Kategoriler

Arşivler


Tarih 16 Oca 2011 Kategori: Reyhan ALTAŞ

İçimde Fırtınalar

İçimde Fırtınalar

Bakın yağmur yağıyor,sanki ağlarcasına.
Damlalar sağa sola,sanki kaçarcasına.
Yüreğimde şimşekler,ateş yakarcasına.
Hıçkırıklar kördüğüm,beni boğarcasına.

Gözlerimdeki yaşlar,yağmurla yarışıyor.
İçimde fırtınalar,durmadan savaşıyor.
Hıçkırıklar feryatlar,bedenimi sarsıyor.
Gözlerin bir ok olmuş,kalbimi parçalıyor.

Yalnızlık yüreğimin,kapısını çalıyor.
Yağmurlar dinsin artık,yüreğim dayanmıyor.
Acılar içindeyim,dinmiyor fırtınalar.
Gözlerimin önünde,canlanıyor anılar.

Reyhan Altaş
www.kafiye.net


Tarih 16 Oca 2011 Kategori: Reyhan ALTAŞ

SEVDiM TAPARCASINA

SEVDiM TAPARCASINA

Yıldızları topladım saçlarına tac yaptım,
Sevmekle de kalmadım yalnızca sana taptım,
Sevdim taparcasına kalbimi neden yaktın,
Kalbimi alev alev yakmakla da kalmadın,
Kalbimi benden alıp fırlatıp yere attın,
Sevmiyorsan kalbimle neden oyun oynadın.

Suçum günahım neydi bir türlü anlamadım,
Sevdim taparcasına sevgimi hiçe saydın,
İnan benim sevgime hiç layık olamadın,
Sevdim taparcasına hep sitemlerde kaldım,
Dizlerine kapanıp yalnız sana yalvardım,
Sevmiyorsan kalbimle neden oyun oynadın.

REYHAN ALTAŞ
www.kafiye.net


Tarih 16 Oca 2011 Kategori: Reyhan ALTAŞ

KALBİMDEN SİLDİM SeNİ

KALBİMDEN SİLDİM SeNİ

Kalbimi kıra kıra açtın içimde yara,
Kalbimden sildim seni senle içim kapkara,
Benim içimde artık oldun kanayan yara,
Kalbimde olmaz yerin deli dolu serserim.

Kalbimden sildim seni bulamazsın o yeri,
Kapattım kapıları almam seni içeri,
İstemiyorum artık ne aşkını ne seni,
Kalbimde olmaz yerin deli dolu serserim.

Yanıp tutuşan kalbim bak senin şaheserin,
Unuttum artık seni desemde yaram derin,
Kapandı gönül kapım giremezsin içeri,
Kalbimde olmaz yerin deli dolu serserim.

Sen çıktıkça karşıma oldum kanayan yara,
Kandıramazsın beni kanmam yalanlarına,
Yanıp tutuştu kalbim külleride yadigar,
Kalbimde olmaz yerin deli dolu serserim.

ŞARKI SÖZÜ OLARAK YAZILMIŞTIR.

REYHAN ALTAŞ
www.kafiye.net


Tarih 16 Oca 2011 Kategori: Reyhan ALTAŞ

ANLASaNA

ANLASaNA
Neye yarar dönüşün acılarla ölmüşüm,
Yanıp bitti yüreğim geriye yok dönüşüm,
Teselli etmez beni acı dolu yüreğim,
Öldürdün sen bu aşkı söyle nasıl güleyim.

Gel diyorsun gelemem sana yardım edemem,
Yardımıma muhtacsın Allah sana acısın,
Ararsın yana yana söylemiştim ben sana,
Bu canı kurban ettin acımadın sen bana.

Dayanmaz bak yüreğim ne olur sen ağlama,
Allaha sığın artık yardım eder o sana,
Gelmek istesem bile gelemem anlasana,
Yaşamayan insanın faydası olmaz sana.

ŞARKI SÖZÜ OLARAK YAZILMIŞTIR.

