Kategoriler

Arşivler


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Nilüfer SARP

HALİN HAYRETE ŞAYAN

HALİN HAYRETE ŞAYAN
Melodisi yok oldu soldurdun tüm rengini
Kalmadı tadı tuzu, hayatın gittiğin an
Açmaya kalkma sakın kapattım kepengini
Paslanmaya  başladı bıraktığın kalp inan

Ne varlığın çareydi, ne yokluğun bir kayıp
Yine de gittiğin gün, öldürdün aşkı; ayıp
Ben senin sevdiğini biraz olsun varsayıp
Sevdiğimi haykırdım, ant olsun Hakk’a ayan

Ruhun girdap mıydı ne çekip aldın içine
Takılmadım nedense, nedene ve niçine
Sürgün etseydin bile sevecektim maçine
Peki neden vefasız, sevgimi ettin ziyan

İsmini duyduğumda titrerdim deli gibi
Dağa baş kaldırırdım zemheri yeli gibi
Akardım dolu dizgin ilkbahar seli gibi
Şimdi bir el gibisin halin hayrete şayan

Beni bende bıraktım getirme artık dile
Bu aşkı gömeceğim, billahi bir veçhile
Katranı bal eyleyip, ikram ettin ya Nil’e
Şimdi yokluğumu gör çilesi varsa dayan

NİLÜFER SARP
1.EKİM.2013
www.kafiye.net

Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Nilüfer SARP

MEVSİMLERDEN HAZANIM

MEVSİMLERDEN HAZANIM
Çamurlu ayaklarla üstüne basa basa
Ezilen kuru yaprak, mevsimlerden hazanım
Dolaşıp diyar diyar ahvale edip tasa
Zordan zora geçilen zamanları yazanım

Kimi sefa sürerken; kimi ağlar dert ile
Kimi karalar bağlar; gençken düşüp de dile
Kimi ömür doldurur; çekerek her dem çile
Ben bunları derleyen ve söyleyen ozanım

Dutların taze sürgün yaprağıyla beslenen
Sabırla bekleyerek, gelin gibi süslenen
Ateşlere atılıp can havliyle seslenen
Yüreğine ördüğün saf ipekten kozanım

Kendini kapattığın üst üste kapıların
Çift sütunlu, kemerli taş duvar yapıların
Etrafını çeviren en güçlü tapıların
Arasından yol bulup içeriye sızanım

Nice yıllar geçip de doldururken vademi
Nice hüzünlü anlar yaşarken canda demi
Hayata imza atıp iz bırakan âdemi
Çekip çekiştirene, vardır hep su-i zanım

NİLÜFER SARP
www.kafiye.net

Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Ülkü KORKMAZ

Gözlerin Bir Sırdı Benim İçin

Gözlerin Bir Sırdı Benim İçin

Yağmurlu bir gece,
Yağmur; gözlerin kadar hırçın,
Gözlerin kadar yakıcı.
Gözlerin bir sırdı benim için…

Yapmasaydım bunca yanlışı;
Nasıl bulurdum doğruyu?
Her şey gözlerinde saklıydı işte.
Gözlerin bir sırdı benim için…

Bazen; sevgi ve şefkat dolu;
Bazense; acı ve kızgınlık…
Nedenn böylesin sevdiğim?
Gözlerin hep bir sırdı benim için.

Gözlerin gözlerin gözlerin;
O yemyeşil gözlerin…
Hadi anla,hadi anla artık!
Gözlerin bir sırdı benim için…

Uyan!
Hadi uyansın herkes.
Anla!
Hadi anla aşkımı da; itiraf et aşkını…
Gözlerin bir sırdı benim için…

ÜLKÜ KORKMAZ
www.kafiye.net

 


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Gülşen EKER

ÇİÇEKTEN MAYINLAR

ÇİÇEKTEN MAYINLAR

Korkularım
Çiçekten mayınlar döşemiş umutlarıma
Sensizliğin nefes alışları
Can çekişiyor sol yanımda
Yalnızlığın pimini çekeceğim
Titreyen bakışlarımda
Yüreğim bölünecek olsa da
Buzdan on bin parçaya

Bir uğur böceği uçuyor
Parmak uçlarımdan
Köşebaşları tutuluyor
Tüm ıslak sokakların
Hatıralar bir bir dökülüyor
Küflü saklılarımdan
Gözlerinde üşüyorum
Yazgısı kara akşamların

Kapı arkalarına gizlenmiş
Yine dilsiz yürekler
Kumral saçlarını rüzgara bırakmış
Gece gözlü hüzünler
Sancılar nefesini tutmuş
Sabırsızca beni bekler
Hayaller hep böyle mi
İmkansızlıklara yenik düşer?

