şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.
Unutur muyuz seni biz,
Yıllar geçse de üstünden!
Unutur muyuz seni hiç,
Tüm güzelliklerini!
Ve hoş görüyü sen öğrettin bize,
Şimdi bizler; yıllarca, yokluğunla
Yanar ağlar, acını çekeriz!
Annesizliğin acısını;
En güzel bız anlarız annem!
Vefayla öpmek isterdim senin
O toprak kokan ellerini!
Gece gündüz dinlemek isterdim,
O yumuşacık göğsünde senin!
Bal damlayan sözlerini,
Büyük bir sessizlikle dinlerdim.
Felek acımadı, çok erken aldı!
Seni bizden kopardı aldı.
Sen bizi büyüttün; analık ettin!
Beklenmedik zamanda,
Bırakıp gittin annem!
Biz daha çok küçücüktük,
En acısı annem!
Biz sana evlatlık edemedik,
Sana doya doya sarılamadık!
Sen hakkını helal et annem!
Bizler sana hakkımızı helal ettik!
Annem helal et hakkını!
Zülfiye Dönmez
Almanya/5sep. 18: 30
www.kafiye.net
NE ÇARE!
Başım düşer önüme, ah çekerim!
Gelen geldi, giden gitti ne çare!
Yazgımın vehmine boyun bükerim
Gün eridi, güneş bitti ne çare! …
YÜREĞİM SENDE ANAM
Yine uyku modunda hiç seslenmez duyarda
Elin ve ayağınım yüreğim sende anam
Arsız puslu geceler matemede uyarda…
Kimsesiz yetim düşler yüreğim sende anam
Baygın aygın bakarsın bana birşeyler söyle
Emeğin çok üstümde hakını helal eyle
Akşamlar zifir kara sabahlarımız öyle
Çaresiz biçareyim yüreğim sende anam
Azdı bu deli gönlüm evde çınar ağacı
Gözyaşım olmaz çözüm en büyük sızı acı
Sanma yıldım yoruldum bende yerin baştacı
Beni yalnız bırakma yüreğim sende anam
Boynu bükük dururum gözüme indi perde
Bayram gelmiş neyine canların hangi yerde
Sustuklarını anlat derman olurum derde
Örselenmiş bedenin yüreğim sende anam
Damağında yok tadın istemezsin bal börek
Ağrıların dillenir sabırla dua gerek
Yalan Dünya acımaz inadına gülerek
Benim içimde hüzün yüreğim sende anam
Hıçkırıklar geceye yaşlar içime akan
Sesiz sedasız bitkin bazan umutsuz bakan
İnim inim inlerken şu ciğerimi yakan
Hasrettir yaşamaya yüreğim sende anam
Bir kusur işlediysem can gücenip kırılma
Bende kemik ettenim lütfen küsüp darılma
Bırakıp gitme selde istersen hiç sarılma
Kırık kolum kanadım yüreğim sende anam
TÜLAY ASLAN
www.kafiye.net
Anam babam bacımı alsan bile elimden
Her türlü şerri haktan bileceğim ey hayat
Ne bir isyan çıkacak nede feryat dilimden
Acımı şükür ile sileceğim ey hayat
Bilirim ki her kula aynı camdan bakmazsın
Kimsini kavurur kimisini yakmazsın,
Düşküne yandaş olmaz bir gün destek çıkmazsın
Zannetme ki kahrımdan öleceğim ey hayat
Türlü türlü dertleri açsan bile başıma
Huzurla yedirmesen agu katsan aşıma
Zindan etsen dünyamı doymasam genç yaşıma
Sana inat yinede güleceğim ey hayat
Yaşattığın bu acı ne ilkim nede sondur
Geçmişine takılmam geçmişsen zaten dündür
Her karanlık gecenin şafağı yeni gündür
Umudumun peşinden geleceğim ey hayat
Safiye Samyeli
Denizli / 08.07.2013
www.kafiye.net
Bakın hele gavata nasılda gubarıyor