Reyhan Altaş
www.kafiye.net


Tarih 15 Oca 2011 Kategori: Tülay ASLAN

NAFTALİN KOKULU SEVDAM

NAFTALİN KOKULU SEVDAM

Ne bir sevgili buldum, ne yaslanacak sine
İhtiyaç duyduğumda, koyacak dertli başı
Yanarım kimse görmez, gizli kaçışlar yine
Şimdi yapayalnızım, döktürdün hep gözyaşı

Sürüklenip giderim, kaderimin peşine
Zâlim seni severim, rastlamadım eşine
Unutmadım seni hiç, kapıldım güneşine
Şimdi yapayalnızım sensiz kör kuyularda

Sevgi ektim bağıma, hasretlik var yuvamda
Bendinden taşmış selim, Beydağı’ nı delerim
İnanın çok yalnızım, hüzün kokar havamda
Ne de zormuş hasretlik, yanıyor didelerim

Alevdeki bu yürek, hicranla kavrulurken
Umutlar öbek öbek, gözlerimde fer olmuş
Gelecektin bekledim ,yoluna savrulurken
Bilmem niçin gülmedim, benzim sararmış solmuş

Sevdâ cânıma yetti, sana artık ne diyem
Bırakma ne olursun, beni yâd ellerinde
Bitsin artık bu acı, bitsin artık şu elem
Çırpınıyorum şimdi, acının sellerinde

TÜLAY ASLAN
www.kafiye.net


Tarih 15 Oca 2011 Kategori: Safiye Lemide Çakır

Kanatıyorum Ayaklarımı


Kanatıyorum Ayaklarımı

Yorgunum tek kelime ile ifadesizliğimin tek ifadesi olan bu cümle etrafında dönüyor hayatım. Her ışığı gördüğümde bir bulut çöküyor üstüme tutamıyorum hayatın ucundan bir şeyler kayıyor ayaklarımın altında sabun köpüğü düşlerim bir bir patlıyor gözlerimde sadece yorgunum dibe çökmüş düşüncelerim nedensizliğime neden umutsuzluğuma umut arıyorum her tutunmak istediğimde kırılıp ellerime geliyor dallarım alıştım diyorum alıştım dedikçe hıçkırıklarım düğümleniyor boğazıma sessizliğime ses arıyorum titriyor ellerim düşündükçe yüzüme çarpıyor nedenlerim git dedikçe ayaklarım direniyor yüreğim bilmiyorum taşımak mı yoruyor insanı taşınmak mı yapayalnızım korkuyorum korktukça kendi kovuklarıma saklanıyorum benimde mi kalbimde bir delik var? yaması kimde o zaman Bir sihirli değnekle çocuk yap beni tanrım söz bir daha dilemeyeceğim büyük olmayı bir anda yok olmak gibi kaybolsam ortadan hiç gelmemiş gibi dünyaya hiç girmemiş olsam insanların hayatına yorgunum anne hem de çok taşıyamıyor artık küçük bebeğin sırma saçlı kızın dert yumağı sardıkça bitmiyor anne çoğalıyorum her bitti dediğimde başa sarıyorum bir mahkûm bile affa uğrarken yaşadıklarım neyin cezası çekip çekip bitiremediğim anam hiç yalan söylemedin bana işte şimdi hadi anne bir kez söyle sarıl bana bitecek de ah biliyor musun ne çok ihtiyacım var bu cümleye artık hatırlamıyorum anneciğim ne zaman düştüm bu çukura debelendikçe kendi içime çöküyorum kendi çamurum da kirleniyorum arınmak istiyorum sonsuzluğun uykusuna bir anda dalmak ve bir daha hiç uyanmamak bir Cuma vakti yokluğun dikenli yollarına basmak belki içim hafifler diye kanatmak istiyorum ayaklarımı karıştır beni kıraç toprağa çek anam ağır toprak yorgana dindir bendeki acıları.

Lemide Safiye ÇAKIR
www.kafiye.net


Tarih 13 Oca 2011 Kategori: Doç Dr. Zerda ONURLU

Seni Bekleyeceğim

Seni Bekleyeceğim

Yüregimde sürgün veren senin sevdan nicedir. Nicedir sebepsiz güLmeLerim sebepsiz agLamaLarim bu yüzden.

