şiir. öykü, makale, deneme, tiyatro, masal, fıkra, anı, sohbet, röportaj yazılarının yayınlandığı uluslara arası yazar ve şairlerin katılım gösterdiği edebiyat sayfasıdır. Uyum platformudur.
Ankara

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısına ilişkin, “Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşama ve bundan sonra atılabilecek adımlar elbette en önemli gündem başlıklarımızdan biriydi.” dedi.
Erdoğan, Kızılcahamam ilçesinde bir otelde düzenlenen 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, toplantılara teşrif eden tüm arkadaşlarına, katkı verenlere, organizasyonun sorunsuz, sıkıntısız, son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayanlara teşekkür etti.
boyunca özverili çalışmaları ve hizmetleriyle kendilerini evlerinde hissettiren tesis çalışanlarını tebrik eden Erdoğan, sıcak havaya rağmen büyük bir fedakarlıkla görevlerini yerine getiren emniyet güçleri ve basın mensuplarına teşekkürlerini iletti.
Erdoğan, Kızılcahamamlılara samimi ev sahiplikleri için şükranlarını sundu, açılışını yaptıkları eserlerin hayırlı uğurlu olmasını diledi.
2025-2026 Stratejik Plan Çalıştayı
İstişare toplantısının içeriğine geçmeden önce iki hususu özellikle ifade etmek istediğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sene, biliyorsunuz önemli bir format değişikliğine gittik. Sunum ve soru cevap odaklı toplantılar yerine daha dar kapsamlı interaktif oturumları tercih ettik. Bunun neticesinde tüm katılımcılar kabine üyelerimize soru sorma, iletişime geçme, gündemi değerlendirme, şehirlerinin sıkıntılarını anlatma imkanı buldu. Yine bu sene ilk kez kamp marjında 2025-2026 Stratejik Plan Çalıştayı’nı yaptık. Çalıştayda ön plana çıkan hususları Genel Sekreter’imizden aldım. İnşallah sizlerin önerileriyle şekillenen sorun alanları üzerinde daha fazla çalışılmasını sağlayacak, eksiklerimizin üzerine daha kararlı gideceğiz.”
Erdoğan, görsellerinden sloganına, ilk kez dün sabah dinledikleri yeni coşkulu şarkıdan diğer düzenlemelere kadar kampın daha profesyonel ve organize olduğunu dile getirdi.
Detaylar üzerinde daha incelikle çalışıldığına dikkati çeken Erdoğan, tüm bu yeniliklerin altında imzası olan Genel Sekreterlik ile Tanıtım ve Medya Başkanlığını ayrıca tebrik etti.
AK Parti’nin geçmiş tecrübelerin ışığında bir bayrak yarışı anlayışıyla yaptığı her işte, düzenlediği her programda kendini geliştirmeyi sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, “Her zaman olduğu gibi burada da kendimizle yarışıyoruz. İnşallah gelecekte de yola bu şekilde devam edeceğiz.” dedi.
Erdoğan, iki gün boyunca düzenlenen oturumlarda verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Terörsüz Türkiye
Dış politika, güvenlik, ekonomi başta olmak üzere birçok konuda fikir teatisinde bulunduklarını vurgulayan Erdoğan, ülkenin meselelerini, milletin sorunlarını masaya yatırdıklarını, halihazırda devam eden çalışmaların yanı sıra gelecek döneme yönelik projeleri değerlendirdiklerini söyledi.
Bakan ve genel başkan yardımcılarının geniş bir yelpazede fikirlerini paylaştıklarını, soruları cevaplandırdıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bugün de Genel İstişare ve Değerlendirme Oturumu’nda her zaman olduğu gibi katılımcı arkadaşlarımız, kabine üyelerimize sorularını serbestçe sordular, sorunları ilettiler, önerilerini aktardılar, soru cevapların bir kısmını da yazılı olarak aldık ve Genel Sekreter’imiz tespitleri yaptı, onların da cevaplarını hazırlayıp kendilerine ayrıca takdim edeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşama ve bundan sonra atılabilecek adımlar elbette en önemli gündem başlıklarımızdan biriydi. Bu konuda Genel Başkanvekili’mizin kapsamlı bir sunumu oldu. Ayrıca siyasi iletişim, teşkilat kültürü, Meclis Grubu çalışmaları, kalkınma odaklı faaliyetler gibi önemli başlıklarda arkadaşlarımız bilgilendirmelerde bulundu. 2025-2026 Stratejik Plan Çalıştayı ile yol haritamızı belirlemiş olduk. Biz de bu süreçte katılımcı arkadaşlarla bir araya geldik, hasbihal ettik, taleplerini aldık, sahanın nabzını tutmaya gayret ettik. Toplantımıza sunumlarıyla, sorularıyla, değerlendirmeleriyle katkı veren arkadaşlarımızın her birine teşekkür ediyorum. Burada ortaya çıkan ortak akıl, politikalarımızın geliştirilmesine ve hayata geçmesine ışık tutacaktır.”