Gülşen EKER
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Gülşen EKER

DİBİNE VURDUM HÜZÜNLERİN

DİBİNE VURDUM HÜZÜNLERİN
Dibine vurdum bu akşam hüzünlerin
Ayrılığın sen kokan mevsimlerinde
Puslu yalnızlıklara umutlar tütsüledim
Kanayan nefes alıp vermelere

Yağmur rengi gülüşün değdi de bir kere
Nasıl da ıslandı susuz düşlerim
Tam ortasından okkalı bir darbe
Seninle vurmuştuk biz koyu kara hasretlere

Ya kaçıp saklandığım senli zamanlar
Eli ayağına dolanırdı öksüz duyguların
Şarkılar söylerdi keyifle sevinçler
Issız sokaklarında gözyaşlarımın

Şimdi ise umarsız yokluğun misafir olmuş
Tadını çıkartıyor rehin yüreğimin
Nerde durup bir soluk borçlandığım kolların

Sana koşuyor bak kimsesiz kalan yanlarım

Gülşen EKER
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Afet İnce KIRAT

ATLIKARINCA

ATLIKARINCA

Yılların acıları sızıyordu yüzündeki derin çizgilerden. Gözleri demir atmıştı Marmara’ya, neredeyse bir asra yaklaşmış zaman ötesinden. Anıları gibi bulanıktı bakışları. Öfke miydi içindekiler, özlem mi, yorgunluk mu belli değildi. Dağılmış, beyazlamış, çatık kaşları öfkeyi hissettiriyordu. Neden öfkeleniyordu acaba? Daha dikkatli bakmalıydım, görmek için, görebilmek için.

Yüzüne vuran ışıkta bir çocuk canlanmıştı adeta. Kumral bukleli saçlarını tutturduğu kırmızı kurdelesi titriyordu döndükçe. Bir bayram sabahı atlıkarıncadaydı, dönüyordu rüzgârla yarışarak. O dönüyor, zaman dönüyor, gelenler geldiği yere dönüyordu, o gün babasının döndüğü gibi. Telaşla gelen dayısı, durdurup mutluluğu, indirmişti acı dolu dünyaya. Kalabalık evlerinin önünde belki de ilk kez gözlerindeki ışık sönmüştü, saçlarının buklesi gibi. Kırmızı fırfırlı elbisesinin rengi solmuştu birden, göremiyordu parlak ışıklarını, yüzü de öyleydi. Çözümleyemediği nedenle…r karıştırıyordu kafasını. Şimdiki yüzünü kaplayan kırışıklıklara benziyordu aynı. Nereden gelip nerede bittiği belli olmayan çizgiler bir anda o bayram sabahına götürmüştü yaşlı kadını benim gözümde.

Zor yıllar geçmişti peş peşe, çocukça aşklar başlamış, bitmişti masmavi gözlerinde. İçindeki küçük titreşimler unutturmuştu bazen sıkıntılarını. Ama sadece bazen…

O gün bindiği atlıkarınca gibiydi hayat, dönüyordu sürekli. Bazen mutluluktu gördüğü, bazen hasetle bakan insanlar, bazen de karanlık yüzler, aynı ölüm gibi.

İçinde büyüttüğü isyanlar okunuyordu yüzünden, belli ki ses çıkaramamıştı haksızlıklara, yokluğa, itilmişliğe. Burnunun duruşu anlatıyordu bunu bana. Güzel bir kadın olduğu bu yaşta bile belliydi, zamanında havada duran burnu yeri gösteriyordu şimdi. “Az kaldı” diyordu sanki.

Sımsıkı kapalıydı dudakları, alışkındı belli ki susmaya. Konuşmaya susamış gibiydi, çatlak ve kuru. Ne söyleyecekti ki konuşabilse. Belki de hor görülmüştü yıllarca, dayak yemiş yemek istediklerini yiyemese de. Gözlerinden sonra en büyük acı izi solgun dudaklarında kalmıştı.

Yine bir bayram sabahıydı, çocukları izliyordu. “Kim bilir hangi kızın hayatı sönecek bayramı yaşarken?” diye düşünüyordu. Yüzündeki derin çizgilere inat geçmişin silik izleri vardı yüzünde.
Lunaparkta atlıkarınca dönüyordu, dünya gibi, gelenlerin gideceği gibi, rüzgâra inat, zorluklara inat. Başı dönüyordu kadının, atlıkarınca gibi.

Afet İnce Kırat
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Gülcan KORKMAZ

MUTLULUĞA GELİNLİK GİYDİREMEZSİN

MUTLULUĞA GELİNLİK GİYDİREMEZSİN

Başka isimlere karışır adın,
Yılların duvağını indirirsin,
Sen sakın üzülme canım,
Mutluluğa gelinlik giydiremezsin….