Kim biLecek ki içimde zamansiz patLayan voLkanlarin yanginini. Kim adini koyacak ki isimsiz sevdamin. Kim biLebiLir ki bu kadar mutLu ve bu kadar çaresiz kivrandigimi „Sensiz GeceLerde“ Gecenin sifir noktasinda yanan yüzLerimizi cosan yürekLerimizi sariLan bedenLerimizi kim görebiLir ki.

Sirrim,yasagim,sebebimsin bu karmasik dünyada, nefesimsin soLuk soLuk tertemiz dag havasi gibi içime çektigim. Bir çocuk masumiyetiyLe beni sürekLi gözünden sakinir gibi koruyan.. YoLdasimsin.. sirdasimsin.. gönüLdasimsin..asigimsin.. her derdime ortak oLan.

Yanginimsin „Sensiz GeceLerde“ beni yakan, sabrimsin sensiz günLerde teseLLi veren, mutLuLugumsun.. umudumsun.. uzakLardan bana nefes gibi içimde doLanan,damarimdaki kansin sicacik içimde doLanan, çarpan kaLbimdesin her an her dakika hissettigim.

YaLnizLigimin yasamLa kiriLma noktasinda ve pes edecegim o kötü anLarda karsima çikip bana hayati sevdiren ve yasaniLasi yapansin sen.
UmutLarimi sakLiyorum „ArzuLarimi“ hevesLerimi sarip sarmaLamisim hep. Sen geLince açmak için bir küçük bohçada sakLadigim gizLerimi koruyorum. Saçip savurup önüne sen biLesin sen göresin diye yiLLarimin çektikLerini.

ÜzüLmen için degiL sevgimin gücünLe dans edecegim karsinda. BiLmen için seni nasiL bekLedigimi. NasiL kendime severek isteyerek gönüLLü zehir ettigimi en güzeL günLerimi görmen için.

Ben seni bitmeyen bir özLemLe bekLedim. BeLki hiç geLmeyeceksin beLki yoLLar hiç açiLmayacak beLki dagLar hiç insafa geLmeyecek seni birakmayacakLar bana. Ama inancimi hiç yitirmedim ve bekLemeye devam ettim.

Sevgimin gücü ve büyükLügü seni bir gün bana getirecekti biLiyordum.
BeLki seni bekLerken yasLi bir pamuk nine oLacagim eLimde baston ayakta zor duran bir nine.

Bunu biLerek bekLedim seni, son nefesimi sadece senin kucaginda vermek için. Sadece yasLi yorgun gözLerime bakmani ve kendini içinde görmen için açik tutma gücüne sahibim bu gözLeri. Hiç firtinaLar yasamamis bir ruh ve sadece senin kapiLarini açtigin bir gönüL sarayimda bekLiyorum seni. Sen geLdiginde çok geç oLmayacak hiç bir sey için inan .

Ben yine o deLi o „CILGIN“ oLacagim etrafinda doLanip sana hayat iksirinden sunacagim, yüzümde ne bir çizgi ne yeis oLacak yiLLarin birakip da gittigi. Ben yine iLk gün ki ben gibi çikacagim karsina ve eLimi eLine aLacaksin biraktigimiz yerden devam edecegiz yasama beraber. O incecik yoLda yürüyecegiz sona gidecegiz seninLe hiç ayriLmadan bize sunuLan güne kadar.

Genç oLacagiz seninLe yeniden eskisi gibi. Kaderin bize oynadigi oyunu biLe unutacagiz affedecegiz bizi ayri koydugu için yazgiyi. Yasanmamis her ani yasayarak doyuracagiz kendimizi. SabahLara kadar koLLarinda, gece yariLarina kadar eLLim eLLerinde oLacak. Ben seni sen beni yasayacagiz son nefesimize kadar bizden çaLinan zamana inat,yazgiya inat.

Seni bekLeyecegim bunu biL..!

