şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.
Nasılda geldi geçti bir yıl daha.. Nedense bu yıl bunu hiç anlamadım, anlayamadım.. Çalışma hayatının temposu belki de hızlı geçti .. Belki de mutlu geçirmek için çabaladığım için ya da mutlu olduğum için hızla geçip gitti..
Zaman çabuk geçti diye hayıflanmak yerine, çalışarak geçtiği için şükürlerim çok mesela.. Sağlığım yerinde, sevdiklerimle bir yılı daha bitirdiğim için de huzurluyum… Ama her bayram öncesi olduğu gibi her yeni bir yıl öncesi de duygusallaşıyorum.. Klasik yengeç huyu işte..
Çoğunlukla durup düşünüyorum, tartıyorum.. Artıları eksileri, hüzünleri sevinçleri, kazançları kayıpları… Ama en önemlisi hayatımı hep temize çekiyorum..
Mesela zamansızlık nedeni ile ertelediğim her şeyi gözden geçiriyorum.. Hüzünlerimi azaltacak, mutluluklarını çoğaltacak , en önemlisi yaşlanmakla birlikte gelen eksileri yok etmek için; enerjimi coşkumu ve yaşama sevincimi artıracak sebepler bulmaya çalışıyorum.. Hedefler belirliyorum artık hayatıma.. Geçmişteki gibi karamsarlıklar yerine, güç verecek hedefler.. Kazanamadığım, başaramadığım ya da yapamadığım ne varsa düşünüp bunu yeni yıla planlamaya başlıyorum.. Kocaman bir liste hazırlıyorum, tüm bir yıla sığacak kadar uzun..
Her şeyin yenisi, başlaması keyiflidir.. Keyifi sürdürmek ise bizim elimizdedir.. İşte yine bir yıl daha.. Ve ben yeni umutlara gebeyim .. Her yıl ile birlikte yaşlandığımızı farketsek de, kazançlarımız kaybettiklerimizden fazla.. Özgüven, olgunluk, tecrübe… Bundan sonrasını güzel yaşamak adına daha başarılı bir iş kadını, yada iş erkeği olmadık mı ?
”Bugün başımıza gelenler dün düşündüklerimiz, yarın başımıza geleceklerse bugün düşünmekte olduklarımızdır.” Bir zamanlar borçların altında ezildiğim günlerimi düşünüp, bunları yok etmek için nasıl çalıştığımı hatırlıyorum.. Ve düşündüğüm şeyi gerçekleştirebildiğim için kendimle nasıl gurur duyuyorum. Bir zamanlar aileme, dostlarıma, arkadaşlarıma maddi manevi yük iken, şimdi ben hepsine yetebilecek güce sahip olduğum için çok mutluyum.. Demek ki ne kadar karamsar olsak da azmin elinden hiçbir şey kurtulmuyor, çabalayınca başarı da beraberinde geliyor.. O halde olumsuz her ne varsa bir yana bırakıp; olumlu düşünerek, hayatımıza hep güzellikleri çağırarak, yüzümüzdeki kocaman tebessümle yeni yılı karşılayalım gönülden, tüm çoşkumuzla. Hadi hedefler belirleyin sizde hayatınızda… Kendimizle, geleceğimizle, sağlığımızla ve sevdiklerimizle ama en önemlisi işimiz ile ilgili olarak en çok yapmak istediklerimizi düşünüp uygulamaya koyalım birer birer. Yılmadan, bıkmadan, azimle ve sebatla. Ben sigara içmiyorum ama tiryaki iseniz sigarayı bırakmayı deneyin bu yıl mesela.. İşinizde bir üst kademeye geçmek için çabalayın, her kademe biraz daha başarı, biraz daha para ve kaliteli bir yaşam için adım değil mi? Benim gibi üzerinde durmayıp boyuna keyifli yemekler yiyen arkadaşlarım, hadi diyete başlayalım yeni yılda.. Belki bu defa başarırız belli mi olur Ben evime kavuştum, Allah size de nasip etsin, hadi para biriktirmeye başlayın azar azar.. Başlamak bitirmenin yarısıdır.. Aşk mı , ev mi, tatil mi, çocuk mu, sağlık mı, kariyer mi, yeni bir yaşam için kökten değişiklik mi ?. Gönlünüzden ne geçiyor ? Hadi.. Başarmak için yeni bir yıl geldi.. Kapıda.. Onu keyifle karşılayıp, asılalım hayata.. İnadına yaşayalım yine, inadına.. İçimizdeki çocuğu öldürmeden, yaşama gücümüzü yitirmeden, pes etmeden, her şeye rağmen gülümseyerek, hayata pozitif yaklaşararak.. Mutluluk ile daima.. Sizleri seviyorum ve mutlu yıllar diliyorum
Sule Akar/ 2013 12 28
www.kafiye.net
Hazır olun ya da olmayın, bir gün sona geleceksiniz. O gün geldiğinde Zenginliğiniz, hıncınız, kininiz, öfkeleriniz, hayal kırıklarınız, umutlarınız, tutkularınız, planlarınız ve yapmak istediklerinizin hiçbir önemi kalmayacak..
