Kategoriler

Arşivler


Tarih 7 Kas 2013 Kategori: Öyküler

Umut Kırıkları

Umut Kırıkları

Yaşam kötü bağlamış, elimi ayağımı
Yollarımın sana gitmesi yasak
Seni özlemek sakıncalı
Yüreğimde bir afet sevda koru
Dudaklarımda mahpus sanki adın
Ne zaman ki inat ettim,
Ne zaman ki gel dedim
Ne zaman ki benim ol ,dedim
Dudağıma kanadın

Yılların acısını çıkaracağım diye
Nasılda bel bağlamışım sana
Bir gece vaktiydi gelişin
Gidişin aynı keza
Adın aşk, 
Adın umut,
Adın kara sevda
Her dilde, her türküde , her masalda

Ya sen çekemiyorsun yükümü
Ben ağırım sevdamdan
Ya da seni bana çok gördü kader

İç çekiyorsam ondan
Ağlıyorsam ondan
Hesabını doğru yap yüreğim
Aşk da yaşamaz umut olmadan
Umut olmadan asla 
Umut olmadan

Ben, geceye umut ekeceğim 
Her şeye inat !

Emine ÖZTÜRK/Balım Sultan/
www.kafiye.net


Tarih 7 Kas 2013 Kategori: Saffet ÇAKIR

Gurbet Elde Üşüme!

Gurbet Elde Üşüme!

Sevda denilen bu bilmecede 
Boğazıma düğümlenen hecede 
Karlı dağlarda, ıssız gecede 
Yine takıldın düşüme, 
Dualarım sarsın seni, 
Gurbet elde üşüme. 

Bu kara sevdayı başıma sardın 
saçlarını mor geceme asardın 
bir dağ çiçeği misali kokardın. 
Yine düştün geceleri düşüme, 
Dualarım sarsın seni, 
Gurbet elde üşüme. 

Bir yıldız misali meçhule aktın 
İçimde çağlayan billur ırmaktın. 
yaktın beni can evimden yaktın 
Kara bulutları taktın peşime 
Dualarım sarsın seni, 
Gurbet elde üşüme… 

Saffet Çakır
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Nilüfer SARP

NE ZAMAN

NE ZAMAN

 


Ne zaman yola çıksam önümde sıralanır 
Yüreğimle oynayıp zulmeden vefasızlar
Nedamet kapıları yavaşça aralanır
Hüzün çöker kalbime kanayan yaram sızlar 

Ne zaman bir gül için şakıyan bülbül olsam
Dikenini batırır kanatır hep içimi
Açsa bana kalbini aşkına ödül olsam
Mutluluk benden geçer varsın yapsın seçimi 

Ne zaman bir damla su içmek istese canım
Uzak yoldan gelirken yamaçtaki pınardan
Aklıma sen düşersin adeta kaynar kanım
Özlemin yakar teni kurtulamam ben hardan

Ne zaman talihimi zorlasam senin için
Yoluna koyulup da her şeyi göze alsam
Sıla uzak varamam ağlarım için için
Koşup gelmek isterim bir anlık fırsat bulsam

Ne zaman bu diyardan göçmeye niyet etsem
İçimden bir ses der ki dur gitme daha erken
Ne zaman şu ruhuma sensiz eziyet etsem
Acı çöker içime hayalini severken

NİLÜFER SAR
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Kenan ERDOĞAN

MUHARREM AYI

MUHARREM AYI

Muharrem ayı maalesef bütün müslümanların yüreğini yakan Kerbela’dan dolayı acılarla anılan bir ay. Bu ayda cümle-i ehl-i dilan ve dahi dervişan Fuzuli’nin Hadikatü’s-Suada’sı gibi eserleri on günde okurlar ve onuncu günde oruçlu olarak nevha, dua ve niyazlarla kendi akıbetlerine ağlarlarmış. Edebiyatımızda ve musikimizde bir tür olarak muharremiyye bir hayli yaygın görünüyor.

