Kategoriler

Arşivler


Tarih 2 Eyl 2022 Kategori: Havva Keskin

GİDİYORSUN

GİDİYORSUN




Kirpiğim kurumadan bakışmadan göz göze,

Seninle doğan güneş batmadan gidiyorsun,

Tutup ta ellerini oturmadan diz dize,

İçimdeki hasreti atmadan gidiyorsun,




Gözlerimin bebeği bakışında durmadan,

Gönül soframda sana bir muhabbet kurmadan.

Nasılsın diyemeden bir hal hatır sormadan,

Oturup iki kelam etmeden gidiyorsun,




Haberini bekledim yıllarca uçan kuştan,

Baharım hiç olmadı kurtulamadım kıştan,

Özenle pişirdiğim ocağımdaki aştan,

Alıpta iki yudum tatmadan gidiyorsun.




İçimde bir yarasın durmaz kanıyorsun ya

Her gidişin ardından hüzün sunuyorsun ya

Senden başka her şeyi tamam sanıyorsun ya ,

Nefesime bir nefes katmadan gidiyorsun,




Hasretin bana köprü geçilmez bu zorluğun,

Gönlümde hep sürüyor böyle hükümdarlığın,

Odamda görülmemiş yıllar yılı varlığın,

Bir gece o sinende yatmadan gidiyorsun.




Bahar gibi gönlüne dolacağım diyordun,

Ölenedek yanında kalacağım diyordun,

Hani sadece senin olacağım diyordun,

Yine verdiğin sözü tutmadan gidiyorsun.




HAVVA KESKİN

www.kafiye.net


Tarih 2 Eyl 2022 Kategori: Havva Keskin

BIRAK SÖYLEMEYİN O ÖYLE BİLSİN

BIRAK SÖYLEMEYİN O ÖYLE BİLSİN



Demek ki pür neşe geziyormuşum,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,

Kendime bir hayat çiziyormuşum,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




Bilmesin acının çok yaktığını,

Bilmesin gözümden kan aktığını

Bilmesin ardında bıraktığını,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




Bilmezki attığı bu kör düğümü,

Her gece kabuslu düş gördüğümü

Şimdi sokaklarda süründüğümü,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




Giderken yıktığı hayallerimi,

Lal eyleyip benim bu dillerimi,

Divaneye dönen şu hallerimi,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




Duyarsa halimi üzülür belki,

Yudumu boğza dizilir belgi,

Ağlar gözünden yaş süzülür belki

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




Gün olur gelecek elbette dize,

Soracak bir tanem ne oldu bize,

İşte o zaman ki gerek yok söze,

Bırak söylemeyin o öyle bilsin,




HAVVA KESKİN 28.08.2022

www.kafiye.net


Tarih 2 Eyl 2022 Kategori: Havva Keskin

OTUZ AĞUSTOS

OTUZ AĞUSTOS



Yirmi altı ağustos sabah kükredi ordu,

Düşmanın karşısında bir kale gibi durdu,

Ataya bakan gözler sadece emri sordu,

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz,

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz,




Türk ordusu şahlandı ATATÜRK baş komutan,

Meydan savaşıdır bu tozu dumana katan,

Varmı dır şu dünyada bu zaferi unutan,

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz,

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz,




Başkomutan dedi ki gülmeli yüzü türkün,

Türkiye’m bitiyordu esaret denen yükün,

Atatürk temizledi düşmanlardan top yekün,

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz,

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz,




Başlıyarak uşaktan bayrağımızı dikdik,

Geçtiğimiz yerlere mutlak özgürlük ektik

Kaçanları izmirde tek tek denize döktük,

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz,

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz.




Bu meydan savaşında ATATÜRK çekti başı,

Millet topla tüfekle inletti dağı taşı,

Kadın erkek ve çocuk kazandık bu savaşı.

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz,

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz.