Öyleyse önemli olan nedir?
Yaşadığımız günlerin değeri neyle ölçülür.
– Önemli olan, ne aldığınız değil, ne verdiğinizdir.
– Önemli olan, öğrendikleriniz değil, öğrettiklerinizdir.
– Önemli olan, doğruluk, dürüstlük, merhamet, fedakarlık ve cesaretle atmış olduğumuz her adımla, başka yaşamları zenginleştirmiş olmanızdır.
– Önemli olan, yetenekleriniz değil, karakterinizdir.
– Önemli olan, diğer insanları yüreklendiren, onların sizi takip etmesini sağlayan örnek bir insan olmaktır.
– Önemli olan kaç kişi tanıdığınız değil, siz gittiğinizde ebedi bir yoksunluk hissedecek olan insanların sayısıdır.
– Önemli olan, hatıralarınız değil, sizi sevenlerin kalbinde yaşayacak olan hatıralarınızdır.
– Önemli olan, ne kadar uzun süre hatırlanacağınız değil, kimler tarafından ne şekilde hatırlanacağınızdır.
– Önemli bir hayat yaşamak rastlantıyla olmaz.
– Önemli olan, şartlar değil, seçimlerinizdir.
– Önemli bir hayat yaşamayı seçin…!
Allahın (cc) razı olacağı bir Hayatımız olsun inş…..
Nail AVCI
www.kafiye.net
Bu akşam ,
Bir başka hüzün çöktü,
yorgun bedenimin üstüne…
Ben neyim,kimim?
Yaradılış ğayem nedir ki benim?
Yaradan doğ demiş,
Ben de doğmuşum.
Peki niye kız olmuşum,
Kız doğmuş’isem suç benim mi?
Cinsiyetimi ben seçmedim ki…
Babam!
Başı karlı yüce dağım
Bak,
Bak karne’mi aldım
Hem de tam beş yıldızlı.
Yeni okul’uma ne zaman gideriz
Yarın sabah kaydettirir misin yeni okuluma beni ?
Hadi kız ordan,
Okumak kim sen kim?
Yıkıl karşım dan,dellendirme beni!
Kırmayayım senin kemiklerini.
Anam!
Kınalı ellerine kurban olam!
Saatlerdir dil döküyorum
Babam beni duymuyor bile
Bir’şey desen babama belki seni dinler.
Yazdırsa beni, yeni okuluma,
Hadi anam babamla bir konuş ne olur yalvarıyorum sana.
Hadi ordan densiz,
İstersen haddini aşma.
Daha azık gidecek harman yerinde ki adamlara
Otur oturduğun yerde
Ne kaldı şunun şurasın da kocaya varmana?
Ablam!
Canıma can bilmişim seni,
Sen’demi anlamazsın beni?
Ne de olsa sende kız’sın
Büyüğümsün iki kelime söz etsen.
Çocuklara bakarım,
Çeşmeden suyu da taşırım,
Tamam söz…
Vallahi billahi yemeği de ben yaparım!
Ah benim kara yazılı bacımmm!
Küçüksün göremezsin,
Aklın ermez bilemezsin,
Şu gördüğün güneş ,
Gece doğmadıktan sonra,
Sen O okula gidemezsin…
Anam!
Babam!
Şimdi düşünüyorum da,
Yemek yapmadım vurdunuz.
Çocuklara bakmadım dövdünüz…
Okuma hakkımı elimden aldınız,
Daha on beş’ine gelmeden,
Yuvadan da kovdunuz….
