Kategoriler

Arşivler


Tarih 27 Şub 2014 Kategori: Gülşen EKER

DUALARIMIN İÇİNDE/ KERELERCE

DUALARIMIN İÇİNDE/ KERELERCE

 ///Gözlerin gözlerimdeydi önce… Parmaklarını emiyordun büyük bir çabayla… Ve sesin kulaklarımda çoğaldıkça çoğalıyordu İlda…///

 

Seninle bir şehirlerarası otobüsün arka koltuklarında kesişti yollarımız. Babanın kucağındaydın saatlerdir ve tüm yolcuları rahatsız etmek pahasına, hatta akciğerlerini nefessiz bırakmak pahasına bağırdıkça bağırıyordun… Korkuyormuydun İlda?

 

Küçük İlda”yla hikayemiz böyle başladı. On iki saatlik bir yolculuğun ilk dört saatinde İlda”nın çığlıkları kulaklarımdaydı, diğer sekiz saatindeyse bedeni kollarımda. Nasıl mı oldu?… Doğrusunu isterseniz İldayı ilk görüşümdü bu. Tüm bebekler gibi yolculuğu sevmiyor sandım önce… Hepimiz gibi evini ve rahat yatağını arıyor düşüncesine kapılıp rahatsızlığını buna bağladım… Oysa onun sıkıntısı bambaşkaydı… Bense bunu çok geç anlayacaktım…

Otobüs ilk mola verdiğimiz dinlenme tesisinden kalktığında, İlda”nın ağlaması da şiddetini artırmıştı.… Önce kızımın elindeki şeker ve sakızlardan gönderdim… Ama babası geri çevirdi… Belli ki defalarca bunlarla kandırmayı denemişti. Yüreğimi parçalıyordu hıçkırıkları. Çaresizlikle İlda”ya uzattım kollarımı, ayakta onu oyalamak için aslında susturmak için hoplatan babasına doğru dönüp… Bana gelir misin dedim gözlerine bakarak … Çılgınlar gibi ağlıyordu gelmesine pek ihtimal vermiyordum açıkçası. Bir an sustu ve bana baktı. Sonra birden tüm vücuduyla bana doğru eğilip ellerini bana uzattı… İşte o an kavuştuk İldayla. O an sıcaklığımız değdi birbirine. Kısa dalgalı saçları o an mis kokusunu bıraktı burnuma. Elleri İlda”nın elleri o sırada düştü avucuma.

Önce kızımla oynadı İlda… Koltuk tvnin kablolarıyla ve kulaklarıyla oynadı dakikalarca. Biz onu güldürmek için şaklabanlıklar yaptık amaç susturmaktı ya… Ama sonra, sonra o bizi güldürdü hep… Türlü komiklikler yaptı durdu, minicik ama bir o kadar engin zekasıyla… Oynadı, güldü, güldürdü İlda… En sonunda yoruldu… Babası bize verdiği rahatsızlıkla mahcup çağırdı İlda”yı… Ama o itti babasını ve kollarını boynuma doladı. Anne dedi mırıltıyla, sonra birkaç kez daha, anne… Anne değil teyze diye düzeltecek oldum daha anne ile teyze arasındaki farkı bilecek yaşta değildi ya, ısrar da etmedim.

