир.
Озарбойжон тилидан ўзбек
тилига Гулзира Шарипова ўгирди
Vüqar Əhməd
Yaxşı əməllərim əmanətimdir
Qonağam, bu dünya səyahətimdi,
Vətənim, millətim- məhəbbətimdi,
Allahım, dinimiz- ibadətimdi,
Yaxşı əməllərim- əmanətimdir.
Yaxşılıq Əlidən qalıb- deyirlər,
Nadanlar, sərvətlə özün öyürlər,
Kasıb- kusuba da ağız əyirlər,
Yaxşı əməllərim əmanətimdi.
Qarabağ şadlıgım, Təbriz qəmimdi,
Ərdəbil, Urmiyə, Zəncan mənimdi,
Dünyadaa ən şirin, doğma dilimdi,
Yaxşı əməllərim əmanətimdi.
Oğlum da, qızım da, ciyərim – canım,
Vətənlə döyünür damarda qanım,
Şükür ki, qalibdir Azərbaycanım,
Yaxşı əməllərim əmanətimdi.
İnsandır dünyanın gövhəri, ləli,
Dünyanın sonudur, yoxsa əvvəli,
Dünya ağlamalı, yoxsa gülməli?
Yaxşı əməllərim əmanətimdi
Gedirik haraya, necə olacaq?
Talelər gündüz də gecə olacaq,
İnsanlar hər şeyi vecə alacaq,
Yaxşı əməllərim əmanətimdi.
Allah da bizimçün göz yaşı tökür,
Günümüzə şükür, Tanrıya şükür,
Dünya bəlalardan sanki diz çökür,
Yaxşı əməllərim əmanətimdi.
Gün görəcək kim çəkirsə zəhməti,
EL içində o tapacaq hörməti,
Qardaş bilin şair Vüqar Əhmədi,
DEYİLƏN BU SÖZLƏR əmanətidi.
Saat: 12.02
17.12.2020
www.kafiye.net


Aynı Terk-i Diyara
Hülya harmanında,
Hayra yorulmuş rumuzlarımız,
Yalnızlaşmanın
yakınlaşmasıyla azat ediliyor.
Yoksa bulutların gölgesi,
Görünmeyen yıldızlara mı
kayıveriyor…
Pir aşkına;
Ana rahmine konulmuş kalp kelebeğin atışları,
Kader alevinin ışığı…umut harı!..
Yandığında kafi gelir mi incelen sis kendi perdesine?..
Kırağa çalmış gök fikir yürütemezken,
Gebe tomurcukları taşınır dallarına,
Yoksa mutluluğa su vermenin
telaşı mıdır?..
Sen ki!
Güleç fasıllarda yürek aşılanması
Düşlerimde öyle bir derdest davasın ki,
Sema’ya el açtırmış,
Seyret diyorsun dolunay çılgınlığına.
Bazen huşu içerisinde başın hafif eğik,
Dönerken açılıyor beyaz tennuren.
O an huzur diyarına dalan dilimin notaları,
Koca evrende kalıyor bir zerrecik.
Göz kadehlerime gözyaşı doldursam,
İçine dürülmüş gülümsemeler katsam.
Bilirsin her çılgınlık sana uyduğum
Sorgusuz, sualsiz vede tutuklu .
Şiirimin kaburgası altına,
Yakalanmadan düşün utancına
Yanaklarda açsın menekşeler,
Yahut kasım patı mı desem?..
Çünkü emanetin en güzeli,
Medcezirle öpülmüştür ölümüne.
Özgürce belki de denklemsiz,
Sızım sızım sızmıştır saniyeler
Aynı korla;
Düşsel gök kubbemizde,
Aynı terk-i diyara!..
İlknur Özgün Yıldırım_____ 04.01 2016
www.kafiye.net