Sahi aklıma gelmişken
Suçum neydi benim
Acaba sizler beni hiç ama hiç mi sevmediniz?…
Safiye SAMYELİ
www.kafiye.net
Uzak diyarların gamlı çiçeği,
Beklerken vuslatı açtı arayı.
Neydi beni yakan dilin dileği?
Bağlattı başıma kara yazmayı.
Yüreği kabaran denizler duyar,
Yaslı bıraktığı gönül sesimi.
Dağlarda tutunan filizler sayar,
Fırtınaya düşen bu nefesimi.
Döktüğüm yaşlarla nehir çağlasın,
Hüsran kapısına yârsa anahtar.
Açan el sarmazsa gönül yarasın,
Elvan’ nın bedeni toprağa bakar.
Elvan USUL
Aralık 2013
www.kafiye.net
Kadın var ki huzur verir beyine
Kadın var ki ölsen onun neyine
Kadın var ki hükmediyor beyine
Kadını anlamak hiç kolay değil.
Kadın var ki muhalefet eşine
Kadın var ki erkek sokmaz düşüne
Kadın var ki karıştırmaz işine
Kadını anlamak hiç kolay değil.
Kadın var ki sever senle oyunu
Kadın var ki değiştirir huyunu
Kadın var ki deşer her gün kuyunu
Kadını anlamak hiç kolay değil.
Kadın var ki akıtır hep gözyaşın
Kadın var ki ağrıtır her gün başın
Kadın var ki sana olur yoldaşın
Kadını anlamak hiç kolay değil.
Kadın var ki ana olur yâr olur
Kadın var ki yakar seni nar olur
Kadın var ki buz gibidir kar olur
Kadını anlamak hiç kolay değil.
Kadın var ki Kayaturan can diyor
Kadın var ki konuşunca bal diyor
Kadın var ki ölene denk kal diyor
Kadını anlamak hiç kolay değil.
12.12.2013 Saat : 23.26
Şevki KAYATURAN
www.kafiye.net
Fırtına eyleyip sükûnetimi,
Anafora verme faziletimi.
Sellere kaptırıp inayetimi,
Döndürme özümden beni ey Vasi!
Dinlenirken güneş, kaldır gafleti,
Seslenince sema aldır abdesti.
Bekliyorken secde dindir hasreti,
Döndürme özümden beni ey Hadi!
Çizerken deftere iblis boş günü,
İşlerken gergefe nefis hoş yünü,
Çekerken bugüne müflis loş dünü,
Döndürme özümden beni ey Nafi!
Hakkım olmayandan koru gözümü,
Düşürme yalana gönül közümü.
Kâlû beladan al yine sözümü,
Döndürme özümden beni ey Rafi!
Elvan USUL
Aralık 2013
www.kafiye.net
O Gündü, o kötü ama güzelleşmeye çalışan çalıştıkça da batan gündü. Yıllarımı verdiğim insanın öldüğündü öğrendiğim gündü. Berbattı…
O gece kavga ettik. Aslında hata bendeydi ama işte, inadım tuttu. Bi salaklık edip kendimi haklı çıkarmaya çalıştım. O da kıyamadı bana, tek bi söz söylemeden çekti kapıyı çıktı gitti. Bende çıtımı çıkarmadım, odama girdim yüksek ses müzik açtım. Tek isteğim kafamı birazda olsa dağıtmaktı. Başımı duvara yasladım, bacaklarımı uzattım. Şarkı çok sıktı. Bende aldım başımı, çıktım geç saatlerde, o kuytu gecenin zifiri karanlığına saldım kendimi. Kimseye varlığımı belli etmeden yürüyordum yollarda, uçsuz bucaksız yollarda…
Havaya baktım da, sabah olmasına en az yarım saat kalmıştı. Gökyüzü tatlı pembe bir renkteydi. Yürüdüm. Evden iyice uzaklaştım. Büyük bi uçurumun kenarına oturdum. Oldukça Yüksekteydim ama suratım ve moralim iyice diplerdeydi. Etrafa bakıyordum evlere, sokaklara, insanlara…
Her insanda ayrı dert, birbirinden ilginç, birbirinden kötü ve hepsi birbirinden özel. Kimisi varı yoğunu kaybetmiş, kimisi tüm ailesini kaybetmiş…
