Kategoriler

Arşivler


Tarih 22 Ağu 2022 Kategori: Нускайым Манкушева /Nuskayim Mankusheva

Нускайым Манкушева Манкушева

Нускайым Манкушева Манкушева



Театр сахна башкы ролдо ойногон,

Өз өмүрүн кейипкерге арнаган.

Мага тааныш, ооба ушул актриса,

Кыялымда мүдөөм эле жашаган.

Сыналгыдан диктор окуйт жаңылык,

Кулагымда кайталанат жаңырык.

Жылуу учурайт, үнүн уккам, жолуккам,

Самаганым эңсеп улам жаңырат.

Операда балет бийин бийлеген,

Чоң эмгекке талант жууруп ийлеген.

Бийчи кызды эстей албай жатамын,

Ой чабыттын бир учкунун имерген.

Ооба, булар балалыктан азгырган,

Өчүп- жанып, көк-мейкинге чакырган.

Биригишип бир максатка жол салып,

Мен күтпөгөн чоң бакытты ыйгарган. Нускат Манкушева.
www.kafiye.net


Tarih 22 Ağu 2022 Kategori: Нускайым Манкушева /Nuskayim Mankusheva

КЕЧИКПЕЧИ МАХАБАТЫМ

КЕЧИКПЕЧИ МАХАБАТЫМ

Сезимдерге биз ойногон жашынмак,

Болду мага жүрөгүмө сыйыртмак.

Каректериң айтып турду жашырбай,

Үндөбөдүң…Неден корктуң? Табышмак.

Биз жаралсак бир болууга дүйнөдө,

Кечикпечи, махабатым өмүрдө.

Азыр кайрыл, азыр кайрыл, кол сунчу,

Көтөрө албайм жаштык өткөн куракта.

Нускат Манкушева.

Нускайым Манкушева
www.kafiye.net


Tarih 21 Ağu 2022 Kategori: Elmaya Cabbarova

Mənim olardı

Mənim olardı


Bir zamanlar sahilə sevinərək gedərdim,

Geyib güllü donumu bəzənərək gedərdim,

Qəlbimdəki sevinci gizlədərək gedərdim,

Dəniz də, sahili də hər yan mənim olardı!




X
əyallara dalardım, gözlərim yol çəkərdi,

Ötən beş – on dəqiqə mənə uzun gələrdi,

Sənin çox gecikməyin mənə əzab verərdi,

Səni qəfil görəndə dünya mənim olardı!




Ehh, Keçdi zaman, döndü dövran, görüşm
ədik biz,

Qopdu tufan, əsdi yel, dəyişildi səmtimiz,

Sovrulduq hər tərəfə, silindi izlərimiz,

Çərxi – fələk pozmasa, aləm mənim olardı!




Yen
ə gəlib sahilə dərdləşirəm dənizlə,

Dəniz həminki dəniz, xəyallarım səninlə,

Yarım, kaş sən də gəlib, oturaydın mənimlə,

Dəniz, Yer, Göy inan ki, Cahan mənim olardı!

əllif: Elmaya Cabbarova.

29.07.2022.

www.kafiye.net


Tarih 21 Ağu 2022 Kategori: Elmaya Cabbarova

Y o l l a r

Y o l l a r



Yollar seni gideceğin yere götürür,

Hedefiniz daireye ulaşmaksa,

Gittiğin bir yol var, gittiğin bir yol var,

Keşke süreç bir son bulsa.




Yollar patikalardan başlar, uzanır,

Kıvrımlı, düz, pürüzsüz, akşam yemeği

Taş – kesilebilir, tozlanabilir – kirlenebilir,

Ve bazen kadife tek başına, khazal yapraklarıyla.




Yollar var keçirl
ər, meşə içindən,

Aşağı inen patikalar var, dağın tepesinden,

Yola çıkan vefasızdan,

Merhameti bekleme, fitneden kaç.