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hayatta ve siyasette hemen her şeyin telafisi olur ama 86 milyonun birliğini, dirliğini, toplumsal barışını ve huzurunu etkileyecek böylesine hayati bir meselede işi yokuşa sürmenin, mızıkçılık yapmanın, uzlaşmaz tavır sergilemenin telafisi olmaz, benim milletim bunu affetmez.” dedi.
Erdoğan, dünkü açılış hitabında ifade ettiği samimi, kuşatıcı ve derinlikli değerlendirmelerin hem camia hem kamuoyu hem de Türkiye’nin komşuları nezdinde olumlu karşılanmasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
“Dost ve kardeşlerimize güven veren, hasım ve rakiplerimize korku salan mesajlarımızın yerini bulduğunu görüyoruz. Milletimizin zaferlerle dolu şanlı bir maziden parlak bir istikbale giden kutlu yolculuğu hamdolsun yeni bir merhaleye ulaşmıştır.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin önünde yeni bir dönemin kapılarının aralandığını vurguladı.
Türkiye Yüzyılı ülküsünü adım adım kuvveden fiile çıkardıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletimizi 47 yıl önce ayağına vurulan terör prangasından tamamen kurtarmanın eşiğine varmış bulunuyoruz. Yarım asırlık sabır mücadelemiz, yavaş yavaş selamete eriyor. Bunun somut işaretlerini şimdiden görmeye başladık. Cuma günü yapılan merasim, bu bakımdan anlamlıydı. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımızın (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin riyasetinde kurulan mekanizmayla silah teslim sürecini sahada dikkatle takip ettik. Meclis Komisyonunun teşekkürünü zaten Meclis Başkanımız yürütüyor.
Yakında oradan da somut haberleri almayı ümit ediyoruz. Arzumuz, grubu olan tüm siyasi partilerin Meclis çatısı altında atılacak adımlara hüsnüniyetle destek vermesidir. Kimsenin süreci akamete uğratmaya, baltalamaya, sabote etmeye, özellikle böyle bir meselede küçük hesap yapmaya hakkı yoktur. Hayatta ve siyasette hemen her şeyin telafisi olur ama 86 milyonun birliğini, dirliğini, toplumsal barışını ve huzurunu etkileyecek böylesine hayati bir meselede işi yokuşa sürmenin, mızıkçılık yapmanın, uzlaşmaz tavır sergilemenin telafisi olmaz, benim milletim bunu affetmez.”
“Ne yapıyorsak ülkemizin gelecekteki çıkarlarını düşünerek yapıyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetçilerin millete karşı görevlerini daha fazla hatırlamaları ve bunun icatlarını yerine getirmeleri gereken günlerden geçildiğini belirterek, bunun unutulmaması gerektiğini söyledi.
AK Parti olarak söz konusu Türkiye’nin ve Türk milletinin istikbaliyse herkesle konuşmaya hazır olduklarını, bunu da samimiyetle arzu ettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Eleştiriye, yeni fikirlere, tavsiyelere, tehditlere açığız. Yeter ki Türkiye’nin faydasına, yeter ki bu milletin hayrına, menfaatine olsun. Tekrar altını çizerek söylüyorum; meseleyi ideolojik kavgaların, siyasi çekişmelerin, bambaşka ajandaların muhatabını pusuya düşürme kurnazlıklarının mezesi yapmayan herkesin olumlu olumsuz her türlü görüşünün başımızın üstünde yeri var.” dedi.