Dokuz köyün hindisi halt eylemiş yanında
Kini yüzüne vurmuş fesattan geberiyor
Sanki iblis dolaşır damarında kanında
……….Boşa gubarma beyim bu köyde borun ötmez
……….Kendini hiç zorlama bu gemi böyle gitmez
Sevdiğine hasretten dönmüş etten deriye
Düşmüş şafakta yola geliyormuş beriye
Güya eyleme geçmiş dönmek yokmuş geriye
……..Boşuna çıkma beyim yürümekle yol bitmez
………hiç zorlama kendini bu gemi böyle gitmez
Açık denizde tekne koylarda yatı varmış
Tarabya da üç villa on iki katı varmış
Kapısının önünde sayısız iti varmış
……..Boşa övünme beyim huyun beş para etmez
……..Hiç zorlama kendini bu gemi böyle gitmez
Peyniri deri saklar kadını ise eri
Yalakalık yapmanın ne zamanı ne yeri
Topla kazan kepçeni bas hadi geri geri
…….Sütün bozulmuş beyim inan ki maya tutmaz
…….Hiç zorlama kendini bu gemi böyle gitmez
Karşında ki Laz kızı bilmiyorsun huyunu
Ellerinle kazarsın bil ki kendi kuyunu
Üstüne fazla gitme ısıtma gel suyunu
…….Bu hayvan terli beyim bir zoka daha yutmaz
…….Hiç zorlama kendini bu gemi böyle gitmez
Safiye Samyeli
Denizli / 10.07.2013
www.kafiye.net
SENSİZ GÜNLERİM HAZAN
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgardan
Seni hatırlatıyor bizim maceramızdan
Kalbime de dert oldu gıcırdıyor durmadan…
Savurdu anıları rüzgarlar acımadan
Tatlı sözlerine ben bile bile inandım
Sahte sevdalarına nasıl aldanıp kandım
Azapta bir ruh gibi cayır cayır ben yandım
Kalbimden vurularak oluk oluk kanadım
Canlanıyor en hazin derin duygular bende
Gözlerin hançer olup saplanıyor yüreğime
Aşkımızın o sonsuz hatıraları bende
Pişman etme ne olur seni çok sevdiğime
Küllenmiş kalbime bak yanan közlerin vardır
Unutmuş deseler de inanma hep yalandır
Seni benden alana inan bu dünya dardır
Nefes aldığı her an onun için bil kardır
Seni aramak için düştüm uzun yollara
Gören asla olmamış sordum bir bir kullara
Yalvardım yakardım ben gökte uçan kuşlara
Bulsunlar seni diye ferman yazdım onlara
Nedir benim çektiğim söyle senin elinden
Ömür boyu ağlayıp seni soracak mıyım
Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden
Dağlardan ormanlardan sana akacak mıyım
Suna Yılmaz
9.10.2013/İzmir
www.kafiye.net
MEZAR TAŞIM
Kabuk tutar mı yaram, kan diner mi acaba?
Boşa yanmış bu yürek alevdir içim dışım.
Gözyaşından bir damla sunsaydı bad-ı saba
Adaklar adayarak geçmezdi yazım kışım..
Saplandı dil-i hançer kesti biçti kanattı;
Naçar gönül aşkını, bağrına basıp yattı.
Sadakat ile sevmek, elbet büyük sanattı
Gün yüzü görmedi ki, bir gün sevdalı başım..
Aşklar asla bitmezmiş, ömür bir gün bitse de;
Yürek vazgeçemezmiş sevileni gitse de..
Gün be gün artan keder canları eritse de
Kefen olur aşkıma, artık hasret kumaşım..
Tek yâr olsa yeterdi, zaten gönül yetimdi;
Aradığım ne çare, ne ilaç ne hekimdi.
Yağmur mu gözyaşım mı o şehre yağar şimdi
Bu sevdaya düşeli, sabır ekmeğim aşım..