Düşmanın planını Türk orduları bozdu

Mehmetçik siperini tırnağı ile kazdı,

Tarihe bu zaferi şehit kanıyla yazdı,

Otuz ağustos bizim en büyük seferimiz

Orduya armağandır bu şanlı zaferimiz.




HAVVA KESKİN

www.kafiye.net


Tarih 2 Eyl 2022 Kategori: Нускайым Манкушева /Nuskayim Mankusheva

САГЫНЫП БАРА ЖАТАМ

САГЫНЫП БАРА ЖАТАМ

Автобус бир калыпта түн жаңыртып,

Уңулдап бара жатат жол карытып.

Сапарда түнкү каттам Бишкек-Каракол,

Бир жарык эртеңкиге үмүт артып.

Асфальтты дөңгөлөктөр жарып барат,

Бир сезим көкүрөктөн толуп ашат.

Закымдап муздак желге сапырылып,

Ой толгоо мунарыктап сүңгүп барат.

Айылы, талаасы да мага тааныш,

Ал тургай соккон жели, жыты тааныш.

Сагынып бара жатам мен өзүңө,

Көл өрөөн, кичи мекен, ата-конуш.

Нускат Манкушева.
www.kafiye.net


Tarih 2 Eyl 2022 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

Beğeni Ve Yorumlar

Beğeni Ve Yorumlar



Günaydın sevgili dostlarım. Nasılsınız, neler yapıyorsunuz? Gönlünüz hoş, umutlarınız daim olsun. Bu gününüz dünden daha güzel geçsin. Ben sözü uzatmadan kısaca anlatmaya çalışayım derdimi.

Malum dün 30 ağustos zafer bayramını kutladık. Güzel hazırlıklar yapılmış ve huzur içerisinde kutlamalar yapıldı. Görsel ve sosyal medyada kutlamalar yapıldı. Şair ve yazarlar, ressamlar paylaşımlar yaptı. Yazılar yazıldı, resimler paylaşıldı. Videolar paylaşıldı. Anlayacağınız zafer bayramı kutlamaları büyük bir özenle yapıldı.

Şimdi gelelim karamanın koyununa. Bütün paylaşımlara baktım. İlginç bir durum ortaya çık. Aslında ben paylaşımların için yorum ve begeniyi beklemiyorum. Başka dostlardan beklemiyor. Ama bazı Şair ve yazarlar neden yorum ve beğeni yapmıyorsunuz diyorlar? Bu soru soranların sosyal medyada beğeni Ve yorumlarına baktım. Bayanlar yarı çıplak erkek fotolarına, erkek kadın yarı çıplak fotolarına beğeni Ve yorum yapmışlar. Erkeklerde aynı durumda. Bazı erkek Şair ve yazarlar şiirlerini bayan resimleri ile süslüyor ve ya yarı çıplak bir birine sarılmış kişilerin resimlerini paylaşmışlar. Adaletten, kadına saygıdan bahsedenler sex konu olunca sinir tanımıyorlar. Yazılarında kendileri kişilikleri ve efendilikleri ile ortada duramiyorlar.

Kısacası sevgili dostlarım. Bazı şair ve bayanlar özgürlük sınırlarını aşıp ahlak yoksunu olarak ortada kol geziyorlar. Güzel bayanların, yakışıklı erkeklerin resimlerinde yorum ve beğeni için sıraya geçmişler. Demek ki bu durum hiç iyi değil. Toplum bu sosyal medya sayesinde çökmeye başlamış. Aman dikkat, bu vatan bizim için son topraklar. Şerefimiz, namusumuz ve ahlakımıza sahip çıkıp koruyalım.

Bu konuda açıklamalı bir yazı hazırlıyorum.

Saygılarımla.