Kişi ve çıkar siyaseti yapmadıklarını dile getiren Erdoğan, medeniyet siyaseti yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Ne yapıyorsak şehit yakınlarımız ve gazilerimiz başta olmak üzere milletimizin tüm fertlerinin hassasiyetlerini, ülkemizin gelecekteki çıkarlarını düşünerek yapıyoruz. Hala bu sürece samimi bir temkinle, kuşkuyla, hatta mesafeyle bakanları da anlıyor, onların tereddütlerini gidermek için her türlü gayreti gösteriyoruz. Unutulmamalıdır ki parametreleri şekillenen bu yeni dönem, sadece AK Parti’ye, MHP’ye, DEM’e değil, siyaset kurumunun tamamına, tüm siyasi aktörlere çok önemli mesuliyetler yüklemektedir.
Parti yönetimlerinin konuları birbirine karıştırmadan, bilhassa da şahsi ihtiraslarına gem vurarak sürece dahil olmalarını çok önemli görüyoruz. Aksi takdirde dün de ifade ettiğim gibi biz 3 parti olarak bu süreci sonuna kadar selametle götürmekte kararlıyız. Dünyanın ve bölgemizin siyasi, sosyal, ekonomik, askeri bakımdan adeta yeniden yapılandığı bir dönemde ülkemizi hak ettiği yere ancak bu şekilde taşıyabiliriz, büyük ve güçlü Türkiye’yi ancak bu şekilde kurabiliriz.”
“Pek çok tuzağa, oyuna, senaryoya, sinsi saldırıya maruz kaldık”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel düzende etkin yer edinme fırsatının ülkenin işgalden henüz kurtarılmış olunması sebebiyle kaçırıldığını ifade etti.
“İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden kurulan düzende yer almayı önce tek parti CHP’sinin vizyonsuzluğu, ardından Demokrat Parti’nin başlattığı demokrasi ve kalkınma hamlesinin önünün darbelerle kesilmesi sebebiyle başaramadık.” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
“Aynı şekilde 1980 sonrası merhum (Turgut) Özal’ın ortaya koyduğu vizyonu, kifayetsiz muhteris siyasetçiler tarafından göz göre göre heba ettik. Bunun bedelini milletçe hep beraber ödedik, istikrarsızlıklarla, ekonomik krizlerle, batan bankalarla, sosyal çalkantılarla, terörle, kargaşayla, gerilimle, siyasi suikastlarla, toplumsal provokasyonlarla, hukukun dışına çıkmayı rutin hale getiren çarpık kamu idaresiyle, demokrasimizin zayıflaması, vesayetin güçlenmesi sorunuyla ödedik. AK Parti’nin 23 yılı bulan iktidar süreci ise hiç şüphesiz Türkiye’nin her alanda çağ atladığı, bugünlere hazırlandığı bir dönem oldu. Esasen iktidarımız boyunca da pek çok tuzağa, oyuna, senaryoya, sinsi saldırıya maruz kaldık. Allah’ın yardımı ve milletimizin sarsılmaz desteğiyle hepsinin üstesinden gelmeyi başardık.
Erdoğan, yeni bir senaryoyla karşı karşıya olduklarını belirterek, son dönemlerdeki sokak tehditlerini, siyaset zırhına sığınılarak yapılan kanunsuz eylemleri son 23 yılda yaşananlardan bağımsız göremeyeceklerini belirtti.
Bu doğrultuda figüranların farklı ama oynanan oyunun aynı olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü biz bu tiyatroyu çok seyrettik. Amaçları da yöntemleri de aktörleri de artık çok iyi tanıyoruz. Dünyada kartlar yeniden karılıyor ve Türkiye kendi iç gündemiyle meşgul edilerek yine bu değişim dalgasının dışında bırakılmak isteniyor. Sadece Terörsüz Türkiye sürecimizin toplumda yeşerttiği umut iklimi değil, aynı zamanda ülkemizin stratejik hamleleri de baltalanmaya çalışılıyor. Milli markaların hedefe konulduğu boykot listeleri yayınlanarak ekonomi programımıza zarar verilmek isteniyor. Türkiye’nin kendi meselelerini kendisinin çözmesi, sorunlarına yerli, milli çözümler üretmesi engellenmeye çalışılıyor. Artan toplumsal tepkiye rağmen sokak çağrıları üzerinden körüklenen gerilimin temel gayesi işte budur. CHP’nin ve başındaki karikatür tipin tüm çırpınışlarına rağmen kendilerini ciddiye almayışımızın sebebi de yine budur.”