Sabaha dek kollarımda uyudu İlda. Kimi anlar uyanıp ağlayacak oldu… Salladım uyuyana kadar… Kucağımdan kaydı kimi an çekip kollarıma aldım. Uyanıkken ısrarla çıkaramadığım montunu terlediği için uyumasını fırsat bilip çıkardım. İkinci kolunu çıkarırken uyandı çıkarmaktan vazgeçtim. Her uyandığımda sımsıkı sarılıp öptüm. Birkaç kez muavin geldi Abla Allah senden razı olsun dedi. Yolculuklarda ayaklarımı uzatamadığım için hep kramp sorunu yaşayan ben, İlda uyanacak diye kıpırdamadım adeta, nefes bile almadım, buna rağmen sabah uyandığımızda hala dinçtim.. Kucağımda minicik saf bir güzellik nefes alıyordu. Parmağı yine ağzındaydı… Saçları hafifçe alnına kıvrılmıştı… Kirpiklerinin gölgesi yüzünde dansediyordu. Nefesinde huzur kokuyordu. Otobüs son yolcularını indirmeye hazırdı. İlda”yı babası gelip aldı kollarımdan ve apar topar giydirmeye koyuldu tabi ben de ön koltuktaki kızlarımı uyandırıp hazırlamaya koyuldum. İlda uykunun mahmurluğu ile bana bakıyordu… Elimi sallayıp hoşça kal İlda dedim. Ve o an olanlar oldu İlda bastı çığlığı… Haykırışlarla ağlıyordu arkamdan… Öpemedim bile son kez o gamzeli yanaklarından… Kokusunu çekemedim içime…

İlda”nın asıl hikayesini anlatayım şimdi size… İlda”nın annesi ve babası ayrılma arefesindeymiş meğer ve babası mahkeme için geliyormuş bulunduğumuz ile. İlda”yı da annesine vermek için getirmiş o kadar yol yanında. İlda”nın bir süredir çektiği anne hasreti düşürmüş onu kollarıma… Beni annesi sanması kimbilir ne kadar zamandır görmediği annesinin yüzünü unutmuş olmasındandı belki de… Ama eksikliğini bir türlü dolduramamasından. Annesine kavuşacak diye içim içime sığmadı ama bir yandan da babasız kalacak olması burktu içimi, tüm gün yol yorgunu olmama rağmen uyuyamadım… Günün ilerleyen saatlerdeki derslerde de hep aklım ondaydı…

 

İlda ağlayacaksın diye korktuğum için el bile sallayamadım sana hatta yüzümü çevirip bakamadım bile ayrılırken… Beni affet kızım…

 

Ben bir gecelik annen…

 

////Bakışlarından uzaklaştım önce, düşlerin koynuna bıraktım seni… Sıcaklığın kaldı içimde… Gözlerinin rengi karışırken kaderime… Büyüyeceksin zamanın yapraklarında… Dualarımın içinde kerelerce hoşçakal İlda….///

Gülşen EKER
www.kafiye.net


Tarih 26 Şub 2014 Kategori: Bahar IŞIK

Sevgili Peygamberim

Sevgili Peygamberim

Çocukları seversin,
Sevgili Peygamberim.
Çocuklar için ağlarsın,
Sevgili Peygamberim

“Çocuk kokusu cennet kokusudur”
Dersin hep bu sözü
Çocukları öper, koklar, okşarsın hep
Sevgili Peygamberim.

Çocukların dostusun,
Sevgili Peygamberim.
Onlar da senin dostun
Sevgili Peygamberim.

Bahar IŞIK
6/D  423
Uluğbey Orta Okulu
www.kafiye.net


Tarih 26 Şub 2014 Kategori: Şifa AKGÜN

Anneciğim Babacığım

Anneciğim Babacığım

Anneciğim, babacığım
Sizler benim tek varlığım
Olsa bir ağrım, sızım
Sizler benim tk ilacım.

İsteklerim olsa da
En ufak sıkıntıda,
Gidermeye çalışan
Anneciğim, babacığım.

Anneciğim, babacığı
İsterim mutlu olun
Her zaman yan yana durun
Bana destek olun
Mutlu mutlu yaşayın.

Şifa AKGÜN
6/C  1128
Uluğbey Orta Okulu
www.kafiye.net


Tarih 26 Şub 2014 Kategori: Kardelen KURNAZ

YÜRÜYELİM

YÜRÜYELİM

Bırakın savaşmayı,
Başlayın barışmaya,
Hep birlikte el ele,
Yürüyelim huzura.