Yolları sevenlerin arzusu,

Uçsuz bucaksız hayallerin yeri,

Görmək istəyəndə huri – mələyi,

Arkana bakmadan ilerle.




Geçmişini unutmadığın yollar,

Geleceğe olan inanç bir umut yeridir,

“Bir çıkış yolu var” neye inandığını bil,

Kıblehi dünyada iman yeridir.

Yazar: Elmaya Cabbarova.

26.07.2022.

www.kafiye.net


Tarih 21 Ağu 2022 Kategori: Гульмира Джумагалиева/ Gulmira Dzhumagalieva

Виртуальная любовь

Юмора нам в ленту


Виртуальная любовь




Я сидела и скучала,

И зашла я в интернет.

У меня есть кот с собакой,

Крыша есть, а любви нет.




И вот вдруг нарисовался ,

С виду чистый Аполлон.

Так красив и так галантен,

Нет детей , котов и жён.




Ой тебя давно искала,

Столько ночек не спала.

О тебе всё я мечтала,

И тебя давно ждала.



Вот за что тебя в награду,

Подарили небеса?!

Как я рада, как я рада,

Засияли вновь глаза.



И я в зеркало гляжу,

Да себя не узнаю.

Где же бродишь сокол ясный?

Ты заглянешь в интернет?




Без тебя весь день ненастный,

Как коробка без конфет.

А с тобой мне веселее,

Даже в самый хмурый день.




Пусть с годами не мудрее,

Но душа не знает лень.

Кто в Инете я не знаю ?

Вдруг альфонс или герой?



Но в мечтах я представляю,

Принц ты самый дорогой!

Но подруга мне сказала,

Чтобы я не воображала,

Чтоб ценила что имею,

Не несла ей ахинею.




Говорит, что надо знать,

Кому письма буду слать.

Чтобы не остаться с носом,

Чтоб не шла жизнь под откосом.

Осторожной надо быть,

Чтоб в беду не угодить!

И теперь не знаю я,

Кто права она иль я?



2018

Джумагалиева Гульмира
www.kafiye.net


Tarih 21 Ağu 2022 Kategori: Гульмира Джумагалиева/ Gulmira Dzhumagalieva

Море


Море


Море. Солнце. Пляж и пальмы.

Горы с небом обнимаются.

Малыши прильнули к маме,

Все резвятся и купаются.




Словно юные дельфины,

Плавают постарше дети.

И прекрасные Афины,

Завлекают в свои сети.




Брызги будто бриллианты,

Отражаются, искрятся.

Вот вдали мелькают яхты,

Люди смотрят, улыбаются.




Море очищает душу,

Приводя в порядок мысли.

Возвращаемся на сушу,

Мы добрей чем раньше были.  



21.08.2022

Гульмира Джумагалиева

www.kafiye.net


Borsok

Borsok


Gulnar Emil




Gelinler, borsok için hamur yoğurun!Beyaz un gri odadaki dolabın arkasındaki torbadadır, esmer un ambardaki mavi un sandığındadır. Beyaz undan beş elek eleyin, esmer undan iki elek katın. Büyük kase alın, ama eskisinden, yenilere dokunmayın. Bunların hepsi size kalır, ben kendimle götürecek değilim, o yüzden yeni olarak kalsın. Eskiden sadece iki tane mi?Yenileri eski muşambayla sıkı sarmıştım ve çok iyi saklamıştım, şu an kendim bile bulamıyorum. Komşulara sorun, onlarda üç tane eski vardı. Elek delinmiş? Ama bir şeyler yaparak kullanabiliriz? Bir tane kevgirle yapamayacağız, bir tane kevgir de sor! Sen bizim yatak odamızdan supara( hamur açmak için kullanılan deriden yapılmış mat) getirsene! Ben onu yatak odamıza götürdüğümün nedeni onunla beraber bereketimizi çalmasınlar! Sorsalar kimseye vermeyin! Bizim kazanımızı çalmışlar ve hurdaya satmışlar. Buldum ve geri getirdim…İşaretlemeseydim, kazansız kalırdım!

