şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.

Yaşam savaşı için sağa sola çarparken
Ellerin arasında kalmıştım el çırparken
Biz asla hor görmedik kimseyi mimleyerek
Önce aynaya baktık kendimizi süzmeye
Biz varlığı güzelle hoşlukla imleyerek
Kabaran nefsimizi koyulduk hep ezmeye
Açılan bir kapıdan yollandığımız günden
Kapanıncaya kadar geçecek o sürede
Bilgiyle amel edip kaçındık biz hep kinden
Verilen görevleri yaparken maksurede
Altımızda bir kilim uykusuz gece gündüz
Tavana yakın yerde küçük pencere, duvar
İnce işçilik yoktu lakin örülmüştü düz
Ne belliydi zamanı ne ustanın adı var
Deruni bir tefekkür ruha tesir ederken
Benlikteki etkiyi kim anlatır ne ile
Zihindeki vesvese nefsi esir ederken
Gerçeklerden kaçarız sudan bahane ile
Hayatta zor görmemiş eller bize kızarken
Ve o eller dünyada öfke ile azarken
/Göçüp gittik sessizce kelebek göz kırparken/
TEMMUZ2013
NİLÜFER SARP
www.kafiye.net
Küstüm Çiçeği Oldum Sayenizde
Nemli bir mavi,tepeden tırnağa sırılsıklam
Çorak gönüllere düştü gönlüm,
Öfkeli sözlerin kızgınlığın da ,…
Şah damarıma kadar hissettim,
Hangi sürgünden kalma idi,kalbim?
Sınırların olmadığı bir düşünce seli,
Kangren dudaklarda iftira saçılır
Kurşini yağmurlar delip geçer,
Gençliğimi koparmış rüzgar,
Hoyratça savurur ta ötelerden ötelere,
Ben ölümü beklemekten korkmuyorum,
Sana ağıtlar yaktığım türküleri söylüyorum.
”Ay bir yandan sen bir yandan sar beni”
Leylim ley ,avaz avaz bağırıyorum duymuyorsun?
Tepeden tırnağa aşk-a boyanmış,
Şarabi kızılımsı saçımın her bir teli,
Ay ışığı gölgelerinde her adımım ,
Kutsaldır,sana adım adım adımlamalarım,
Düşlerimin ardına gizleniyorum,düşmeden önce,
Ertelendim,kaç umuduma ,kaç kurşunlar sıktılar,
Sende geceden gecesin ah be ömrüm,
Her şeyin sonu değil deyip durdum,teselli verdim,
Yarınlarıma,küstüm çiçeğini ektiler,boynum büktüm,
Bendeki bu hicranı sende yaşayasın,zalimden zalimsin,
Son bahar gecesinde,hasret rüzgarları,
Yastığa her başımı koyduğumda savrulur,
Yine dökülüyor gazeller birer birer başımdan aşağı,
Varlıklarından çok yokluklarını verdi sevdiklerim
Görmedim baharı yazı,özlemlerim yüreğimi yaktı,
Tohum misali savrulur,sol yanım,anlatamadım ben beni.
Hiç bir ressam çizemez yüzümdeki hüznümü incinmişliğimi !
Emine ÖZTÜRK / Balım Sultan/
www.kafiye.net
KALBİME BİR ATEŞ DÜŞER SEVGİLİM
Sunduğun bu dertler, dağları aşar
Gözümün yaşları, sel olup akar
Hasretin gönlümde, bin yara açar…
Gurbetin sancısı, düşer sevgilim
Ne zaman düşünsem, çaresiz kalır
Ümitsiz yarınım, yılları alır
İhanet tuzağı, kalbe takılır
Yokluğun matemi, düşer sevgilim
Yokmudur ilacı, hekim getirsen
Kanayan yarama, merhemi sürsen
Dermansız kalışım, senin yüzünden
Kalbime bir ateş, düşer sevgilim
Çiçekler zamansız açtı sevgilim
Gecemde sabahlar, doğmaz güneşim,
Ayrılık mevsimi, yaktı hasretin
Kalbime bir ateş, düşer sevgilim
Hanife Küçük
09/10/2013
www.kafiye.net
Evlat Olsan
Ama simdi, gozlerini acar acmaz “Ruya miydi yine her sey?” diye afallamak, sonra fotograflara bakip derin ve icten bir “Oh” cekmek, ardindan iciniz sicacikken sukretmek diye bir sey var.
“Simdi sevgilim, şöyle de bir sey var; sen yıllar yılı hayatimdasin.