İster zenci ol,
İster beyaz,
Hep birlikte el ele,
Yürüyelim mutluluğa.

Üzüntüler geriye,
Sevinçler ileriye,
Hep birlikte el ele,
Yürüyelim mutluluğa.

Kardelen KURNAZ
8/A  530
Uluğbey Orta Okulu
www.kafiye.net


Tarih 26 Şub 2014 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

Rehberlerin Gülü


Rehberlerin Gülü

Okulda öğrencilerin biricik ablası,
Ömrü yorulmak nedir bilmez, hiç yok tasası,
Sınıflar arasında paylaşılmaz yaftası,
Rehberlerin gülü, biricik olur ablası!

Öğrencinin derdi bitmez, onun masasında,
Öğretmen şaşar,  çözemez, onun masasında
Veli sorunları bitmez, onun masasında,
Rehberlerin gülü, biricik olur ablası!

Sorunlar yumağında kendini unutursun,
Derdin yoktur, daima derde güler durursun,
Bazen hüzünlü, bazen de kahırlı olursun,
Rehberlerin gülü, biricik olursun ablası,

Öğrencisi ayrı bir dert, öğretmeni ayrı,
Yine onlar arasında yapmazsın ayrımı,
Sorunların çözümünde olursun ilacı,
Rehberlerin gülü, biricik olur ablası!

Ne kalem anlatır, ne kağıtlara sığarsın,
Gönüllerde en güzel yerde taht kurarsın,
Umutların daim, yuvanı da ışıkla sararsın,
Rehberlerin gülü, biricik Sibel ablası!

İzmir/ 16.06.2004
Hüseyin DURMUŞ
Emekli Edebiyat Öğretmeni
www.kafiye.net


Tarih 25 Şub 2014 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

ÖLDÜRÜR İNSANI


ÖLDÜRÜR  İNSANI

İsmin güzellerin içinde seçilidir sena,
Yoran, üzen olmasın yolunda asla sena,
Gül yüzün gibi bahtın da gülsün senin Sena,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!


Ah o bakışları, tatlıdır kaş çatışların,
Görünce gözlerini, o mahzun bakışların
Dolar derinlere düşüncelerin, kaçışların
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!


Sözlerin tane tane, ışık dışa dökülür,
Dudaklarından inci nağmeleri dökülür,
Zerafetin, incelik kalpten dışa dökülür,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!


Şahin bakışlarınla da derinden süzersin,
Kaş çatışlarınla insanı derinden üzersin,
Saftır gönlün, kendini derinden üzersin,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!


Bazen hüzünlü, bazen kırgın, bazen şensin
Durma, çabala, sonunda mutlaka gülersin,
Aradığın o mutluluğa inan gidersin,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!


Kor dudaklarından dökülsün hep mutluluklar,
Kızıl saçlar mutluluk dalları olup akar,
Kömürdür gözlerin mutluluk saçıp ışıldar,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!
 

Hüseyin der, hep muhabbet içinde kalasın,
Mutluluk yaşamından senden ayrılmasın,
Ömür boyu mutluluktan hiç ayrılmayasın,
Güzelliğin, gülücükler öldürür insanı!

 

                                      İzmir/Basınsitesi  27.08.2004
                                       Hüseyin  DURMUŞ54
                                      www.kafiye.net


Tarih 25 Şub 2014 Kategori: Hatice Kübra ÖKTEM

KARAYAVURAN BİR YILDIZ

KARAYAVURAN BİR YILDIZ

Dudaklarıma aksetti varlığın.
Kişileştirdi ruhum seni,
Amentü gibi.

Denizlerde canlandın.
Birer dalga olup, vurdun,
Kıyıya kıyıya…

Gece hükmetti sana.
Dayadı boynuna bıçağı.
Sığınacak kalp aradın.

Birde baktım;
Kıyıda şahsın.
Ellerinle boğdun kendini.