31.08.2022 pazartesi/Karabağlar



Hüseyin Durmuş

Emekli edebiyat öğretmeni

Şair Yazar

www.kafiye.net


Temizlenme

Temizlenme



Uyurken biri kapıya israrla vurduğunu duydum. Pencereden şiddetli kar yağan kış gecesine bakarak rüya olduğunu düşünmüştüm… Başımı battaniyeye sarmıştım ve uymaya devam edecektim.Ama yeni güçle kapıya vuran gümbürdeyen ses geldi ve erkek sesi:

-Açın, lütfen, açın!- diye ben kapıya koşana kadar ısrarla bağırdı.Kapıyı biraz açtıktan sonra bir ev aşağıdaki genç komşularımız: Tilek ve Gülbarçın’ı gördüm. Aynı zamanda bebek sesini duydum. Paltosunu açık tutarak elbisesinin geniş eteğini kaldırmış ve taytıının belinden sıkı çekiyordu. Onun haraketlerine şaşırarak kış gecesinde çığlık atan sesin nereden geldiğini arıyordum. Sonra akıl almaz şey gördüm… Gülbarçın’ın taytında yeni doğmuş bebek ağlıyordu!

Kapıyı açıp karı-kocayı eve aldım da kaynanamı uyandırdım. Gülbarçın direkt mutfağa geçti de, hemen yere yattı.Hayatında bir çok şey gören kaynanam durumu değerlendirerek benzi sarardı, dudakları titriyordu. O sadece kelme parçalarını söylüyordu: “ Kesk.. Keski..”. “Bükümlü..Bükümlü.” “Temiz” , sadece sıfatlar…İnsanın şok durumundaki fenomeni sadece psikologlar anlatabilir bence. Kaynanam çıplak ayakla kar üzerinden koşarak dışarıdan ağır ağaç kiriş getirdi. Ben çok keskin bıçak, siyah ip ve ütülenmiş temiz çarşaf getirdim. Göbek bağını iki noktadan bağladık ve kirişe koyarak kesmeye başladık. Siyah iple bağlanan göbek bağı beni şaşırttı. Ben sordum:

-Biz doğru yapıyor muyuz? Önceden yapmış mıydınız?

Zavallı kaynanam cevap vermeden onaylamak için başını salladı ve dirençli göbek bağını kesmeye devam etti. Yerdeki kanı gördükten sonra ben yarı baygın halde durdum. “bebeği doğuran yeri” sormayın bile, onunla kaynanam uğraşıyordu. Sadece içinde bir şey kalmasın, doğum yapan kadın için bu çok tehlikeli diye endişelendiğini hatırlıyorum. Ben bebeği çarşafa sardım, elimle ateşini kontrol ettim, doğum yapan kadına battaniye örttüm, sessiz bir dehşet içinde kanı temizledim. Sonra kendimi toparlayıp kocanı uyandırdım:

-Hemen arabayı çalıştır! Hastaneye götürelim,kanama olabilir!

Kaynanam dikkatlice bebekle ve talihsiz loğusa kadınla uğraşıyordu:

-Niçin zamanında doğum evine gitmediniz?

Genç kadın zayıf sesle cevap verdi:

-Bugün gittk, ama onlar: “erken, yarın gel” -dedi

-Evde büyüklerden kimse yok muydu?-diye sordu yorulmuş ve solgun görünen kaynanam.

-Evde kaynanam var, ama onu uyandırmak istemedim-diye cevap verdi Gülbarçın.

“Araba çabuk çalışsa, kanama olmazsa, enfeksiyona yakalanmazsa, doğumevine götürsek”-gibi düşünceler vardı.

Gülbarçın’ın kaybolmuş kocası Tilek geldi, elini silerek, gülümseyerek sordu:

-Kız mı ,erkek mi?

Ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Çünkü şok halinde bebeği çarşafa sararken onun cinsine bakmamışım.Bu durumda butün kadın milleti adına üzüldüm. Kadınlar hayatını riske atar, çok acı çeker. Erkekler ise bu dehşetli durumlarda nereye kaybolur?..Kendim de beklemediğim halde sert davrandım:

-Evine koş, bez, sıcak battaniye, karına yedek kıyafet getir!