Bir köpek geldi, yanıma uzandı. Bu köpek öyle zenginlerin süslü, parfüm kokulu köpeklerinden değildi. Bildiğimiz sokak köpeğiydi. Titriyordu ve sesinde de biraz inleme vardı. Dikkatli bakınca sırtında biraz kan olduğunu fark ettim. Belli ki canı acımış. Biraz okşadım. Cebimden bi mendil çıkarıp yavaşça yarasını temizledim. Anladı ona yardım ettiğimi, yerinden hiç kıpırdamadı. Sonra üşüdüğünü fark ettim. Çıkardım üzerimdeki ceketi, örttüm köpeğin üzerine, sonra ona sarıldım hıçkıra hıçkıra ağladım. Söylenenler gerçekte yalan, onlar korkutucu ve iğrenç değiller gayet insan canlısılar. Ayağa kalktım havanın rengi, biraz açılmıştı. Eve gitmek istiyordum. Ondan, özür dilemek istiyordum. Her şeyin tatlıya bağlanması gerekiyordu. Eve doğru gittim. Yorgunluğum dizimdeki titremelerden anlaşılabilirdi. Eve girdim, ses yoktu. Odamızdadır diye düşündüm. Kapıyı açtım ve çift kişilik yatağımızın üzerinde rengarenk çiçek demeti, yanında da küçük bi zarf buldum. Aldım o zarfı. Korkarak açtım ve şöyle yazıyordu:
“-Bırakamadığım kadınıma
Şimdi, sen, orda, öylece uyuyorsun. Sanki ben yanındaymışım gibi. Ben şu anda, seni üşüten, o soğuk havanın içinde küçük bir sıcak nefesim… Bedenim çok endişeli. Yıllardır o sarıldığım sıcaklığı yanımda arıyorum. Hissedemiyorum. Sen yanıma gelmeden önce, sana birkaç satır yazı yazmak istiyorum.
Bu güne kadar hiç düşündün mü bilmiyorum. Bensiz ne yaparsın? Beni unutabilir misin? Bir insan alışkanlıklarını bırakabilir mi? Bunca yıl içime çektiğim dumanım oldun sen. Her nefeste bana ait oldun. Kimi zaman tükettin beni ama yine de mutlu ettin. Yıllarımı, kalbimi, ruhumu, bedenimi… Her şeyimi sana adadım.
İnsan eskileri düşünüp o yatağın yanında o beden olmadan, yatağın soğuk tarafına sarılarak uyuyabilir mi? Yokluğunda, aşk bi insanın canını neden bu kadar yakabilir ki? Söylesene sevdiğim! Bensiz yapabilir misin? Her sabah uyandığında bensiz bir güne merhaba diyebilir misin bana sarılamayınca?
Dolabımı açıp elbiselerimi koklar mısın Benmişim gibi sıkıca sarılır mısın onlara da? Sen kahvaltını o küçük mutfağımızda hazırlarken tatlı sohbetlerimizi anımsar mısın? Sen kapıdan dışarı çıkarken artık o kapının ardında ben olmayacağım. Hiç bunu hissettin mi? Merdivenleri de bensiz ineceksin. Evde benim ayak seslerim artık yankılanmayacak. Karanlık bir ev kalacak ardında…
Sen sahilde gezerken dondurmanı yalnız yiyeceksin ‘’fazla yeme hasta olursun’’ diye bir ses duyacaksın ama sadece ufak bir çın! Ben içinden sana söylemişim gibi hissedeceksin! Deniz hafiften dalgalanacak, ufak bir rüzgar esecek. İçin biraz üşüyecek. Bir ruh yanında mıdır diye düşünecek misin? Acaba yine boynuma sarılıyor mudur diyecek misin? Bazen arkadaşlarınla takılacaksın, okey oynayacaksın. Bunu sırf ben böyle yapardım diye mi yapacaksın? Ses çıkarmadan sofrayı hazırlayacaksın. Yemeklerin kokusunu duyacaksın. Belki o an içinden kocaman bir ah çekeceksin! Alışverişten dönerken her bankta bir gölge belirecek mi? Eve geldiğinde karanlık holde, benim gülüşümü hatırlayacak, ağlayacak mısın? Ağladıkça beni, susacak mısın? Bir gün bende ağlatacak mıyım seni? Hayır !
Sakın ağlama, gülüşlerini öyle çok seviyorum ki. Onlarda hayat buluyorum ben. Bunu, sakın unutma. Bazen çatıya çıkacaksın. Şehri oradan izlerken mutlaka ilk yıllarımız gelecektir aklına. Çok eskiler… Bazen anımsamakta güçlük çekeceksin. Fotoğraflarımı da alır mısın oraya çıkarken? Onlarda bakar mısın gözlerime?