Hangi yağı kullanalım? Pamuk yağı bitmişti. At yağı katın, çorbadan kalmış yağ, ağzınızı ısırmaz! O yağda pişireceğiz.İçyağından daha iyi yağ mı var? Maya suparanın içindedir. Supara ise bizim yatak odamızda. Sandıklarda ne var? İnsanların kafasımı kestim ve oraya koydum. Oraya gitme! Suparayı buldun mu? Gözünü iyice aç! Sen patlak gözlüydün? Şimdi o odaya girmeyeceğim, korkarım? Neden korkuyorsun? İnsanların kesilmiş kafalarından? Hangi kafa, Aman Allahım? Allah, Allah, ben şaka yaptım! Yine de gitmeyeceğim! Şimdi ne yapacapağız, aldım-şaka yaptım! Kendim getiririm, sen de tezek getir! Tezek nedir? Ne beladır? Çuval bezini al da benimle gel, sana kurumuş tezekleri göstereyim? Çuval bezi nedir?

Acele etmeden hamur yoğurun! İyi hamur olur, akşam olmadan hemen borsokları yapayım. Kazanda su kaynıyor! Siz harekete geçmeden öğlen oldu. Öğlen değil mi, saat bir oldu? Dokuz? Saar dokuz olduysa, hemen bir de olur! Zaman saat dokuzda durmaz ki!beş kase unu koyun, kendi yoğururum! Sıcak su hazırlayın, maya bozulmasın! Hamur açmak için üniversite diploması mı gerekir? Oynayarak yoğururum.

Niçin hamuru bir saat yoğurtururum? İyi yoğurtulan hamurdan iyi borsok yapılır! Sizin gücünüzle mi mayalandırıyorum? Maya ile değil de, yoğurmakla iyi mayalandırılır! Toprağı da iyi yoğurursa duvarlar sağlam olur.Hamileyken bu evin tuğlasını yapmıştım, bir günde bin tane tuğla yapıyordum. Yeni evde doğurdum.

Kimse çalışmaktan ölmedi. Ölürse, örnegin, ben hayatım boyunca çalıştım- hala yaşıyorum. Bazen yatmak istiyorum, ama yatamıyorum, biri ayakkabıyla “Kalk, kalk” diye dürtüklemiş gibi geliyor.Başımı yastığa koyarsam ölecek gibi geliyor! Eğer ayağım takılıp üzerime düşersem.. Babanız ustümden atlayıp geçer ve böyle yorum yapar.

-Bu zaten çoktan ölmesi gerekiyordu!

Hamuru hemen sarmanız gerekiyor! Balta ve maşa nerede? Tuz sorsana, yarın satın alırız. Her zaman sormaktan utanıyorum, maşasını göstermeden getirsene! Eskiden o maşa benimki idi, sonra onlar işaretlemiş, şimdi biz onlara soruyoruz.

Hey,benim galoşumun birini getirsene, yolda kalmış. Ayakkabıma bakmaya bile zamanım yok. Daha ince açın! Yağ yanmaya başladı! Acele edin!Ateşi azaltsam yetişir misiniz? Acele edin, hamur soğuyor! “Sadece Mariya” akşam dizisini mi seyrediyorsunuz, utanmıyor musunuz? Nasıl utanmıyorsunuz? Hamur ekşileniyor, bunlar televizyon seyrediyor – ne rezalet!

Hamuru bir an önce açın ya, yağ yanacak! Hamuru buraya getirin, düşürmeyin, yerde toz çamur içinde kalmasın! Yeni gelin nerede kaldı, aynaya mı bakıyor, dans mı ediyor? Örtüye gönderdim, örtüyü başına sardı da aynaya bakıyor… Pencereden gördüm. Yavaşca, korkutmadan, buraya getirin!

Benim oğlum nerede kaldı? Odun parçalasın! Futbol? Onun annesi ölse bile: “Bir dakika, ben futbol oynamam gerekir” diyecek. Biliyorum.