Niyazi-i Mısri’nin 
“Ben anın aline vü evladına kurban olurum” nakaratlı şiiri bir muharremiyedir. Mahalli olarak da bu tür şiirlerin bir hayli yaygın olduğu anlaşılıyor. Kasabalı Nuri Efendi ile Kırkağaçlı Mustafa Remzi’nin bu konuda yazılmış bir hayli şiiri mevcut. Kasabalı Nuri’nin Kazım Paşa’ya tazmin yoluyla yazılmış uzun bir şiiri olduğu gibi, 47 dörtlükten oluşan bir Kerbela Destanı da var. Aşağıda aynı şahsın yazdığı bir muharremiyyesi görülüyor: 

Deşt-i gamda bir gürūh-ı eşkıyā
Nūr-ı çeşm-i Mustafa’ya kıydılar
Şemşîr-i zulmile kavm-i bî-hayā
Verd-i bāğ-ı Murtazā’ya kıydılar

Seng-i zulme çalıp kandîl-i dîni 
Yıkdılar binā-yı dîn-i mübîni
Şehîd edip bunca tıfl-ı güzîni
Şem‘-i kalb-i enbiyāya kıydılar

NūrÎ bu vak‘adan ağladı cihān
Libās-ı māteme girdi āsumān
Müstahakk-ı la‘net olan yezîdān
Şāh-ı deşt-i Kerbelā’ya kıydılar
Kenan ERDOĞAN
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Elvan USUL

DEMLENDİ HİCRANIM

DEMLENDİ HİCRANIM

Seremem ki aşka her hevesimi,
Talan eder rüzgâr şer nefesimi.
Islak dudaklarım der al sesimi.
Demlendi hicranım, gel al sevdiğim!

Gölgesinde yürek pür sevdaların.
Bahçesinde naçar gür goncaların.
Sinenden tenime sür yaraların,
Demlendi hicranım gel al sevdiğim!

Sultanlar balda mı, bak hülyalarda?
Mecnunlar salda mı sak rüyalarda?
Yıldızlar falda mı, pak dünyalarda?
Demlendi hicranım, gel al sevdiğim!

Şahidim ay olsun, mor gecelere,
Ateşim pay olsun, kor derelere,
Ümidim yay olsun, zor hecelere,
Demlendi hicranım, gel al sevdiğim.

Hapsettim ruhumu nur gözlerine,
Vuslat saatini kur sözlerine.
Ayrılık yelinin vur yüzlerine,
Demlendi hicranım, gel al sevdiğim.

2013
Elvan USUL
www.kafiye.net

 

 


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Ümran YILDIRIM

EVLATLARIMA

EVLATLARIMA

Bütün mevsimlerden masallarımsınız
Siz gelince anladım hayatın bu denli renkli olduğunu
Yaşanası hayatı en güzel şekilde yaşattınız
Yüzümün gülen tarafı hayatımın anlamısınız
Tunç’um oğlum,Yağmur’um kızım
Sizsiz hayat düşleyemiyorum…

İlk gözlerinizi açışınızda
Kalbime işledi varlığınız
Bir yağdınız sevgiden,
”Yağmur” olup,”Tunç” gibi,
Yürekleri yumşattınız.
Gözlerimi gözlerinizde ki ışıkla parlattınız
Sanki önceden yoktum
Siz gelince var oldum
Tunç’um oğlum,Yağmur’um kızım
Sizsiz hayat düşünemiyorum…

Gözlerimdesiniz,kulaklarımdasınız,
Dudaklarımdasınız.
Evlatlarım.!!
Canımdasınız,kanımdasınız
İçtiğim suda,soluduğum havada
Kalbimin en derinliklerindesiniz.
Çorbamın tuzu,çayımın şekeri
Elimde tuttuğum hayat denen yolun ışığı,
Yolu,yolcusu…
Soluklandığım molaların tertemiz havasısınız.
Tunç’um oğlum,Yağmur’um kızım
Sizsiz hayat düşleyemiyorum…

En güzel gülüşmelerin ev sahibi oldunuz
En tatlı uykusuzlukların kiracısı oldunuz
Sevgilerin en büyüğü,kalbimi dolduransınız
Tertemiz kalbinizle dünyamı kuşatansınız.
Konuşmadan anlaştığım,
Bazı gün sabaha kadar dertleştiğim
Hayatımın en iyi dostlarısınız.
Dalımda her gün açan rengarenk baharlarımsınız.
Tunç’um oğlum,Yağmur’um kızım
Sizsiz hayat düşünemiyorum…

Kasım da AŞK başka derler
Tunç’um oğlum 16 senem
Yağmur’um kızım 14 senem
Kalbimde yaşattığım en büyük AŞK’larımsınız.
Dualarımın en hayırlısı,
Gönlümden dilime düşen AMİN’siniz
Doğduğunuz gün bayramım oldunuz
Dünyamı tatlandıran,gönül cebimi dolduransınız
Kutlu olsun gününüz 
Varlığınızı armağan ettiğiniz hepimize
Melekler AMİN desin
Tuttuğunuz tüm dileklerinize
Tunç’um oğlum,Yağmur’um kızım
İYİ Kİ DOĞDUNUZ İYİ Kİ VARSINIZ…