“Dün çıkmış, bizi ümmetçilikle suçluyor, vah zavallı”
“Biz kiminle, hangi güç odaklarıyla mücadele ettiğimizin gayet farkındayız. Bizim muhatabımız kuklalar değil, onları istedikleri gibi parmaklarında oynatan kuklacılardır.” diyen Erdoğan, böyle söyledikleri zaman birilerinin rahatsız olduğuna işaret etti.
Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“İyi de bizim dünkü kardeşlik manifestomuz bir insanı niye rahatsız eder? Türkler, Kürtler ve Arapların kucaklaşmasından, tarihte olduğu gibi bugün de ittifak kurmasından bu ülkenin bir evladı niçin rahatsız olur? Dün çıkmış, bizi ümmetçilikle suçluyor, vah zavallı. Allah aşkına, ümmetin birliğini, dirliğini, beraberliğini savunmak ne zamandan beri suç oldu? Bunlar, ümmet bilinci nedir ne değildir, bunu bilmezler. Müslümanlar olarak Peygamber Efendimizin buyurduğu üzere ‘bir duvarın tuğlaları’ gibi birbirimize kenetlenmemizin neresi yanlış, be gafiller? İslam dünyasının vahdeti için gayret etmenin neresi kabahat? Milletin inancından ve değerlerinden bu kadar mı kopuksunuz? Türkiye’ye ve İslam dünyasına bu kadar mı yabancısınız? ‘Ümmetçiliğin karşısında duracağız’ diyor. Peki ne yapacaksınız? Ülkeni şikayet ettiğin Batılı patronlarının kılıcını kuşanıp Türkler, Kürtler, Araplar arasında fitne mi yayacaksın? Nefreti mi körükleyeceksin? Kavgayı mı büyüteceksin? Tam olarak ne yapacaksın? Ne diyelim, Cenabıallah bunlara akıl, izan ve basiret versin.”
Kendilerini ümmetçilik yapmakla suçlayanlara seslenen Erdoğan, “Biz Türk milletindeniz. Hazreti Muhammed’in ümmetindeniz. Biz sadece bugün değil, kalubeladan beri ümmetin sevdalısıyız. Fahri Kainat Efendimizin aşığıyız. Müslümanlar arasındaki tefrikanın, ayrılığın, gayrılığın son bulmasını savunmak, utanılacak bir suç değil, şeref duyulacak imani bir duruştur ve biz bundan onur duyuyoruz, iftihar ediyoruz. Rabb’im bizlere son nefesimize kadar milletimizle birlikte tüm Müslümanlar için, İslam ümmeti için, hatta tüm insanlık için çalışmayı nasip eylesin.” diye konuştu.
Bölücü terörün ülkeye maliyeti 2 trilyon dolar
Erdoğan, Türkiye’nin yarım asırlık terör prangasını ayağından söküp atmasına kimsenin mani olamayacağını vurguladı.
Bölücü terörün ülkeye maliyetinin 2 trilyon dolar civarında olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
“Yıllarca okul, hastane, yol, fabrika inşa etmeye, çiftçiye, öğrenciye, tüccara destek için harcanması gereken kaynakları biz terörle mücadeleye ayırdık. Terörsüz Türkiye ile birlikte inşallah artık bu kaynakları emekliye, çiftçiye, esnafa, memura, sanayiciye, ev hanımlarına, velhasıl tüm kesimleriyle 86 milyona harcayacağız. Peki bu ne demek? Bu, emekli daha fazla aylık alacak demek. Bu, tüccar daha fazla kazanacak; bu, öğrenci daha fazla burs alacak; bu, sanayici daha fazla teşvik alacak demek. Bu, daha fazla okul, daha fazla hastane, daha fazla fabrika demek. Bu, soframızdaki ekmeğin büyümesi, imkanlarımızın genişlemesi demek. Terörsüz Türkiye, kalkınmış, güçlenmiş, refahını artırmış, vatandaşlarının hayat standardını daha da yükseltmiş bir Türkiye demek. Bunun için her fırsatta, kazananın 86 milyon olacağını vurguluyoruz.”