Onun karısı aynaya bakmasını bitirdi mi? Hayır, hala mı dans ediyor? Benim gözlerim görmesin, perdeyle kapatın! Şimdi beşikteki bebek uyanır- o zaman ne yapacak? Böyle mi oturacak? İyi ev hanımının bir eli bebekle uğraşır, kötü ev hanımın iki eli bebekle uğraşır…

Sizin bu filmler eğlence değil de- işkencedir! Bu sene biter mi? Bir tava hamuru ben açtım. Ya Allahım, ikincisi hazır olursa nasıl beklerim? Ateş yakmayı da bilmiyorsunuz? Hepsiniz güzelsiniz,tütün size doğru gidiyor. Benden başka hepsine tütün kapladı. O sadece benden korkuyor,güzel değilim ki.Ellerimle yanmış odunları tutuyorum, külü dağıtırım, tabii tütün benden kaçar.

Maşa verdi mi? Tamam, ellerimle çalışırım. Ellerim maşadan daha iyi. Gazete getirsene, koyunun böbreğini gazeteye sararak pişiririm. Hamile gelinim için. İyi iş yapmış olurum.

İyi haber!Gübre arasından benim altın yüzüğüm bulundu. Koyunları doğurturken kaybetmiştim, rahiminde kaldı düşünmüştüm. .. Bulundu, neyse… Tamamen kaybolursa iyi olurdu, bütün felaket, sıkıntılar onunla beraber kaybolurdu. Tamam hala geç değil… altınlar bende uzun yaşamaz, bu ise iyidir.

Düzgün, küçük kesin, ama atın başı gibi olmasın. Ya da küçük kesmeyin, eli küçük-cimridir derler. Orta ölçü iyidir. Çok ince yapmayın, çıtır çıtır olacak. Sonunda kap şeklinde kesin, hızlı bitirmek için, bir de dışarıda oyun oynayan çocuklar için. Kendimiz için biraz yanmışlarını toplayın. Pişirilmemiş sütün kaymağını alın ve tavadaki sütün üzerindeki kaymağı da alın. Saat beşe yaşlı kadınları davet etmeye birisini gönder, çay içelim.Tyaniçki ananın bastonunu da al ve kendin getir. Buraya bastonuyla zar zor geliyor, çay içtikten sonra bastonunu burada unutup evine döner. Eski galoşunu burada unutur, yeni galoş giyerek gider. Neyse, yeni galoş her zaman bulunur da, eskisini bulmak zordur. Speşnaya anayı çaya davet et.

Hindi çayınan da bol demle. Şimdi seylan çayını da çıkarırım – kokusu olması için bir kaşık ondan kat. Böylece bir seylan çayını bir yıl kullanırım. Tuz ve nabat getir. Şekeri parçalayan birisi olsa?! Benim ihtiyar nerede kaldı? Gömleğini değiştirsin, kirlidir. Sarışınlar kirliğe dayanaklığı yoktur bence. Ne kadar üzerini temizlesen bile kirlenebilirler.

Semaverin havalandırma borunu kim aldı?

Koyun ve keçi derisinden güzel, döşek yapın. Benim, popom, biraz da yer “koklasın”. … Allah adına… Çay kaynarsa uyandırın..lütfen… Koyun karınından…yağı.. çıkarın. Abdıkul atanın cesedini mi çıkarıyor? Onlara borsok götürün. Allah onu bağışlasın.. bizi de.. Ben şimdi..




