şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.
ATLIKARINCA
Yılların acıları sızıyordu yüzündeki derin çizgilerden. Gözleri demir atmıştı Marmara’ya, neredeyse bir asra yaklaşmış zaman ötesinden. Anıları gibi bulanıktı bakışları. Öfke miydi içindekiler, özlem mi, yorgunluk mu belli değildi. Dağılmış, beyazlamış, çatık kaşları öfkeyi hissettiriyordu. Neden öfkeleniyordu acaba? Daha dikkatli bakmalıydım, görmek için, görebilmek için.
Yüzüne vuran ışıkta bir çocuk canlanmıştı adeta. Kumral bukleli saçlarını tutturduğu kırmızı kurdelesi titriyordu döndükçe. Bir bayram sabahı atlıkarıncadaydı, dönüyordu rüzgârla yarışarak. O dönüyor, zaman dönüyor, gelenler geldiği yere dönüyordu, o gün babasının döndüğü gibi. Telaşla gelen dayısı, durdurup mutluluğu, indirmişti acı dolu dünyaya. Kalabalık evlerinin önünde belki de ilk kez gözlerindeki ışık sönmüştü, saçlarının buklesi gibi. Kırmızı fırfırlı elbisesinin rengi solmuştu birden, göremiyordu parlak ışıklarını, yüzü de öyleydi. Çözümleyemediği nedenle…r karıştırıyordu kafasını. Şimdiki yüzünü kaplayan kırışıklıklara benziyordu aynı. Nereden gelip nerede bittiği belli olmayan çizgiler bir anda o bayram sabahına götürmüştü yaşlı kadını benim gözümde.
Zor yıllar geçmişti peş peşe, çocukça aşklar başlamış, bitmişti masmavi gözlerinde. İçindeki küçük titreşimler unutturmuştu bazen sıkıntılarını. Ama sadece bazen…
O gün bindiği atlıkarınca gibiydi hayat, dönüyordu sürekli. Bazen mutluluktu gördüğü, bazen hasetle bakan insanlar, bazen de karanlık yüzler, aynı ölüm gibi.
İçinde büyüttüğü isyanlar okunuyordu yüzünden, belli ki ses çıkaramamıştı haksızlıklara, yokluğa, itilmişliğe. Burnunun duruşu anlatıyordu bunu bana. Güzel bir kadın olduğu bu yaşta bile belliydi, zamanında havada duran burnu yeri gösteriyordu şimdi. “Az kaldı” diyordu sanki.
Sımsıkı kapalıydı dudakları, alışkındı belli ki susmaya. Konuşmaya susamış gibiydi, çatlak ve kuru. Ne söyleyecekti ki konuşabilse. Belki de hor görülmüştü yıllarca, dayak yemiş yemek istediklerini yiyemese de. Gözlerinden sonra en büyük acı izi solgun dudaklarında kalmıştı.
Yine bir bayram sabahıydı, çocukları izliyordu. “Kim bilir hangi kızın hayatı sönecek bayramı yaşarken?” diye düşünüyordu. Yüzündeki derin çizgilere inat geçmişin silik izleri vardı yüzünde.
Lunaparkta atlıkarınca dönüyordu, dünya gibi, gelenlerin gideceği gibi, rüzgâra inat, zorluklara inat. Başı dönüyordu kadının, atlıkarınca gibi.
Afet İnce Kırat
www.kafiye.net
dr dre studio
Şubat 7th, 2014 04:47
I genuinely enjoy looking through on this website, it has got wonderful posts. “Beware lest in your anxiety to avoid war you obtain a master.” by Demosthenes.
nike free 5.0 v4
Mart 14th, 2014 01:33
bara vill tillstånd att detta är oerhört hjälp, Tack för att du tar dig tid att skriva detta.
tasche hermes birkin
Mart 21st, 2014 12:13
I’ve recently started a web site, the information you offer on this site has helped me tremendously. Thanks for all of your time & work.