06.02.2006
Dç. Dr. Zerda ONURLU
www.kafiye.net


Tarih 13 Oca 2011 Kategori: Doç Dr. Zerda ONURLU

Yazmaya Başladım

Yazmaya Başladım

Yokluğunda uzun uzun yazmaya başladım. Pencerenin önünde saatlerce oturup, gelip gidenlere daldığım zamanlar oluyor. Gidişini unutamıyorum. İçimdeki boşluğun iliklerime geçişine seyirci olup, izliyorum. Her şeyden, herkesten uzaklaşan kopuk bir ruha yataklık ediyorum. Eskiden de severdim yalnız olmayı, ama şimdi, daha bir hoşuma gidiyor bir başına kalmak, yaşamak. En iyi kendime ifade ediyorum kendimi…

Kendi filmimi yazıp, yönetiyorum. Tek kişilik bu oyunda sensizliği ve yalnızlığımı anlatıyorum. Bir rüyanın içinde uyanır gibiyim. Gerçek hangisi, ben nerdeyim çözemiyorum. Sen de yoksun…

İçimdeki boşluğun derinleştiği gündü gidişin. Gitme diyebilmeyi her şeyden çok istedim. Ama, söyleyemedim. Küçük hayallerim vardı büyük umutlara gebe kalan. Düzgün, koca adamdın sen, bense hiç büyümek istemeyen bir çocuk.

Aslında senin gidişinle değişti her şey… Yokluğunu kaldıramayacak kadar büyüdüğümü fark ettim. Oysa büyük olmak can yakıcı duygulardı benim için.

Bundan iyice emin oldum. Kuşkusuz artık gelmeyeceksin biliyorum. Kalabalık, en tenha köşelerde yakalıyor şimdilerde beni. Sensizlik darbe üstüne darbe indirirken, gelişigüzel duygulara demir atıyorum. Düşüncelerimi karıştırıyorum. Karışıyorum. Hep aynı duygular etrafımda dönüyor. Alışkın bir eda içinde yere çivileniyor ayaklarım. Kaçmak istiyorum. Kaçamıyorum…

Yalnızlık benden kalabalığa bulaşıyor. Kendimi bırakıp, duygularımı salıveriyorum sokağa.
Her yer gözlerim değdikçe grileşiyor. Sensizliğe tahammül gücüm gün ve gün zorluyor düşüncelerimi. Çıkıp gittiğin anı düşlüyorum tam orta yerinde evimin. Kapıya dokunamıyorum. Sadece sen varsın orada, bakamıyorum. Gidişine ortaklık eden kapım yalnızca yokluğuna açılıyor…

Aramıza kapıdan başka her şey giriyor. Zaman giriyor, ayrılık, özlem bir de sensizlik. Kalan son gücümü çıktığın kapıyı kapatmak için kullanıyorum. Sessizliğin içinde buluyorum artık seni. Ruhumdaki tüm duyguları boşaltıyorum kapının arka yerine. Bıraktığın yerdeyim hala. Her gün gidişini yeniden izliyorum. Üzerimde ince yorgunluğun, yüreğimde külçe ağırlığınla duruyorum….

Yokluğuna alışamadım. Ancak, bu şekilde yaşamaya çalışıyorum…

12.03.2006
Dç. Dr. Zerda ONURLU
www.kafiye.net


Tarih 13 Oca 2011 Kategori: Doç Dr. Zerda ONURLU

AY IŞIĞI

AY IŞIĞI

Ay ışığı sonsuzdan başlamış, bükülmüş bir boynun çatık kaşlı bakışlarında son buluyor. Boşlukta savrulan düşüncelerin iç kanamaları devam ederken, Malzeme eksikliğinden pansumanı yarım kalmış duygular, Şeffaf bir bilinmezliğe yolculukta olan bulutların ardından iç geçiriyor. Sebebi bilinmeyen, dağılmış şaşkınlıklar ortalıkta kol gezerken, Aydınlığa vurmaya niyetsiz gökyüzü yine sana doğru tütüyor. Yaşlı birkaç yıldız tarafından izlenmenin yanıp sönen huzuru hissedilirken, Yüzyıllardır aynı yolda yürümenin yorgunluğuyla, Pervasızca esen rüzgarın sırt sıvazlarcasına dokunuşu eksik olmuyor.