Dalga olup vurdun kıyıya,
Acımadın.
Gece dayadı boynuna bıçağı,
Ağladın.

Birde baktım;
Kıyıda cansız bir beden.
Karayavuran bir yıldız.
Ruhuyla onu kavrayan kız.

H.Kübra YILDIRIM
www.kafiye.net


Tarih 25 Şub 2014 Kategori: Hanife KÜÇÜK

ADI MUTLULUK OLSUN

ADI MUTLULUK OLSUN

Belki bu gün bir çiçek, verilmedi almadım
Hiç olmadığım kadar, yine de çok mutluyum
Gökteki yıldızları, oturup hiç saymadım
Sarmadın kollarını, öpücük kondurmadın,
Hiç olmadığım kadar, inan ben çok mutluyum

 

Hayaller denizinde, kulaç atıp yüzen ben
En güzel rüyalarda, hasreti bitiren sen
Buz gibi odalarda, sevginle ısınan ben
Gönlümün sarayında, ebedi sultanı sen
Her şeye rağmen bugün, yine de çok mutluyum

 

Hanife Küçük
www.kafiye.net


Tarih 25 Şub 2014 Kategori: Hanife KÜÇÜK

GECELER ŞAHİT OLDU

GECELER ŞAHİT OLDU

Karanlık gecenin, karanlık yüzü!
Semada yıldızlar, yoldaşım oldu!
Zemberi korkular, sardı gönlümü!
Ürperten geceler, tek tanık oldu!

Ne eski tutkular, nede coşkular!
Ne eski sevdalar, ne de dostluklar!
Kahreden acılar, bu yalnızlıklar!
Yıldızlı geceler, tek şahit oldu.

HANİFE KÜÇÜK
www.kafiye.net


Tarih 25 Şub 2014 Kategori: Hakan KURTARAN

YÜREKLERDE VURULDUK

                                                  
YÜREKLERDE VURULDUK

Alevdi bakışların, bakarken yakıyordu,
Duygunun sayfasında, şimşekler çakıyordu.
İz’imdeki çığlıklar, aktıkça akıyordu,
Söz dillerde lâl olur, son otağa kurulduk,
Gözlerimiz savaşta, biz yürekten vurulduk.

Anlaşılmaz varlığım, aşk seline kapıldı,
Şu bilincim kayboldu, anestezi yapıldı.
Zifiri karanlıkta, suret değil asıldı,
Kaldırılmaz şu başım, şimdi biraz doğrulduk,
Namlusu kör aşkların, hamuruyla yoğrulduk.

Fırtınalar koparan, o saçların berceste,
Küme küme sevgiler, tüm sözlerin bir beste.
İnci kuru bir yaprak, yirmi dörtlük bir deste,
Aşkın ritmi başlarken, notalarla sorulduk,
Duygularım şovenist, ikimizde yorulduk.

Yürek defterine hep, altın yaldızla geçtin,
Bir avuç ateşimdin, tutup ta beni seçtin.
Sen bedensiz bir gölge, ruhumu aldın biçtin.
Özgürlüğün bedeli, ayaktayken soyulduk,
O gamzene gül diktim, aşk yoluna koyulduk.

Genlerime ektiğim, bu yürekte ürerken, 
Narkozun bedenimde, etkisini sürerken.
Titreyen dudaklarım, geçmişimi dürerken,
Hoşgörü varmış nerde?Bu ortamda boğulduk,
Bas tetiğe dağılsın, biz Özlerde çoğulduk.

Kutsal aşkın kimliği, sözünü tutacaktır,
Sonra bir damla suyla, geçmişi yutacaktır.
Azapların tümünü, kalplerden atacaktır,
Şu doğrular nerede, anlatmaya soyunduk,
Bu değişmez gerçekler, biz’se birer oyunduk.

Hakan KURTARAN
06.11.2008- AYDIN
www.kafiye.net