Haqqımızın haqqı ölüb.
Allah bu necə dövrandı?
Gümanıyla ovunuruq.
Haqqı boğub əlimizlə,
Günahıyla qorunuruq.
Söz kasamız dolub-daşır,
Doğru deyən dil kəsilir.
Quldur, oğru həddin aşır,
Əl qabarlı qol kəsilir.
Hökm edibdi Qarabağda,
Cavanşirlər, Səfəvilər.
Qeyrətiylə tarix yazıb,
Şah İsmayıl Xətailər.
Bu gün xain, şər qonşular,
Fitnə-fəsad toxuyurlar.
Qısılıb yad kölgəsinə,
Bizə meydan oxuyurlar.
Əsrlərdi el-obamın,
Yarasına duz basıblar.
Hünərini zəlil edib
Yaxasına şər asıblar.
Yurdumuzu tikə-tikə,
Bölüb yağıya satıblar.
Qeyrətimi güllələyib
Məhşər oduna atıblar.
Qürurumuz tapdalanıb,
Yurdum viran, biz talanıq.
Bu arxalı köpəklərin,
Yalanı düz, biz yalanıq.
Düşmüşük Şeytan felinə,
Qurtarmırıq hiyləsindən.
Dərd odur ki, mərd oğullar,
Ölür satqın gülləsindən.
İblislərə aldanmışıq,
Vətən yanır dilimizdə.
Haqqımızın haqqı ölüb,
Dilə gəlir külümüz də.
Mübarizim, Fəridlərim,
Qalxın, qəflətdən oyanın!
Cəsarətdən qala hörüb
Keşiyində mərd dayanın!
Xalidə Nuray.18.09.2020
www.kafiye.net
ÜMİTLERLE AVUNURUZ…
Rabbim bu nasıl devrandı?
Ümitlerle avunuruz.
Sanki emek bir kurbandı,
Günahından korunuruz.
Söz kasemiz dolup-taşar,
Doğru diyenin dili kesilir.
Kuldur, hırsız haddi aşar,
El,i nasırlı kolu kesilir.
Hüküm ederdi Karabağda,
Cavanşirler Safeviler.
Tarih yazdı sinedağda.
Şah İsmail Hatailer.
Bu gün hain, şer komşular,
Fitne- fesat dokuyorlar.
Kısılıb yad gölgesine
Bize meydan okuyorlar.
Asırlardır elim-obamın,
Yarasına tuz bastılar.
Günahdan alıp adamın,
Serden, bühtandan astılar.
Yurdumuzu parça – parça,
Bölüp düşmanlara sattılar.
Gayretimiz kaldı hiçe
Mahşer ateşine attılar.
Gururumuz tepelendi,
Yurdum viran, biz talanız.
Köpeklerin çok gayretlendi,
Onlar doğru, biz yalanız.
Düştük şeytanların eline,
Kurtulmadık hilesinden.
Derd odur ki,mert olanı
Ölür hain güllesinden.
İblislere aldanmışız,
Vatan yanıyor dilimizde.
Nainkora inanmışız,
Dile gelir kulumuz da.
Mübarizim, Feritlerim,
Kalkın gafletten uyanalım!
Cesaretden kale kuralım
Arkasında mert dayanalım!
Halide Nuray. 04.05.2020.
www.kafiye.net

EY EŞREFİ MAHLȖKAT !
Ȃdâb-ı muaşeret insanın kimliğidir
Ey “Eşrefi mahlûkat” şanına uygun yaşa!
Nefsindeki vesvese şeytanın kemliğidir
Kanma sakın bu sese belâ getirir başa
Hakkın ruhundan bir ruh taşırsın bedeninde
Ruhun hasletlerine uyarak saygın yaşa!
Canı yanar elbette kötülük edenin de
Pişman olup üzülür başını vurur taşa
Kalbinde taşıdığın sevgin aksetsin yüze
Allah ile birlikte daim huzurlu yaşa
Yazın hasadını yap mevsim dönmeden güze
Hazırlıksız giresin soğuk zemheri kışa
Her güneş vuran camı kâşane mi sanırsın!
Özenme başkasına sen hayatını yaşa
Mutluluk vermez zevkler nefsine aldanırsın
Sonra azap yaşarsın gitse de bir an hoşa!
Sırrına ortak edip şahit olan geceyi
Hasret ateşiyle yak aşkı gönlünde yaşa
Bir gün çözersin elbet gönlünde bilmeceyi
Allah’ı anmadığın her anın geçer boşa
17-02-2014
Şair, Burhan AKSU
www.kafiye.net