Hatırlarsın ama değil mi uzak bi kentten nasıl hayatına girdiğimi? Benim için gülümser misin? Ne kadar güzeldi değil mi o ilk yıl? Bir dakika bile sensiz olamıyordum. Uzun bir süre görmemiş gibi sarılırdım hep sana. Seni seviyorum demek seninle o kadar güzeldi ki, birde kollarının arasına yatarak duymak. Gözlerimin içine bakarak söylerdin hep. Yine söyler misin meleğim? Bulutların arasından izliyorum ben seni. Hadi yine söyle, ismimi haykır! Söylersin değil mi? Biliyorum ağlarsın! Bende seninle ağlayacağım! Yağmurlar yağacak şakaklarına. Benim yaşlarım onlar silme olur mu? Bırak, süzülsünler özgürce.
Akşamları televizyon izlerken ara sıra gözlerin televizyonun yanındaki çerçeveye takılır mı? Sen o gelinliği taşırken elini ben tutuyordum. Benim kadınım olmaya söz verdin sen. Yıllar sonra yine sen vardın yanımda. Ben senden başkasını böyle sevmedim ki… Hem bende sana son nefesime kadar seninleyim diye söz verdim. Ölesiye sevdim seni. Bunu içinde hissedeceksin. Yatağına yatacaksın ve bir gün daha geride kaldı meleğim.
Soluyacağın nefeslerin var senin. Bitsin şu paslı ömrümde yanına geleyim diyecek misin? Ya da beni çağıracak mısın yanına? Hayır, sakın ağlama! Yaşlarla ıslanmasın dudakların! Seni yalnız bırakırım sanıyorsun. Üşürsün sen belki susarsın geceleri. Gözlerini kapayacaksın. Hani ben bazı geceler sana bir şey olur korkusuyla sabaha kadar seni beklerdim ya aklına gelecek mi o anlar? Gözlerini açtığında soğuk odanın içinde beni arayacak mısın? İçin burkulacak mı?
Sen karanlıktan korkarsın ya hani? O holden geçerken beni de yanında götürürsün ya hatırlayacak mısın o anları? Biliyor musun? Bazen, bende burada korkuyorum aşkım. Toprak çok soğuk ve içi çok karanlık. Peki sen bunları düşünecek misin? Ama, sen üzülme. Ben sevginle ısıtıyorum ruhumu. Hem benim hiç dileğim yok sevgilim. Ben sadece bir ruhum. Bana da kanat takarlar mı sence sevgilim? Meleğin yaparlar mı beni sence beni de? Bekliyorum seni sevgilim? Yarın gözlerini açtığında Kanatlarını ben getireceğim. Özlüyorum seni kadınım! En çokta sana sarılıp seni seviyorum demeyi özlüyorum Lütfen kadınım beni unutma Anılara iyi bak Seni seviyorum meleğim…’’
Yazıyordu o lanet zarfta. Okuduktan sonra elim ayağım titredi, istemsizce gözlerimden uzun uzun yaşlar aktı, kalbim yerinden çıkmak ister gibi atıyordu. Dizlerimin üzerine çöktüm, başımı kapadım. Sanki dünyanın yükü sırtıma yüklenmişti. O, artık yoktu. Bu evde, bu şehirde, bu dünyada, onun sesi olmayacaktı. Küçük ni hastalığından bahsetmişti. Ben onu dinlememiştim bile. Ah ayrılık, yalan ayrılık, benden başkası mı yoktu? Neden kızdırdım ki onu? Neden çekip gittim ki ben? Ona hoşça kal bile diyemedim. Çiçekleri aldım, sarıldım kokladım onları, birden arasından bi kart düştü. Açınca içinde ‘’kendine iyi bak meleğim…’’ yazıyordu. Benimse artık yaşama hevesim çoktan kaçmıştı…
Kardelen Esen GÜLŞEN
8-G Sınıfı
Mustafa Baykaş Orta Okulu
www.kafiye.net
EY DUYARSIZ AHRÂZ YAR
Arsız kalemim suspus etti beni yine dilim lâl .
Kanırttı sayfalarımı ayarttı lacivert gecelerimi.
Çözümsüz bulmacalarım uzanmış gecemin kucağına
Gurbetimin esaretinde sebîl sözcüklerim.