Tilek eliyle yüzünü sürerek eve koştu. O geldi, biz Gülbarçın ve bebeğini arabaya bindirdikten sonra doğum evine gittik. Giderken onların evinen bizim eve kadar kar üzerindeki kan damlalarını gördük.

Hastaneye giderken benim kocam da gülümseyerek sordu:

-Erkek mi?

Gülbarçın, ben ve kaynanam gözyaşlar içinde gülümsedik. Doğum evinde genç anne ve bebeği doktora gitmeden önce hepsimiz bebeği elimize aldık. Ele alan her birimizin yüzümüz gülüp duygusallaştık ve duruşumuz değişti. Bu karlı gecede katarsis durumu yaşandı, Allahın hediyesi olan bebek bizim ruhumuzu temizledi…


Gülnar Emil
www.kafiye.net


Tarih 28 Ağu 2022 Kategori: Leman Gülbil

Uzayıp Giden

Uzayıp Giden



Yine uzayıp giden kasvetli bir gecenin ardından !

Oyuncağı elinden alınmış

Sevinci yarim bırakılmış.

iç çeken bir çocuk misali!

Göz yaşlarıyla bitap düşüp uykuya dalıvermiş.

Sabaha açılırken gözlerin.

Öylesine yorgun öylesine bitkindi ki bedenin.

Ne hissettiğini bilmeden”

Kimsin nesin

Ne cismin nede resmin nereye aitsin.

Kimler yıktı kimler yaktı canını.

Kimler aldı neşeni umudunu .

Öylesine karmaşık duygular içindesin,ki.

Acaba hangisi daha kötüydü?

Uyuyup rüyalara dalmaklı ?

Uyanıp kabusları tekrar tekrar yaşamakmı ?

Hayat denen bu sarmaşığın içerisinde .

Pusulasını kaybetmiş.

Yolunu bulmaya çalışan”

Bir karınca misali çırpınıp duruyorsun.

Şu koskoca dünyanın pervanesinde.




Leman gülbil

www.kafiye.net


Tarih 28 Ağu 2022 Kategori: Leman Gülbil

Mevlam

Mevlam




Bir ben varım benden öte birde beni yaratan.

Dünya süsü nankör iblis çıkmayınca aradan.

Hiç olur ruhum tende çer çöp olurum sıradan.

Ne anlamı var sen sevsen de sevmez ise mevlam.




Her insana bahş onulmaz gönül güzüyle bakmak.

Çıra gibi eriyip yüreğinden içten yanmak.

Nefsini zincire vurup merhamete sığınmak

Sen kendinde aramazsan ne eylesin mevlam.




Akıl fikir vermiş sana oku çalış bul diye.

Doğruyu vermiş ki kötüyü sen ayırt et diye.

Sevgiyi vermiş kalbine bir gönüle gir diye.

Sevmen için o kalbi kır diye mi verdi mevlam.




Akıllı zeki insan her iki cihanda varsan.

Bu dünyayı yalnız eğlenceden saymazsan.

Şeytana uymayıpta zevkine de kör bakarsan.

Yolunu hep düze çıkartır güller serer mevlam.




Uyan ey gafil insan uyan var mı baki kalan .

Akarken doldur çeşmeni iyiliktir kurtaran.

Cennetle cehennem yoktur diye teselli bulan.

Sende ahmaklık eder isen ne eylesin mevlam.




Leman Gülbil

28/08/2022

www.kafiye.net


Tarih 27 Ağu 2022 Kategori: İlknur Yıldırım

Kolumuzu Isırmak


Kolumuzu Isırmak


Kolumuzu ısırarak yapardık saatleri; sanki o kadarcıkken zamanın canımızı yakacağını anlarmış gibi…

Cocukluğuma ait en tatlı anılardan birisi. Kendimizi ısırdığımız yetmezmiş gibi bir de tükenmez kalemle akrep ve yelkovan çizerdik.