Bugün dünden daha iyi olunduğunu, yarın da bugünden daha iyi olunacağını dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Evlatlarımız ise Allah’ın izniyle çok daha iyi olacak. Onlar inşallah terörsüz bir Türkiye’de, terörsüz bir bölgede yaşayacak. İşte sizler de gördünüz. Şu hakikate son 3-4 günde hep beraber bir kere daha ne yaptık? Şahitlik ettik. AK Parti olarak 86 milyonla birlikte yüz milyonlarca mazlumun da umudunu omuzlarımızda taşıyoruz. Liderlerden aldığım telefonlar bana aynı zamanda bunu gösteriyor. Bu telefonlar niye geliyor? Türkiye ile yatıp kalkan liderler şu anda bunun aşkıyla hepsi yanıp tutuşuyor.
81 vilayetimizin yanı sıra dünyanın dört bir yanında eller semaya bizim için açılıyor. Gazze’de, Şam’da, Kudüs’te, Irak’ta, Pakistan’da, Somali’de ve daha pek çok yerde mümin yürekler bizim için, bu kadronun başarısı için dua ediyor. Önümüzde çok net iki seçenek var. Ya bu duaların, bu beklentilerin hakkını layıkıyla vereceğiz ve tarihin, ecdadın, medeniyetin, milletin bize yüklediği sorumluluğa sahip çıkacağız ya da Allah korusun, milletimizin gönlünden sakıt olmakla kalmayacak, yönünü bize dönmüş milyonlara hayal kırıklığı yaşatmış olacağız.”
“Şimdi Türkiye Yüzyılı’nı yükseltme vaktidir”
Erdoğan, salondaki partililere, “Unutmayın, 86 milyonun değil tüm İslam coğrafyasının, tüm ümmeti Muhammed’in gözü bu kadronun üzerindedir, sizlerin üzerindedir.” diye seslenen Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Artık asıl büyük sıçramayı, asıl büyük atılımı gerçekleştirme vaktidir. Şimdi ülke ve milletçe hakkımız olanı alma vaktidir. Şimdi Türkiye Yüzyılı’nı yükseltme vaktidir. Türkiye’yi güzel günlerin, çok daha güzel yarınların beklediğini görüyor ve bu milletin bir ferdi olarak şimdiden bunun heyecanını titreyerek yaşıyorum. Her birinizden bu bilinçle çalışmanızı istirham ediyorum. Parlamento’nun kapanışından itibaren daha çok çalışacağız, daha çok koşturacağız, daha çok sahada olacağız. Milletimizin tüm kesimleriyle muhabbetimizi daha da artıracağız. Doğruları bıkmadan, usanmadan, sabırla anlatacak, neyi niçin yaptığımızı halkımıza tek tek izah edecek, onları ikna edeceğiz. Bize, halkımıza tepeden bakmak yok. Bize tevazu yaraşır. Biz mütevazı olarak vatandaşımızla bir arada olacağız. Bu tevazu inanıyorum ki bizi halkımızın karşısında yüceltecektir. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörsüz Türkiye kalkınmış, güçlenmiş, refahını artırmış, vatandaşlarının hayat standardını daha da yükseltmiş bir Türkiye demek.” dedi.
Mümin
Altaş, Fatma Sevinç Çetin, Buğrahan Ayhan, Utku Şimşek, Mümin Altaş, Betül
Bilsel |13.07.2025 –
Güncelleme : 14.07.2025
Kaynak : https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-terorsuz-turkiye-kalkinmis-guclenmis-refahini-artirmis-turkiye-demek/3629789
Hazırlayan
Hüseyin DURMUŞ
www.kafiye.net

CAN YAKTI
Son konuşma
yaraladı bağrımı
Sözü sitem etti dili can yaktı
Feryad ettim duymaz oldu çağrımı
Özü sitem etti hali can yaktı
Gam kedere salan yar’dı bağrımı
Gülüşü neşterdi yardı bağrımı
Em’siz tabip gibi sardı bağrımı
Bezi sitem etti eli can yaktı
Yüzünü çevirdi el gibi küstü
Ahde vefa dedim lal oldu sustu
Mızrabı vurdukça acı kin kustu
Sazı sitem etti teli can yaktı
Her kelamı
azar azar öldürdü
Civan çağda naçar derdi buldurdu
Huzur çanağına zehir doldurdu
Tuzu sitem etti balı can yaktı
Uzlet yeleğini
eynine taktı
Garip Mahperi’ye nefretle baktı
Fiziken yakınken kalbi uzaktı
Gözü sitem etti solu can yaktı
Songül Mahperi
Irmak
www.kafiye.net

PEYGAMBERİMİZE SALDIRI!