Gülnur Emil.
www.kafiye.net


Deve cepkeni

Deve cepkeni



1941- 1945 yıllar arasındaki Dünya savaşında dul kalmış bayanlara adanıyor

Elindeki eski kirmeniyle onurlu sayılan yerde oturuyordu. Onun buruşuk yüzü, yumulacak gibi gelen gözkapağı altındaki haraketsiz bakışları uyuduğu hissini veriyordu. Kendine geldikten sonra zikzak şekliyle bükerek ve yumuşak yünü çekerek eğirmeye devam etti. Yumuşak yünü tokaya çekerek kirmen yine dönmeye başladı. Kendisi istememesine rağmen üzüntülü hatıralara dalarak apanın* çok çalışmış elleri tokadan yumak yaptı. Çok şey hatırlamamak istedi, ama insanoğlu düşünmeden duramaz. Hatıralar kendisi beyini karıştırmaya başlar ve bulduklarını göze aktarır:

Büyük oğlu gözünün önünde, yüz yüze…

-Sen savaşa gittin, ama dönmedin… Şimdi ise her gün gözümün önüne çıkageliyorsun ve bana sitemle bakıyorsun.Savaşı ben icat etmedim, oğlum, ama vicdanım beni yiyor. Bir faşist seni öldürdü… Ama o faşisti de bir ana doğurdu. Belki o faşist seni öldürmek istemedi, belki onu da savaşa gitmeye zorladılar. Onu savaşa gönderen….?-Ayşa apa kafasındaki sorular kendi tokası gibi karışmaya başladığı zamanlarda başını sallıyordu.

Tokayı çözerek yumak çekiyordu, acımasız kader!.. Hastalıktan ve açlıktan ölen sekiz çocuğu ona koşarak gelip onu okşuyordu. Bu gibi durumlarda apa hemen kirmeni bırakıyordu ve İsabek’in oğlunu aramaya çıkıyordu.

Komşuların çocuklarıyla avluda alçike oynarken bulmuş olan torununun elinen tutuyordu:

-Eve gidelim, bir şeyler atıştır, acıkmış olabilirsin?

-Bir şey istemiyorum. Ben oynuyorum ya, eneke!-diye 7 yaşındaki İsabek direniyordu.

Ayşa apa kirli çocuklara bakıyordu ve onun gözü hayata olan sevgiyle doluydu. Eve gidiyordu ve büyük kese ılık süte doğaranmış ekmek ve şeker, yağ katarak getiriyordu. İsabek’i oyundan alıkoymadan onun terini elbisesinin eteğiyle sürüyordu ve ona getirdiği nefis yiyeceğini kaşıkla yediriyordu. Sümüklü, kırmızı yüzlü arkadaşlarını da doyuruyordu ve rahatlayarak eve dönüyordu.Kendi yerine oturarak alıştığı gibi köşede asılmış deve cepkene dokunuyordu ve eğirmeye başladı..

Kocası gittikten sonra onun yaptığı kirmenle deve yününden ince ip eğirdi. Onun yarı aç çocukları uyuduktan sonra mutlu olarak eğiriyordu, çünkü bu işi hayal etmesine izin veriyordu… Mustapa oğlu Kapar’la nefret ettiği savaştan gelecekti..Ayşa kocasına bej deve cepkenini giydirecekti. ..Yakışıklı, sevimli Mustapa’ya cepken yakışacaktı. Kapar’a kürk dikmesi gerekir. Savaştakilere çok keçi derisi vermişti, altı tane deriyi de oğlu için saklamıştı. Bazen gece yarısında uyanıyordu ve yine uyuyamıyordu. Derilerden bir tane alıp karanlıkta buruşturup hazırlıyordu. Sonra yorganın üstünden ayağını sarıyordu ve uykuya dalıyordu.

Sabah erkenden çocuklarının karnını kepek ekmek ve sütle doyuruyordu. İneğini sürüye kattıktan sonra kolhoz kanalınını kazmaya gitmesi gerekir. Ancak günbatımında eve dönüyordu. İneği ağıla soktuktan sonra sağıyordu ve çocuklarını doyuruyordu. Zayıflamış çocuklarının giysilerini dikmek gibi işlerinin çokluğundan çocuklarını okşamaya zamanı az kalırdı. Ancak uyuduktan sonra alnından öpüyordu ve gece işlerine devam ediyordu.

