şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.
İki arkadaş oturmuş dertleşmekte. Havadan sudan kelimeler uçuşurken, zaman hızını kesmiş seyretmekte dostları. Sanki bana da yer açın yanınızda der gibi. Kelimeler kelimeleri kovalarken kasetçalarda eskilerden bir şarkı, sofralarına eşlik etmek de. Beraber dillerinden dökülmekte.
‘’Nasıl unuturum sevgilim seni,
Düşman olmuşuz bir birimize. Kadın kocasına,çocuklar anne babaya.Akrabalara,komşularımıza.Başkalarından selam almayıp selam vermeyip ne kadar da uzun zaman olmuş oysa.
Tutturmuşuz özgürüm ben kelimesine.
Belkide bizde birer şemsiyeyiz bazen.Ne olayları yara almadan üstümüzden akıp gönderiyoruz en az zararla.Bazende bir rüzgar en güçlü olduğumuzu düşündüğümüz an kolumuzu kanadımızı kırıp savuruyor.Kendimizle yüzleşmeyle kalıyoruz bir anda söyleyemediğimiz kelimeler bir tokat misali vuruyor içimize.
Hep başkalarının hayatını yaşamak asıl sorun.Kendini adamak, kendinden başka herşeye.Yapmacık değer vermeler, yapmacık gülüşler sarmış etrafımızı.O kırılır bu kırılır derken, bir bakmışız ki kırılmadık yerimiz kalmamış. Hep bir liman aramış durmuşuz sığınmak için onuda becerememişiz.
Çevremizde belki de evimizde özürlü çocuklarımız, tanıdıklarımız vardır.
Kimimiz bunların yanlarına gitmeye korkar yada çekiniriz.Anne ve baba olmak bu anlarda daha bir önem taşımakta..
Evladımmm diye sarmaladıklarında bu yavrularını kaçımızın gözü dolmaz ki..
Dilimize hep kilit vurmuşuz küçüklüğümüzden bu yana.
‘’Söz gümüşse, sukut altındır’’ demişiz. Ve suskun kalmayı edepten sayar olmuşuz. Biraz sesimizi çıkarsak, bir konu hakkında görüş beyan etmeye çabalasak hemen kaş göz hareketleriyle susturulmuşuz.
Ne çok ayrılır olduk son zamanlarda,
Ne çok yalan girdi temiz sevdamıza,
Ne çok suskun saatler eşlik etti geceye,
Sabaha ne çok ihanetler kaldı geceden
İftar sofralarında akşam ezanı ile açlıklar tokluğa dönüşmekte. Dün akşam Ankara Kazan’da gözlemlediğim bir olay bir söz hatırlattı.”Her gün doğan bir çocuk varsa, Allah’ın insanlardan ümidini kesmediği gösterir”Lokman Ertürk Başkanım ve değerli eşi Aydın Batur müdürüm ve değerli ailesine teşekkür ederiz.
Mutlu aşk yoktur derler..
Bunun tersini ararsın her dakika, her an.
Aklından binlerce senaryo geçer, binlerce aşk yaşarsın bir bakmışsın ki kolların bom boş yine.
Ben hastalıklı mıyım ki kimse yanaşmıyor bana?
Yıllar önce ben de okula gittim arkadaşlarımla oynadım. Kitaplar okudum. Ya şimdi? Yıllar önce ağabeylerimin bana yaptığı haksızlıklara tepkimi göstermek için kimseyle konuşmadım Dilim, gözüm sağlamken lâl ve âma bir hayatı seçtim kendime. Benim gibileri görürsünüz etrafınızda. Saçları kirden betona dönmüş, sakalları bir birine girmiş elbise desen kir içinde, pis kokulu insanlarız.