Duyunca bu rezilliği.
Gözlerimden akan yaşı tutamaz oldum.
Yüreğim sıkıştı kahroldum.
Eyy muhammet’
Gönlümüzün sultanı.
Başımızın tacı.
Senki ümmetine şefaatçisi olmadan ‘
Cennetine girmeyeceğini söylerken.
Bak şimdi ne hallere düştük.
İslamiyet’i hakkıyla yaşayamaz olduk.
Kulaklarımız sağır gözlerimiz kör oldu.
Zalimliğin karşısında duramaz olduk.
Başörtümüze saldırıp dinimizle alay ediyorlar.
Dağdan gelip bağdakini kovuyorlar.
Ne dinimize ne dilimize nede örf ve törelerimize sahip çıkamaz olduk.
Koyun sürüsü gibi batının kölesi olduk.
Asırlarca tüm dünyaya hükmedip sesini duyuran Osmanlıya” Atamıza, ceddimize,
Küfreden bir millet olduk.
Şimdi cenneti hak edecek kimler?
Zulüm gören Müslümanlar, mı?
Yoksa bu dehşete göz yuman’ kendini Müslüman sananlar mı?
Leman Gülbil Sarıkaya
www.kafiye.net

Kendime
Manifestliyorum;
Taşıdığım yüklerden
Olmadığım kimliklerden,
Bürünmeye çalıştığım hallerden,
Yaşamdaki rollerden,
Kafamda yarattığım olan ve olmayan
Düşünceleri biriktirmekten..
Samimiyetin yalanı olmaz;
Şu an içimdeki neşeli çocukla
Kendimin ellerinden tuttum
Ne kadar güzel insan varsa bir araya getirdim
Titreyen sesimden,
Güzel yüzünden öpüverdim.
Kilometre taşlarını döşerken;
Heybende birikirmiş
Anlamlı ve güzel duygular
Birde yolculuk sırasında edindiğin arkadaşlıklar.
Ah bu tadı hatırlatan o tanıdık yüzlerde olmasa?..
Birde sarılmak !..
Ne güzel ,ne özel şeymiş
Bunca şeyi unutmadan özünü kıymetli yapan.
Aslında şiir dilim gökkuşağım
Yaşattığı deneyim yine cümlelerime sığmaz
Biliyorum çok özlendiğinde
Yine kesişir yollar.
Tutunmayı bıraksamda
Asıl kendime
yolculuk..
İlknur Yıldırım
29 Haziran 2025
İzmir’den
sevgilerimle…
www.kafiye.net

AZCIK
ÇALIŞALIM, SONRA DÜŞÜNÜRÜZ!
Tez, ödev, makale, proje ve sunum için alın size bir ödev.
Bilirsiniz ihtiyaçlar hiç bitmez. Gidersin bir mağazaya satış elemanına aradığın şeyi söylersin. Lakin bu o kadarda kolay değildir. Misal pantolon denemek istiyorsundur(yüksek bel mi, düşük bel mi, göbeği açık mı). Buraya kadar hadi tamam.
Ama
bilmediğiniz bir şey var ‘Blazer, Svet-şört,yurov-avro, krop-tap, mam-jiins’
daha sayayım mı? Doğru telaffuzu unutmayalım. Bu kelimeler hayatı önem taşıyor
günümüz dünyasında.
Tekstil terimlerimiz ne güne kalmış.
Allah Allah
nerdee yaşıyoruz yahu, hani Türkiye’de mi yoksa Avrupa’da mı? Siz Avrupa
ülkelerine gidince kendi dilinizi mi konuşuyorsunuz?
Yok ya her
şeyimiz özenti, biz 90’larda iyiydik, keşke o zamanlarda kalsaydık.
Türkçe
konuşmakla gurur duyuyorum!..