Kahrolası savaş bitene kadar Ayşa apa çok çabalamasına rağmen hastalanmış çocuklarını ard ardına kaybetti. Her seferinde “Kocama ne diyeceğim?” sorusu acı çektiriyordu. Taşla sıkıştırmış gibi kalbi ağrıyordu…

O zamanları geceleri gaz yağı lampayla deve iplerinden tuval örmeye öfkeyle girişiyordu. Örmezse delirecekti…

Deve tuvalı el işi değilde fabrikada örülmüş gibi çok güzel olmuş. Bütün sevgisini bu tuvala katmış! Savaşın sonunda nadir pembe çiçekli basmadan astarlı deve cepkenini dikmiş. Basmayı savaş başlamadan önce kendine elbise dikmek için almıştı.Astarı deve ipiyle dikmişti. Cepken çok güzel olmuş. Oğlunun yeni, giyilmemiş kürkünü kimse görmemesi için sandığa saklamış. Kürkün hayatı Kapar’ın hayatınan daha uzun olmuş. Mustapa giyecek diye düşünmüş.

Üzüntülü hatıralarını bölmek için Ayşa apa kirmeni kenara çekti ve avluda oyuna dalan çocuklara, özellikle en sevdiği İsabek’e baktı, sonra abdest almaya ve namaz kılmaya gitti.

…Namaz kılmak zor oluyordu.Çoğu zaman namaz kılan seccade gözyaştan ıslak oluyordu. Ama bu kime ilginç? Sadece Allah’ın önünde ağlıyordu, sadece Allah’a faşistlerden, Hitlerden,açlıktan,hastalıktan şikayet ediyordu… Onu da cennete almasını diliyordu. Kendine gelip kocasının küçük kardeşi Mamış’ı, onun karısı Rakıya’yı, oğlu İsabek’i verdiği için Allah’a şükretti. Onların hayatta olması onu da hayata bağlıyordu. Kaderini de onlara bağlıyordu.

Kapar kırk dörtüncü yılı vefat etti. Onun vefatı da Ayşe’nin sağlığını etkiledi…Sevdiği kocası da savaştan dönmedi… Onun kırlı şaçı siyah başörtü içinde kaldı… Onun kimsesi kalmadı! Şimdi o Mamış’ın yanında. Ne de olsa kocası Mustapa ile anyı rahmi paylaşmış kardeşidir. Elli bir yılında Mamış’ın oğlu doğduğunda İsabek ismini verdi. Rakıya’da süt hemen çıkmadı. Yeni doğmuş İsabek’in dinmeyen ağlaması ertafı sardı. Onu oyalamak için Ayşa apa memesini İsabek’in ağzına soktu. Süt çıktı. Ayşa apa tamamen aklını kaybetti. Bebeği kendi yatağına alıyor, onu kendi anne-babasından kıskanıyor.

Şimdi onlar işteyken çocuğa bakıyordu. Birinsi sınıf öğrencisi İsabek’i okula götürüyor. Ders bitene kadar okul önünde bekliyor. Gözdesi okuldan koşarak çıktığında çok seviniyor. Onun çantasını alır ve eline mısır ekmeği veriyor. Ayşa apa işsiz oturamıyor. Çocuğu yanına alır çiy* koparıyor. Bir kucak getiriyor, kırgız çadırı için hasır yapar. Mamış’ın işten gelmesini beklemeden koyun keser. Küçücük İsabek’le bölüyor ve bütün halkı anmaya davet ediyor. Eğer düğüne davet ederse hediyeleri hazır- güzel şırdaklar*!

Ayşa apa sadece bir şeyi hayal eder- İsabek büyüyüp de kürk ve deve cepkenini giymesinidir. O zaman korkusuz ölebilir…

Allah’a şükürler olsun, Ayşa apa Mamış’ın oğullarını ve kızlarını, İsabek’in çocuklarını, komşularının çocuklarını yetiştirmiş. Allah’a şükür deve cepkeni ve kürk çoktan giyildi.





Gülnar Emil 4.05.2020.