Kalıcı bir saat için yaklaşık 10 dakikada bir işlemi tekrarlamalısınız. 10 dakikaları sayarak saatin kaç olduğunu kestirmeniz bile mümkündür.

Tek modeldir bu saatler, unisex’tirler ve tarih göstermezler.

Tabi bu birde büyüklerim çocuklarımı severken onları hırpalama gibi bir huyları vardı.. Hele de bebek/çocuk toplu falansa..yanağı sıkılırdı, orası burası mıncıklanır ve dayanılamıyarak kolu da ısırılırdı.. Öyle yada böyle kolu acır ve tam da ağlamaya yeltenmişken “aa ağlama bak saat yaptım koluna” diyerek umutsuzca durumu düzeltmeye çalışırlardı.

Çocukluk sadizmine yenik düşenlerin yaptıkları “gül bahçesi” yanında oldukça masum bir ısırış.


İlknur Yıldırım
www.kafiye.net


Tarih 27 Ağu 2022 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

BEN BİGA İMAM HATİP LİSESİ MEZUNUYUM 1974-1975

BEN BİGA İMAM HATİP LİSESİ MEZUNUYUM 1974-1975

Günaydın sevgili dostlarım. Nasılsınız, iyi misiniz, neler yapıyorsunuz, moraliniz nasıl? Ben bomba gibiyim ve patlarsa çok verimli olacağıma da inanıyorum. Neden mi? Sebebi patlarsam sadece çevremdeki kötüleri, şerefsizleri, ahlaksizlari, yalancıları, namussuzlar, lgbt lileri, ırz düşmanı, halkı itaatsizlige davet edenleri kökten yok ederim.

Sevgili dostlarım. Ben Biga İmam Hatip lisesi mezunuyum ve okulumu 1974/1975 yılında bitirdim. Bu arada Çanakkale ili, Lapseki ilçesi, Beybas köyünde bir buçuk yıl İmam hatiplik yaptım. Sonra yüksek öğretime geçerek 1978/1979 dönemi Eylül ayında izmir ili, Buca ilçesinde Buca Eğitim Fakültesi Türkçe bölümünü bitirdim. Eskişehir Anadolu üniversitesi açık öğretim fakültesi Türk Dili edebiyatı lisans tamamlaması yaptım. Özellikle İmam hatip lisesi mezunu olarak hem mutluluk duyuyorum, hem de gurur duyuyorum. Utanmıyorum, İmam hatip lisesi mezunu olmak, İmam hatiplik yapmaktan da çok mutluyum. Devlete 25 yıl 6 ay öğretmenlik ve arada 5 yıl yöneticilik yaptım. Bu çalışmalarından dolayı da çok mutluyum.

Bir lgbt li çıkmış benim mezun olduğum şerefli okuluma hakaret etmiş. İnşallah yüce Allah en kısa zamanda layık olduğu cezayı, bir de ilahi cezayı bulur. Seçim yaklaşırken inanan insanların inancı ile dalga geçerek kaos yaratmak, İnsanları sokağa dökmek istiyorlar. Ben bu konuda sağ duyulu olarak sokağa çıkmayacağı ve düşmanlarımı sevindirmeyecegim.

Herkes tekrar duysun: BEN İMAM HATİP LİSESİ MEZUNUYUM, MEZUN OLDUGUM OKULDAN GRUR DUYUYORUM. Beni sevmeyenler kendilerine çeki düzen versin. Allah hiç bir zaman mazlumlarını yalnız bırakmadı. Kalın sağlıcakla.

Saygılarımla.

25.08.2022 Perşembe/Karabağlar

Hüseyin Durmuş

Emekli edebiyat öğretmeni

Şair yazar

www.kafiye.net