Ne mutlu
Türküm diyene
İzmir/ 02.07.2025
İlknur YILDIRIM
www.kafiye.net


ACILAR TEK
TARAFLI OLMAZ
Kaç gündür ormanlarımız yanıyor; sıkıntımı, üzüntümü, yüreğimin dırlandığını
bile bile biraz olsun rahatlamak adına paylaşımlar yapıyorum. Acımız hepimizin.
———–
İnsanları
temel ihtiyaçları ile meşgul edersen, kaybettikleri özgürlüğü unuturlar. ”
diyor
Saramago.
Bu birinci
değinmek istediğim konu. İkinci ise daha karmaşık…
“Karnının doymadığı yerde açlığını belli etme ” derler.
İhtiyacımız olan şey yargılamadan, suçlanmadan sadece anlaşıldığını hissetmektir. Hep kimse beni anlamıyor diye dert yanmaz mıyız?
Her insana dert açılmaz, her insandan fikir alınmaz. Hem sürekli şikayet eden, memnuniyetsiz duruma düşersin, hem de akıl vereyim, yol göstereyim diye yardım etme çabasına giren kişiyi yanlış yönlendirirsin.
Aile içi problemler, bireysel sıkıntılar farklı pencerelerden değerlendirmek uzmanların işidir.
Sevgilerimle…
İlknur Yıldırım
03 Temmuz 2025
İzmirden..
www.kafiye.net

YAŞ YETMIŞ !!!
İnsan uzun
ömür yaşadıkça çok şeyler görüyor, öğreniyor. Asıl önemli olan yalnız
yaşıyorsanız asıl ilginç olayla o an yaşanıyor.
Yetmiş yaşındaysanız;
sevincinizde, hüznünüzde durumları paylaşacak birileri de yoksa işte o zaman
insan kendisine ve sinirine hakim olmazsa yandı canım gülüm keten helva.
Sinirlerinize hakim olursanız salonun dört duvarı sizi dinlemeye, dertleşmeye
hazırdır. Siz konuşmaya başlayın yeterki. Bu arada ağlamak, gözyaşı dökmek
serbest. Salonun duvarları hoşgörü ile karşılar büyük bir itina ile seni
dinlemeye devam eder.
Yetmiş
yaşındaysanız başınızı sokacak bir eviniz olmalı. Ayaklarınızı yerden kesecek
bir gırgır olmalı. Bazen yazın sıcağında, kışın soğuğunda gidip sakinlik
isteyeceğiniz yazlık. Bunlar varsa sırtınız yere gelmez. Sizden efendisi,
kabadayısı olmaz. Banka size kredi verir. Kredi kartınızın limitini siz
istemeden yükseltilir. İtibar var, ense kalın. Korku yok, ver Allahim ver.
Sadece maaş
alıyorsanız çok dikkat edin. Sizi seven birkaç dostunuz, akrabanız olmalı.
Yoksa aynasını zor getirirsiniz.
70 lik
dostlarım Allah yar ve yardımcımız olsun. Dikkat edin sabahın ayazında
kalmayın. Güneş altında dolaşmayın. Çarpılırsınız. Allah cümle 70 liklere
yardımcı olsun. Ortada yalnız koymasın, seveni olsun.
Saygılarımla.
19.06.2025 / perşembe
/ Karabağlar
Hüseyin Durmuş
Emekli edebiyat öğretmeni
Şair ,yazar
Www.kafiye.net
edebiyat sayfası sahibi

SEN BENİM
Sən mənim sevdiyim mahnı kimisən,
Oxuya bildiyim mahnı deyilsən.
Sən dəniz qoynunda batan gəmisən,
Mən səni sevərdim üzməyi bilsən.
Sən mənim gördüyüm adam deyilsən,
Gördüyüm adamdan uzaqlaşansan.
Sən mənim azarım ,qadam deyilsən,
Sən mənim dərdimlə qucaqlaşansan ?
Sən yaşıl bağcada quruyan çiçək,
Qoxusu gəlməyən gül budağısan.
Sən mənim gözümdə yalan bir gerçək,
Sən nağıl dünyamın tək otağısan.
Nə yaxşı getməyə qərar vermisən,
Nə yaxşı geriyə dönməyəcəksən.
Sən mənim qəlbimdə elə ölmüsən,
Bir daha dirilib ölməyəcəksən.