Rengi solmuş fotoraflar yavaş yavaş tekrar canlanırken, Çerçevelerin kırık camları iyicene kendini belli ediyor, Hava basıncı katran dolu ciğerleri zorlarken, İnadına yükseliyor sigaranın dumanı, ardına da bakmıyor, Ahenkli şekiller çizerek bulutlara katılmaya çalışıyor. Boylu boyunca uzanmış omuzuna uzanmış ümitsizlikler, Kanter içinde daha da çökertmeye çalışıyor. Hava tahmin raporlarının hepsi de yanılmış, Kuzey, güney, doğu, batı, her yandan gelen alçak hava basıncı, Bütün bedeni etkisi altına almış, parçalı bulutlu yalnızlıkları ıslatıyor.

Rüzgara esaretliğini kabul etmiş bir ağacın zayıf düşmüş kolları, Bir o yana, bir bu yana savrulurken, kendisini izleyen bir çift gözden utanıyor. Tuzu kurumuş bir gözyaşı, yer çekimine yenik düşmüş yavaş yavaş kendini bırakırken boşluğa, Karanlık belli ediyor rengini yavaş yavaş. Saatler, ay dedenin mesai sonunu işaret ederken, Gece sessizce, garipcene, kimseye duyurmadan can çekişiyor. Yeni bir günün sensiz saatlerine üç beş adım kala, Gece sen diyerek, canını veriyor…

Dç. Dr. Zerda ONURLU
www.kafiye.net


Tarih 13 Oca 2011 Kategori: Şule AKAR

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

İçimde tarifsiz duygular içinde evime geldim..Okul yıllarımdaki duyguyu yeniden yaşamak bana çok iyi geldi..İçim kıpır kıpır oldu…Çocuklar gibi şendim..Ayaklarım sanki yere basmadı, Uçar gibiydim..Gözlerim pırıl pırıl neşe içinde gülümseyerek geçirdim birkaç saatimi..Belkide içimde olan sadece bir kıvılcım bekleyen ateş yeniden canlandı..

Neden mi bahsediyorum?…

Pendik lisesi mezunlarının fener alayı yürüyüşünden geliyorum. Yıllar sonra okulumun bahçesinde toplandık genci yaşlısı yüzlerce insan ile..Ellerimizde meşaleler, fenerler..Önümüzde yıllar önce olduğu gibi hocalarımız. Arkasında muhteşem bando ekibi.. Ve peşinden yüzlerce aynı sıralarda okumuş mezun olmuş bizler…Okulumuzun bahçesinden başlayıp Pendiğin merkezinde Atatürk heykeli önünde son buldu yürüyüşümüz. Bir dakikalık saygı duruşunun ardından okul yıllarımdaki gibi İstiklal Marşını söyledik. Bilinçli bir zihniyet ile bu marşı yeniden okumak beni çok heyecanlandırdı..Hoş çocukluğumuzda da bilinçli yetişmedik mi sanki..

İçimde tarif edilemez coşku var..

Önce Türk olmaktan gurur duyuyorum.

Sonra Atatürkçü zihniyeti ile öğretmenlerimiz tarafından yetiştirilmiş olmaktan gurur duyuyorum. Ve bugün gördüm ki, her şeye rağmen genç nesil de bu bilinç ile yetişiyor ve yetişecek..

Bugün genci yaşlısı herkes omuz omuza idi.. Kimisi kucağına çocuğunu alıp gelmişti. Ben ise koluma kardeşimi alarak katılmıştım bu muhteşem yürüyüşe.. Ellerimizde Türk bayrakları ile gururumuzu birbirimizin gözlerinde görebiliyorduk.

Yarın 19 Mayıs var..Bugün yaşadığım güzel duygulardan sonra aynı coşkuyu aynı heyecanı yeniden yaşamak için yine karışacağım yeni neslin arasına.. Biliyorum ki Atatürkün emaneti olan vatanımıza her şeye rağmen sahip çıkacak yeni bir nesil yetişiyor..

Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”

Atatürk, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!” sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır.

Bende güveniyorum Türk gençliğine…Ve bugün yaşadığım gururu tekrar yaşamak için 19 mayıs kutlamalarına da karışacağım, gençler ile birlikte..

Ne mutlu Türküm Diyene….

Şule Akar
18.05.2010
Saat:22:36
www.kafiye.net
www.solpro-tr.com
www.hostingbizde.com
www.densan.com.tr
www.kafiye.net
www.gundembizde.com