Bir uzvum, hayatimda olmasi gereken bir parçasın.
Sahiden sen yokken bir şeyler eksik, içimde bir sakatlık hissi.
Evlat olsan bu kadar sevilirsin, …
Tarafımdan.
İyi ki geldin, tamamladin beni.
Olman gereken yer benim hayatim.
Bak içim nasıl yuva sıcaklığı.
Ağzım nasıl çiçek.
Az daha gulsen şu sol kaburga sızım, geçti geçecek.
Ağzın cennet.
Sesin ağzına, kulağıma lezzet.
Benim tenim, tenine Mekke biraz, yüzün ellerimle Kabe
Aşk güzel şey sevgilim, senin sayende.”
Demek var içten içe.
Bir avuç sıcaklığı; alışılmış ve benimsenmiş bir ev kokusu yahut eskiden sürekli dinlediğiniz bir şarkıyı uzun zaman sonra yeniden dinlemek, kömür sobası samimiyeti ve annelik hissi doğuruyor karnıma. “Çocukluğumu özledim”li insanlara ithafen; ben şanslı çıktım biraz ağbiler. Tanrı çocukluğumu koynuma bıraktı. İster inanın, ister inanmayın lakin şansınız varsa çocukluk, geri gelir. Şirinleri değil ama kimsenin göremediği şiirleri görürsünüz yeri gelir.
Her neyse.
“sevgilim, ben avuçlarının neminde demlenince güzelim” demem gereken bir adam var.
Bu gün de sol kaburga sızısıyla uyananlar;
Size de merhaba!
İnanın, gerçekten sevdiyseniz, onsuz iyileşmeyecek o yara.
-Mavi Tuğba Karademir
www.kafiye.net
SENİNLE BEN…
Ben aşkı da
Sevdayı da
Senin yüreğinde buldum…
Sevilmenin
Mutluluğun
Tadını unutmuştum
Bulana kadar seni
Yürekli insanların
İşidir aşk derler
Hakkını verenlerindir
Sonunda biz olduk işte
Yüreklerimizi işgal edenlerle
Mücadele ettik
Koruduk kalelerimizi
Her şeyin anlamı vardı
Direnişin bir ödülü vardı
Aşkı bulduk seninle
Seni buldum
Birlikte
Sonuna kadar
Ele ele yürüyelim
Seninle ben
Suna Yılmaz
5.10.2013/İzmir
www.kafiye.net
SEVDA BAŞIMA GELDİ…
Gönlünde çiçekler açmaktır sevda
Yüksekten denize düşmektir sevda
Sıcacık düşlere dalmaktır sevda…
İşte böyle bir şey geldi başıma
Damla damla düştün su buharından
Güneş ile doğdun yaz sabahından
Senden uzak kaldı dünyam kahrından
İşte böyle bir şey geldi başıma
Gözünün içine bakıp kaybolmak
Varlığınla huzur mutluluk bulmak
Aldığın nefeste beraber olmak
İşte böyle bir şey geldi başıma
Sevda dağlarında açan çiçeksin
Başımı döndüren güzel meleksin
Sen benim gözümde daima teksin
İşte böle bir şey geldi başıma
Ruhumu doldurdun aşk akşamında
Kahvenin içinde şeker tadında
Havalandı kalbim kuş kanadında
İşte böyle bir şey geldi başıma
Biricik sevgilim gerçeğim benim
Gönlümün sultanı çiçeğim benim
Seni her halinle seven de benim
İşte böyle bir şey geldi başıma
Suna Yılmaz
5.10.2013/İzmir
www.kafiye.net
KASTAMONU
Sarımsakla süslenmiş kızılöz çanaklarla
Han hamam kalesiyle heybetli konaklarla
Müderris hamamında mermerden yunaklarla
Evliya diyarının özüdür Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Bayraklı sultan gibi süzülür Türk bayrağı
Lale sümbül nergizli çam kokulu yaprağı
Tarihin mirasıdır dağı taşı toprağı
Gazi Halime’mizin gözüdür Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Yeraltının elması kömürün karasıdır
Şapkanın inkılabı Ata’nın mirasıdır
Çanakkale türküsü yürek yakan yasıdır
Şerife Bacımızın közüdür Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Yemyeşil orman olan geçit vermez dağlarda
Pınarbaşı yolunda al kirazlı bağlarda
Yüzyılların mirası kutsal antik çağlarda
Dünya mirasımızın tözüdür Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Batı Karadeniz’de Küre Dağ Milli Parkla
Azdavay balında ki yöresel olan farkla
Kayın Köknar meşeli dağlarda dönen çarkla
Kültür mirasımızın sözüdür Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Doğal yeşil ormanın vadide süzüldüğü
Ahşap köy evlerinin,kanyonda dizildiği
Şelale seslerinde huzurun sezildiği
Gönle muhabbet saçan yazıdır Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Valla, Çatak,Aydos’un karstik kanyonlarında
Cide sahil boyunda ahşap dalyanlarında
Doğal Fıstık Çamlığın eğimli yanlarında
Milli coğrafyamızın tezidir Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
Ilıca şelaleyle heybetli Ilgarinin
Tilki su samuruyla,kızıl geyiklerinin
Ayı göl çevresinde tepelik Davarinin
Karstik kayadan düşen tozudur Kastamonu’m
Milli mücadelenin sözüdür Kastamonu’m.