Soyuq əllərini isidən ocaq ,
Ruhunu yandıran közün olacaq.
Mənim baxışlarım iti bir bıçaq,
Heyif ki gözlərim qatil olacaq!
Dilşad ARAZ
www.kafiye.net

KURBANIN
BAYRAMI OLSUN
Kurban
kesin,bayram olsun.
Fakirim kısmetin alsın,
Sofrada et ayran bulsun.
Kurban bayram tadın olsun.
**
Girdin
deve,dana,koça
Hissen böldün acep kaça?
Eti sende’kemik paça..
Kurban bayram tadın olsun.
**
Bayramda
bilinir fakir,
Zengin isen görme hakir,
Çağır eve sofranı kur…
Kurban bayram tadın olsun.
**
Dünya Kazan
gibi kaynar,
Siyonistler dinde oynar,
İslam ülke hergün yanar..
Kurban Bayram tadın olsun.
**
Nice sefil
ülkeler.var,
Susuz,açlık onlara yar,
Verin destek yarayı sar..
Kurban bayram tadın olsun.
**
Aksoy yine
konuşuyor,
Kırgın kalpler aşınıyor,
Rahmet ile koşuşuyor..
Kurban Bayram tadın olsun.
5 / 6 / 2025
Gülsen Aksoy
www.kafiye.net

Hasretin
Matemdir
Mirim;
Eskiden erkekler yerine göre
Ölmesini de bilirlerdi,
Sevmesini de…
O donuk bakışlarında
Şu militan duruşun yok mu
Kolumu kanadımı nasılda kırık bırakıyor
Suretime bir kadın yerleştiriyor
Uçurumun ağzında lapa lapa kar altında
En içten suskuları canhıraş
Dibinde birden uyanı veriyorum
Suretimde bir kardelen üşüyor
Artık yapabildiğim tek şey
Buz bağlarken yüreğimi dağlamak
Doğru ya gönül diyaloğuna dalmışım
Bön yüzüne her gün biraz daha arı,
Biraz daha net olarak
Sesim yok ki sızlanayım
Sözüm yok ki acımı anlatayım
Çiçeği burnunda eyvahlar ki nevbaharım
Bütün bu dalavereciliğin ortasında
Gördüm bilmeden haspaları
Gerçekte cellâtken
Kendimi kurban gibi göstereyim
Yasenya değil miyiz her birimiz?
Kaldı ki gerçek mutluluk
Derin düşüncelere sürüklüyor
Sağduyunun gözleri hep mi çapak
Düşünse maziyi
Hayalin dümeni ne zamandır oynaşta
Bir sarmaşık dolanmış köklere
Kendine taze diyor acı çağla tadında
Acı çekmekse boyun eğmek
Gönlün deryası kelepçeli
Feleği de yazdırır kaderine
Sevgiliyi de cariye de yapar matemine
Bikarar
Bütün o kırılmış umutlar
Ölü doğmuş istekler
Yarım kalan yarınlar
Nasıl söylenir bilmem
Uydurma bir mutluluğun kanatları altında
‘Kadınlar birbirinin kulağına ne fısıldar
Değer kime, neye verilir…’
Sınanmak neye
Ruhu yavaş yavaş üzüntüye boğmaksa
Şiirin asaleti son rötuşlarında
Çıkarların ipinden çekilmiş
Ondan mıdır zavallı dizginleri bırakmıyor
Kimi tatlı sözler okşadı ruhu
Ardına birinin düşmesinden ya korktu,
Ya da bir erkeğe istemeyerek de olsa
Sevgiyi aşılamayı suç gibi gördü
Şurasına kadar dalıyorum dip not adına
Hayat bir drama
Al işte ayrılığıyla özlemiyle bir kurgu
İçinden bir ses ayakta alkışla diyorsa
Kabuğundan çıkar üzünçleri
Sol yanına koy
Harekete geçir mavi düşleri
Neye mal olursa olsun
Yeter ki kızıl ve kırgın
Soluksuz kalırken avuçları
Biriksin dırdır ve vır vır
Yalancı bahara inat
Parmak uçları!
İlknur
Yıldırım______07 Haziran 2014 Cumartesi_____ gecenin sessizliği
www.kafiye.net