Acıdır aşk şarabı, benden çok içeni yok;
Vedalar ölüm sunar, ucu zehirli bir ok.
Yatsıya dek yanmaz mum, yalanlara karnım tok
Çileli gecelerde dinmedi gözde yaşım..
Güle aşık bülbüller, kederli gülizarda;
Figân eyler ben gibi, kan ağlar ah-ü zarda.
Kara toprak elbette saracak ya mezarda
O yüzden ‘vuslat burda’ yazacak mezar taşım..
ESRA DEREL
www.kafiye.net
ÇINARIM (YIKILDI BUGÜN)
Babadan yetimdi anadan öksüz,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün.
Kırıldı dallarım kollarım güçsüz,…
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Almıştı yanına yedi yaşımda,
Hasta iken durdu yanı başımda,
Her gün lezzet idi duygu aşımda,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Baba oldu bana şefkatle baktı,
Okulda çantamı sırtıma taktı,
Bilmem beni şimdi niye bıraktı,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Ateş düştü cana şimdi derinden,
Yaktı yüreğimi hassas yerinden,
Dönen yok bilirim hak seferinden,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Üşüdü dertlerin soğuk koynunda,
Çekti tüm çileyi kimin umrunda,
Son defa bakayım şöyle durunda,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Selası duyuldu etmişti vefat,
Acıları dindi bitmişti hayat,
Gülmeyen kadere asmadı surat,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Artık kara toprak onu saracak,
Melekleri gelip sual soracak,
İnşallah mekânı cennet olacak,
Koca bir çınarım yıkıldı bugün…!
Amcam Ahmet Köksala ithafen
Şerife Köksal Badısaba
SENİ TANIMASAYDIM
Ne yapardım bilmem
Varlıgımın temeli oldun
Hayatında bir üzüntü olsa
Gülemem üzülürüm …
Canım kadar degerlisin
Bütün iyi niyeti
Sende gördüm
Cansın kansın
Her an her dakika
Benime bedenimdesin
Ömrüm oldukca her zaman
Her yerde sen bnimlesin
Canımsın aşkımsın
Sen benım vazgeçilmaezimsin
Yüregin aşk sevgi şiirle dolu
Özlemımsın her an her dakıka
Aklımdn hıc cıkmıyansın
Savaşımın nedeni
Tüm sevgiyi ve aşkı
Sende buldum
Sen bnım hayatımın
Vaz gecılmez aşkısın
ZÜLFİYE DÖNMEZ
www.kafiye.net
Bir şişenin içinde hapsolmuş cin gibiyim
Bu ne biçim düşünüş, ne biçim bir hesaptır
Sanki dünya sırtımda yaşlı hecin gibiyim…
Bilemem bu yaşamım ömrümde hangi baptır
Kaf Dağında oturan bir masal devi miyim,
Ankaları yakarak küllerini savuran?
Yüzyıllardır beklenen bitimsiz sevi miyim,
Yüreklere girerek aşkla yakıp kavuran?
Gezdim, gördüm olaylar fazlaca şişirilmiş
Masallar âleminde; bahtsız yaşayan çoktu
Sanki kara kazanda ateşsiz pişirilmiş
Sevda sofralarının tadı yok tuzu yoktu
Bir yola çıktım ki sır, sırlar ile çevrilmiş
Birini çözdüm derken doksan dokuzu kaldı
Neye el attı isem baktım ki devşirilmiş
Gözlerimde buğular, kalbimde sızı kaldı
Ağzı dili bağlanmış adamlar, kadın, erkek
Verilen vazifeyi yaparlar uslu uslu
Dikkat ettim baktım ki hepsi oldukça ürkek
Hepsinde boyun bükük, bakışlar puslu puslu
Gecenin bir vaktinde uçarken Kaf Dağına
Ankanın kanadında tıpkı bir masal gibi
Nil rüyadan uyandı girdi gizem bağına
Gördü gülü titrerken rüzgar yemiş dal gibi
NİLÜFER SARP
www.kafiye.net