Sevdaya köle olunmaz,
Kendi içinde boğulup gidersin,
Sen onu beklerken her vakit o başka birine gider,
Sen görmezsin.
Mutluluğa gelinlik giydiremezsin….

Aklından çıkmaz olur anılar ,
Daha dün yaşanmıştı dersin,
Unutma sen ilk değilsin.
Mutluluğa gelinlik giydiremezsin…

Sabır taşın çatlayana kadar sende onu beklersin,
Ama aşk beklemek değil,
O yanında olsun istersin.
Mutluluğa gelinlik giydiremezsin….

Kırılır kalbimin kapıları ,
Ben neredeyim o nerelerde,
Sevgiye emek vermek gerekir,
Yoksa boğulursun gözlerinde,
Sende bir gün sevmek istersin,
Mutluluğa gelinlik giydiremezsin….

Gülcan KORKMAZ
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Gülcan KORKMAZ

SENİN OLMAYAN SABAHLAR (RABİA)

SENİN OLMAYAN SABAHLAR (RABİA)

Sen güneşin gökyüzüne doğduğu düşünürsün,
Ben ise aynı gökyüzünü paylaştığımızı,
Senin olmayan bir sabaha uyanırsın bugün,
Başka semtlerin duvarında ağlarsın.
Bir cehennemin ortasına düşersin.
Açlık kırıp geçirmiş insanları görmezsin…
Gözyaşları ise ceset torbalarına toplanmış,
Küçük bir çocuk kalbine saklanmış adı vicdanmış…
İnsanın kaderi belli derler,
Oysa senin kaderini onlar çizerler…
Ne savaşı bu ne katliamı?
Savaşta bile bir kazanan olur,
Hala devam ederler mi gözyaşı dökmeye?
Bilselerdi kaybeden taraf olduğunu.
Ne savaşı ne katliamı bu?
Kardeş kardeşe hiç vurur mu?
Hani hepimiz aynı gökyüzünün altındaydık?
Hani hepimiz aynı yıldızlara bakardık?
Yoksa senin doğduğun yerlerde güneş mi farklı?
Aynı gökyüzünü paylamayı beceremiyorsun.
Sana binlerce kez yazıklar olsun!

Gülcan KORKMAZ
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Zülfiye DÖNMEZ

HASRETIM YAR SANA

HASRETIM YAR SANA

Aç kapını sana geleyim,
Aç şu güzel kalbini de göreyim.
Divane oldum, şaşırdım yolumu
Sendin uzaklarda, sanki ölüyüm!

Hasretim yar, kalbim ağlar sevdana,
Kapıldım çaresiz bir aşk oyununa,
Yattım kalktım adını sayıkladım,
Bu güzel sevdayı ve aşkı sende buldum.

Sana olan sevgim, aşkım biter sandım
Maalesef ben çok yanıldım,
Sevdan yüreğime oturdu kaldı,
Sensiz hayat çekilmez oldu.

Geliyorum, bu aşkı senle yaşayalım,
Hasretim yar sana özlüyorum anlasana!
Eridi yüreğimde yar kalmadı yağlar,
Zalim kader elimi kolumu bağlar.

İçimde bir ateş var kor gibi yanar,
Gözlerim durmadan seni arar,
Hasretim sana dayanamam buna,
Söz verdim çok yakında geleceğim sana
Geleyim de bitsin bu acı sevda

Almanya 17.10.2013
Zülfıye dönmez
www.kafiye.net


Tarih 23 Eki 2013 Kategori: Zülfiye DÖNMEZ

BEKELEMEK GÜZELDİR

BEKELEMEK GÜZELDİR

Bir gün senin geleceğini düşünerek beklemek,
Güzeldir sevildiğine inanarak beklemek,
Beklemek güzeldir
Bir gün bir kırmızı gül gibi yanında biteceğini,
Düşünmek, sevgiyle beklemek güzeldir!
Gökte süzülmek gibi,
Deryada yüzmek gibi,
Rüzgarda savrulmak gibi

Beklemek güzeldir
Ateşte yanmak gibi
Aşkta kanmak gibi
Beklemek güzeldir
Onu canından sevmek gibi

Beklemek güzeldir
Hoş geldin, geldin mi demek gibi
Mutluluk verir onun hoş gelişi,
Seninde hoşuna gider.
Birlikte mutlu olmaktır,
Onu her gün, her akşam beklemek!
Bu tutkulu bir aşıkın işaretidir.

Almanya 17.10.2013
Zülfiye Dönmez
www.kafiye.net