SELMA TÜRKYILMAZ
www.kafiye.net
İçimden ağlayarak sığındım ezel Yâr’e,
Gezerken gaflet ile dönüp ardıma baktım.
Gözyaşımla derdimi yolladım özel Yâr’e,
Nimetleri görmedim kendimi boşa yaktım
Bir kuvvetli ışık mı; ışığın demeti mi,
Göze güzel gösterir şu muhteşem doğayı?
Ve güllerin rengi mi ve Rabbin himmeti mi,
Tılsımıyla ışıtır gökte yıldızı, ayı?
Kaynak nedir anlasa, şaşkın, avare şair;
Böyle pervasız olup, gerinir miydi? Hâşâ;
Kendini “yapan sanıp”, şirke batmazdı, sair
Yollara da düşmeden, aklı alırdı başa.
Denizler kâfi gelmez O’nun eserlerini,
Tasavvurda, tasvirde bütün algılarıyla,
Gözden beyne yollayıp, soyut seferlerini,
Beşer asla anlamaz çürük bulgularıyla.
Çığlık çığlık martılar dans ederken yunuslar,
Yaratanın izine bakarak geçer ömür.
Bir zerrenin içine sığarken okyanuslar,
Bin yıl beklese yerde elmasa dönmez kömür.
NİLÜFER SARP________OCAK.2012
www.kafiye.net
Beklersin eve dönüşünü,
Senin gördüğün kadar yüksek kaldırımlar.
Düşündüğün kadar büyük değil acılar….
Ağlamam acı bu değil…
Gülerek yaşamayı tercih ederim
Zaman zaman….
Kimse uğramazsa sokağıma,
Çıkmam kaldırımına.
Merdivenlerden inemem ben,
Korkarım bir gün düşmekten…
Çıkmak kolaydır oysa ,
Peki ya inerken?
Kim bilir kime rastlarım…
Ama görmem…
Kimin kalbinden suçluyum ben?
Hiç duymak istemem sesleri,
Onlar da yüksektir kaldırımlar gibi,
Kimileri çok kızar.
Kimileri de ses çıkarmaz.
Hep yokuş mudur bu yollar?
Bir intihar sebebi değildir aşklar.
Sen hiç mahtülünü bu kadar çok seven gördün mü ?
İnanmam…
Üçüncü sayfalarda okunacak bir gün haberin,
Çok sevdiğin kalbini ihanete kurban verdin,
Bir kaldırımdan uçuruma ittin hayallerini,
Yaşamak için son anda bir umudu kurtarıverdin.
Sen mi verdin ki bu canı?
Benden alacaksın…
Yok alacaksan haber ver!
Kİ suç üstüme kalmasın….
Ölene ölüm kolay, gidene yol çok….
Peki ya kırdığın kalbi O çok severse,
Hala hazır mısın hesap vermeye?
Gülcan Korkmaz
www.kafiye.net
TANIDIĞIM HİÇ BİR BÜYÜK KALMAMIŞ
Kırk yıl oldu ben köyümden çıkalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış
El kapısı ekmek kapım olalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Gayrı geçti o çocukluk yıllarım
Hayal ile gelip geçer günlerim
Gah kendime gah elime ağlarım
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Dünya ya değişmem bizim elleri
Gül oldu gözüme kara tikeni
Hani bizim elin gelini eri
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Memnun olmazsak da biz bu karardan
Kaçan ne kadar kaçacak mevladan
Duydum ki “Ümmühan” göçmüş dünyadan
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Kul Yusuf çırpınır güvercin gibi
Gökte ki turnalar habercim gibi
Elimden ayrıyım tecellim gibi
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
www.kafiye.net