Cepken –içinden işlenmiş erkek kıyafeti

Eneke-anneye, babaanneye yumuşak hitap etme

Apa-anne, anneanne, babaanne

Çiy- sert bozkır otu

Şırdak-yünden yapılmış iki katlı halı


www.kafiye.net


Tarih 19 Ağu 2022 Kategori: Elmaya Cabbarova

Gəncliyim

Gəncliyim



Gençlik günlerimi unutamıyorum,

Rüyam gökyüzünde uçardı,

Oralar oylağım, şirin çağlarım,

Gökyüzü her zaman beni büyüleyecekti.




Hayallerim kanat çırptı uçtu,

Kader bile benden korkup kaçardı,

Sanki güneş parlayan tek kişiymiş gibi,

Dünya Cenneti ona aşık eder.




Güneşi izliyorum ve bir melodi açıyorum,

Ay battıktan sonra yıldızları saydım,

Her sabah güneşi selam ederdim,

Aşk böyle devam eder. …




Sevilmek, sevmenin şanslı bir çağı,

Gençlik yıllarımdan güzel bir replik,

Kafama koyduğum lahanayı al,

Harika olurdu, beni şaşırtırdı.




Aylar, günler, yıllar, mevsimler,

Şimdi bir anı oldu gençliğim ben

Arada durmak yazık, biraz,

Gençliğim uzaktan büyüyor!…



[Keşke gençliğim de böyle sürse … ]



Yazar: Elmaya Cabbarova.

22.07.2022.

www.kafiye.net


Tarih 19 Ağu 2022 Kategori: Elmaya Cabbarova

Söyləməlisən

Söyləməlisən


[ Hörmətli şair İmran Güllübulaqlının “Deyim, deməyim” şeirinə ]




H
ər kəsin sevdiyi bir gözəl olur,

Aşiqlər daima sərgərdan olur,

Dünya sevənlərlə boşalıb, dolur,

Sevgini o qıza söyləməlisən!




Dey
əsən, o qızı pünhan sevirsən,

Ondan aralıda, uzaq gəzirsən,

Bəlkə o da sevər, hardan bilirsən,

Sevgini o qıza söyləməlisən!




Halını anlayıb, duyan çox olar,

Dərdinə şərikəm deyən çox olar,

Kənarda lağ edib, gülən çox olar,

Sevgini o qıza söyləməlisən!




Hüsnü göz
əllərin etibarı az,

Hərənin əlində bir sədəfli saz,

Etmə guley-güzar, öz sevgindən yaz,

Sevgini o qıza söyləməlisən!




Göst
ər sevdiyinə sədaqətini,

Ürəkdə gizlənən məhəbbətini,

Kitaba salmışam təmiz eşqini,

Sevgini o qıza söyləməlisən!

əllif: Elmaya Cabbarova.

19.07.2022.

www.kafiye.net




. Deyim,dem
əyim?




Bir göz
əl eşqinə alışdım,yandım,

Onu dərdlərimin məlhəmi sandım.

Gecə də,gündüzdə o qızı andım,

Sevgimi canana deyim,deməyim?




Ür
əyim eşqini ələdi,süzdü,

Əllərim yoluna gül-çiçək düzdü.

Bir cavab vermədi,o məni üzdü,

Dərdimi qanana deyim,deməyim?




Eşqimi d
ərk edib,anlayanım çox,

Qınayıb,arabir danlayanım çox.

Bu eşqi saf bir eşq sanmayanım çox

Sözümü sanana deyim,deməyim?




D
ərdmənlər dərdini mənimlə bölür,

Bir gözüm ağlayır,bir gözüm gülür.

Neçə gözəllər var dərdimdən ölür,

Oduma yanana deyim,deməyim?




Qoy c
əmi şairlər qayğıma qalsın,

Sevgimi həvəslə qələmə alsın,

Bu təmiz eşqimi kitaba salsın,

Mən şair İmrana deyim,deməyim?




İmran Güllübulaqlı

19.07.2021.

www.kafiye.net