ÜMRAN YILDIRIM …(ANNENİZ)
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Yusuf ASLAN

ÇİFTE ATIP KAÇANLARA

ÇİFTE ATIP KAÇANLARA

İnsanları salak görüp
Sırtından geçinenlere
Kenar kenar sinsi durup
Gününü gün edenlere

 

Bilmem hangi emeğini
Ortaya koymuş neyini
Kazanıp getirmiş gibi
Ekmeksiz et yiyenlere

 

Memleketin ortasında
Caka atar havasında
Onun bunun sofrasında
Rakı şarap içenlere

 

Her işi begenip gitmez
Gitse de yumuşu bitmez
Allah ta inayet etmez
Har vurup ta saçanlara

 

Ademe benzeyen katır
Olmaz o kadar da hatır
Kul Yusuf’um lanet okur
Çifte atıp kaçanlara.

 

Yusuf Aslan.
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Yusuf ASLAN

EL ELE VERELİM

EL ELE VERELİM

Güzel vatanımda aziz milletim
Şu it soylarını burdan sürelim
Gelin birleşelim canım efendim
Birlik olalım el ele verelim

 

Gelmez olasıca gelip dağladı
Beşikteki bebek bile ağladı
Vallahi duracak zaman kalmadı
İt soyunun defterini dürelim

 

Gelen gidenlerin hepi kandırdı
Kırk kıblede bir namazı kıldırdı
Her biri birine böyle çundurdu
Elle değilse de sözle dövelim

 

Gör ki neler etti vefasız beyler
İşsiz güçsüz kaldı şehirler köyler
Gizli gizli soyup soğan ettiler
Suçlarını ulu orta serelim

 

Hiç bir yere varamayız kaçarak
Aç kalırız sağa sola saçarak
Kul Yusuf der gözümüzü açarak
Vatan nerde millet nerde görelim.

 

Yusuf Aslan
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Yusuf ASLAN

FETHİYE HAVASI OLSUN

FETHİYE HAVASI OLSUN

Öldüğümde baş ucumda, eger ağıt yakarısan
Arguvan havası olsun, amanı da bol olsun yar
Hıçkıra hıçkıra “canım” ağıt eder ağlarısan
Sülmenli havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Tufan olsun boran olsun, bir hışmınan aksın çaylar
Yan yatsın bir tarafına, yıkılsın o yüce dağlar
Bir gün hakk a yürürüsem, yakılsın dertli ağıtlar
Morhamam havası olsun, amanı da bol olsun yar.
 

Ara sıra düşüp kalktım, yokluğunan varlığınan
Altın köşkte olsam bile, gideceğim yek canınan
Hakk tecelli ettiğinde, yolcu edin ağıdınan
Karaca havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Ölmem diyen sevinmesin, herkes eşit o makamda
Bir gün hesap verecekler- hemi o yüce divanda
Yıldan yıla kabrime gel, ağıtlar yak her bayramda
Mezirme havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Çorak tarla gibi “benim” ömrüm gelip geçti kurak
Gücüm yetmez ki feleğe, ayaksız atını vurak
Bülbül gibi figan edip- Kul Yusuf a ağıtlar yak
Fethiye havası olsun, amanı da bol olsun yar…

Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye
www.kafiye.net


Tarih 6 Kas 2013 Kategori: Elvan USUL

Düşünenlerden misin?

DÜŞÜNENLERDEN MİSİN?

Ben ve benim gibi bireylerden oluşmuş bir toplumun, gerek gizli gerekse aşikâr bir takım baskılayıcılığına ve yanlış tutumlarına itiraz etmemin bir sakıncası yoktur herhalde. Toplum içindeki yazılı ve etik kurallara riayet ettiğimiz halde, bireysel yaşantımız için kullandığımız karar mekanizmamıza çomak sokanlara benim itirazım. Yaygın kabul görmüş bir takım ananelerin yanlış olabilme ihtimalini gözden kaçıran bazılarının, “biz atalarımızdan böyle gördük, böyle de olacak, doğru budur çünkü” ifadeleri doğruluk için makul bir ispat değildir. Zira Şuara 74. Ayetinde adı geçen putperestlerin, Hz İbrahim’in hak olarak anlattığı Allah’a iman etmemelerinin sebebini “biz babamızı böyle yapar bulduk” diye açıklamaya çalışmalarına, Hz İbrahim’in cevabı mükemmeldir. “iyi ama siz neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?”