Dışım sükût cümbüşünde,
İçim bilmem hangi akrebin kıskacında can verecek.
Sancılarım amansız ,
Odamda bir türlü kopamayan kıyâmet…
İsrâfîl sûra ha üfledi, ha üfleyecek.
Boğulsa özlemlerim artık hırçın denizlerde,
Bir kızıl uçurtmaya takılsa visalim, uçuverse göklere.
Ey benim sırnaşık yalnızlığım…
Bir türlü bırakmadığın elini ver tutayım.
Hani ya umarsız yar , nerdesin şimdi nerde?
Kuş tüyü yastıklarda bilmem hangi düşlerde ?
Gece boğuk sesiyle hüzzam eser geçiyor.
Sensizlik dönencelerinde fink atıyor zaman.
Akrep yelkovanın bilmem kaçıncı tavâfında.
Tan vakti çöküyor artık telaşta gecem.
Soyunup urbasını çırılçıplak fırlattı yüzüme.
Detone notalar do sesi vuruyor duvarlarıma.
Mahrem dizelerime,
Bir deli fişek misali Vurur da vurur hasret.
Ey benim daral mecburiyetim…!
Ölü toprağı mı serpildi üzerine?
Lambasının gazı bitmiş can çekişen gecem..!
Yürü, sen de çek git artık kuytu izbelerine.
Bırak beni sol yanımdaki yangınlarımla kendi halime.
Alnıma vurulmuş sorgusuz fermânlarım…!
Siz de kurduğunuz darağacına tez götürün beni.
Razıyım cellat, geçir boynuma yağlı ilmeğini,
Çek urganımı,
Durma hadi vur sehpaya tekmeni.
Nerelerdesin umarsız yar?
Hangi aşılmaz dağların ardında saklanmada, firâksın., ?
Yetiş son nefesime
Ölümlerden ölüm beğendim , gecenin son deminde.
Azrail leblerime bûseler konduruyor ardıardına.
Yokluğunun katline mermi sıktı seviler.
Kırk harâmi tepişiyor alnımı sürdüğüm secde yerimde.
Ey duyarsız, ahrâz yar!
Düştüğüm kuyulardan Yusuf niyetine çıkar beni .
Çek al yürek batımı iğnelerden geçirdiğim sensizliği .
Sevim Çiçek Karadeniz
www.kafiye.net
Zalimliğin gücü yetime yetse,
Direnmez benliğin hak elden gitse,
Kızarmaz ki yüzün gül hicap etse,
Bilmezsin özrünü, özün yitende.
Alırlar elinden, üç kuruşunu,
Bırakırsın dilde dik duruşunu,
Verirsin namerde o susuşunu,
Bilmezsin özrünü, özün yitende.
Taşlaşmış yüreğin bilmez merhamet,
Vursan da dostunu yoktur nedamet.
Nerde sende yürek nerde azamet?
Bilmezsin özrünü, özün yitende.
Güneşin riyası, kıyamet izi,
Serilir meydana halk dizi dizi.
Utanmaz yüzlerin açılır gizi,
Bilmezsin özrünü, özün yitende.
Dertlidir Elvan habisten yana,
Aşı sevgi olan nasıl dayana,
Zalimler yurdunda kurtlar yan yana.
Bilmezler özrünü, özler yitende.
Elvan USUL
Aralık 2013
www.kafiye.net
Dert varsa bölüşürüz başım gözüm üstüne
Yalnız yokluğun çile, benim uğur böceğim
Aşk var ise yansısın, bırak yüzüm üstüne
Bir sevda gelsin dile, benim uğur böceğim
Silelim her tür hüznü yüzün gözün ışısın
Bir yarene bağlıysan onun yazı kışısın
Sen ki bu zor kavgada her bir işin başısın
Sitem eyleme güle, benim uğur böceğim
Eğer severse insan, her şeyi canda bulur
Ne geçerse gönlünden, yalnızca onda bulur
Bazen onlarca yılda , bazen de anda bulur
Umut bağlama ele, benim uğur böceğim
Gerçeklerden hiç kaçma hayallerle avunma
Doğrulardan yana ol, yalanları savunma
Sevmekten pişman olup, bir an olsun dövünme
Aşk ile yansan bile, benim uğur böceğim
Emine Öztürk(Balım Sultan)
www.kafiye.net