İyi ama hiç düşünüyorlar mı acaba, töre diye cinayet işleyenler, çocuk yaşta kızlarını dengi olan ya da olmayan insanlarla evlendirenler? Ya da otuzlu kırklı yaşlara gelmiş bekârlarımıza “evde kalmış” sözü gibi aptalca bir tabirle incitip baskılayıp ömür boyu mutsuz olacakları yanlış bir kararın koynuna atanlar, “parasız saadet olmaz” fikrini bir virüs gibi bulaştırıp gücü yeten yetmeyen herkesi legal ya da illegal yollarla zenginliğe teşvik edenler, hiç düşünüyorlar mı acaba? Atalarımızın yaptığı, söylediği ya da görgü olarak aktardığı toplumsal ve bireysel önem taşıyan kültürün bazı öğelerinde, bazı düşünce sisteminde bir yanlışlık olamaz mı?


Toplumsal yaşamın etkileşimine maruz kalmamak mümkün değil. Toplumlar bireyleri, bireyler de toplumları muhakkak ki iletişimin her hangi bir yoluyla etkilerler. Bu etkileşim süresinde olumsuzluklarının da yanlışlıkların da olması mümkündür. Bu nedenle ki insana irade verilmiştir, akıl verilmiştir. Doğruyu, yanlıştan ayıramadıktan sonra “ben insanım” demenin de yeterliliği eksik kalır.


İnsanın, akıllı ve yüce bir varlık olması sebebiyledir ki, melekler saf saf dizilip Âdem’in önünde boyun eğmiştir.  Aklını kullanmıyorsa bir insan, idrak edemiyorsa kendini, çevreyi,  yaşamını ve yaşattıklarını, robottan hiç bir farkı yoktur.


Karanlığı yırtarak gelen güneş değil mi, insanlara ışığı ve ısısıyla hizmet eden? Yıldızlar değil mi, parçalanıp semaya saçılarak geceyi şenlendiren? Bitkiler de yaydığı oksijeni ile nefesimizin devamlılığını sağlamıyor mu? Tüm hayvanlar, etiyle sütüyle, taşımacılığı v.b ile hizmette kusursuz çalışmıyor mu bizim için? İnsanoğlunun hizmetinde o kadar çok canlı, cansız varlık varken, ürettiklerimizle de sosyal yaşantımızı kolaylaştırırken, birbirimizin yaşam sürecini olumsuz etkilemeye çalışıyorsak bunun sebebi,  kibirdir, güç ve iktidar savaşıdır, paradır, düşünme özrüdür. Öyle söylendiği gibi, “biz öyle gördük öyle biliriz” değildir.


Kendi nefsine ya da çıkarına uymayan bir durumla karşılaşıldığında, insanların topu attıkları limanlarıdır atalarından aldıklarını söyledikleri, töre, anane, görgü vs. Yoksa özellikle bizim toplumumuzda öyle güzel mirasları devraldığımız bir kültürümüz var ki, anaya babaya hürmetten, vatanına baş vermeye kadar, imeceden, bireysel düşünce ve yaşantıya saygı duymaya kadar. Neden doğru, güzel ve insanın yararına olan kültür öğelerimizi göz ardında bırakıp, günlük yaşam sürecini deforme ederek çatışma sürecini başlatırlar? Kabil’in Habil’i hasedinden öldürdüğüne inanırlar, yanlışı kabul ederler de günümüzün Kabil’i olmaktan da vazgeçemezler.


İskele babasına bağlanan palamar, gemiyi güvende tutmak içindir. İşte yanlışlıkları haklı göstermeye çalışanların da iskelesi, töredir, ananedir çevresinde gördüğü yanlış örneklerdir. Palamarları ise kibrinden öteye gitmeyen güç kavgasıdır. O halde, insan dediğin akıllı olacak. Düşünecek. Neyi niçin yaptığını, neyi niçin konuştuğunu iyi bilecek. Herkes böyle yapıyor demek ki ben de öyle yapmalıyım” bakış açısını, yüz seksen derece değiştirecek.  Aksi halde bireyleri ve toplumu düşüncesizce veya kasten yanlışa yönlendirmenin vebali ile hesabın sorulacağı yer ve zamanı bekleyecek.


Düşünceli ol, akıllı ol, sana “insan” diyelim.


03.11.2013
Elvan USUL
www.kafiye.net