Kategoriler

Arşivler


Tarih 16 May 2024 Kategori: Tuğba Aras

KORKULARIMIZ

KORKULARIMIZ

Bana göre korkular dörde ayrılır. Bir, gelecekten korkanlar. İki, Kendi geçmişinden korkanlar. Üç, Yüzleşmekten korkanlar. Dört, yaşamaktan korkanlar. Başlıklar karışmadan ayırayım.

Gelecekten korkanlar. Buna kaygı veya korku diyelim mutlaka her insanın aklında vardır. En basit örneği vereyim. Herkes şartlarına göre yaşamaya çalışır, hayatını planlar. Peki niçin bu planlar insanın içini rahatlatır ancak sözde kaldığı sürece yalnızca bir ustalık eseri olarak kalacaktır. Korkutucu gelecek senaryolarını bir oyuncu gibi dindirir çünkü.

Geçmişinde korkanlar. Bu gerçekten kötü bir durum. Geçmişinden korkmak… Bununla savaşan bir birey geçmişinde asla unutamayacağı bir felaket yaşamış, zihninde gerçekleşen depremler sebebiyle molozlar altında kalmıştır.

Yüzleşmekten korkanlar. Onlar kötü anılarıyla yüzleşmekten değil, güzel anıları ile de yalnız kalmak istemezler. Buraya bunları dümdüz yazınca ilginç gelmiş olabilir. Sonuçta mutlu anılar hatırlanmak istenirler. Bana sorarsanız bu korkular arasına bir kıyaslama yapamasam da mutlaka en acı verenin bu olduğunu söyleyebilirim. Yüzleşmek sözcüğü gayet sıradan bir sözcük gibi görünsede öyle değil. O aslında dünyada başınıza gelebilecekken en kötü durum olmaya aday olabilir bile ya da engel. Tabi bunun için de önceden anlayabilmek gerekli.

Yaşamaktan korkanlar. Onlar kelimenin tam anlamıyla yıkılmış olanlardır. Zaten yaşamdan yıllarca korktukları için yaşayamadan yaşamış, bazı canlılık özelliği gösteren ve insan olduklarını unutmuş insanlardır. Onlara çok söyleyecek çok sözüm var. Bir başka yazımın konusu olsun. Tek bilmeniz gereken en önemli şey hayatınızı yaşamaya değer kılabilecek çok şey var. Keşfetmek her zaman iyidir.

Şimdi benim korkularıma gelelim. Sevgimin karşılığını alamamak en büyük korku benim için. Her felaketim ardımdan gelir. Gerçekten öyle güzel seviyorum ki sadece bakarken bile pek çok açık veriyorum. Ama bir düşünür müsünüz? Öylesine sevdiğiniz biri kelimeler ağzından düşmese bile gözleri aynen şunu söylüyor. Sen iyi değilsin, ben sevilecek biri miyim? Ama bazen de okşanmayı bekleyen bir kedi yavrusu gibi bakıyor. Cidden anlayamıyorum bunu.


Tuğba Aras 
03.06.2023  Karabağlar
www.kafiye.net


Tarih 16 May 2024 Kategori: Tuğba Aras

FATİME GÜLEÇ’E MEKTUP

FATİME GÜLEÇ’E MEKTUP

Sevgili Fatime Hocam;
Yıllar geçti. Yıllar önce son kez gördüm sizi. Yine yıllardır, şiirlerimi, yazılarımı size ulaştırma heyecanı ile yaşıyorum. 15 yaşımda hep istediğim, o hayallerle uyuyamadığım zamanlarda düşlediğim gibi. Farkında değildim o yılların ne kadar yaşanmaya değer olduğunun. Her sabah uyanırken gözümü açtığım son sabah olmasını dinledim. O kadar özlüyorum ki o günleri… sıramı, üstüne yazdıklarımı, beni en zor zamanımda terk eden dostumu, ruhumun iki aynasını… Mimozamı. Onu bir başka özlüyorum. Sadece özlem hissetmiyorum çünkü. Kırgınlık, yarım kalmışlığı da hissediyorum. Belki bıktınız şiirlerimin duygusallığından. Evet bazen çok sıkıldınız. En azından hayallerime yalnız bırakmadınız beni. Ne kadar teşekkür etsem az kalır.

Güleyim şu Mimozaya. Deniz dalgalı saçları, toprak gözleri olan çiçeğime. O Salih’ti hocam. Ben aylarca onu taşladım kalbimde. Hafifler diye onu yazdım kağıtlara. Hep oydu. Hepsi, her şey onundu. “Mimozam’a mektup” yazımı yazdığımda onu sevdiğimi biliyordu. Mimozayı tanıyordu. Çok şanslıydı. Biliyordu, bilmesiyle kaldı sanmıştım. Yanılmışım, çok sevmiştim. Her şeyden, herkesten çok. Bir gün geleceği hakkında konuşuyorduk. Sıra bana geldi sonra.
“ Şair ve ya yazar olursun” demişti. Bende ona “ Mimozam hep benimle olmayacak ki nasıl yazacağım? Yazamayacağım” demişti. Olur, olurum deyip söz vermişti bana. Hep Mimozam olacaktı. Olmadı, olamadı belki de. Şimdi kim bilir nerede, ne yapıyor, evli mi, çocuğu var mı ya da yaşıyor mu? Hiç bilmiyorum. Onunla ilgili bildiğim tek şey gerçekten çok sevdiğim.

Sandığınız kadar kolay olmadı ona Mimoza demekten vazgeçmem. Hiç kolay olmadı hem de. Hayatımda ilk kez oldu. İlk kez aşkı tattım. Onunla, sıcak şaraba benzeyen gözleriyle. Tek damlası bile haramken dibini görmek isteyeceğimi nereden bilebilirdim ki? 10 yılım onunla bir yerde karşılaşma umuduyla sürüp gitti. Çok özledim gerçekten. Sesini, isminde seslenişini özledim. Ne garip. Bana aşkı veren insan nerede bilmiyorum. Böylesine önemli, değerli birinin nasıl olduğunu bilmiyorum. Üzgün mü, mutlu mu, aşık mı, yıllar önceki gibi duygusuz mu bilmiyorum. Kendimi onunla buldum. Oysa şimdi sadece şiirlerimde. Beni sevdi mi hiçbir zaman anlamadım, öğrenemedim ya da istemedim bilmeyi. O belki de gayet net göstermişti olmayan sevgisini. Düşünün ki: 15 yaşında genç bir kızsınız. Aşkı ilk kez deneyimliyorsunuz. O sizin her şeyiniz ama siz onun için sadece bir arkadaşsınız. Siz olsanız bunun hüznünü taşıya bilir misiniz? Size de fala gelmez miydi bu acı. Şiirlerimin duygusallığa acı çekmek istemediğimden. Benim gibi aşık olmadınız sanıyorum. Olsaydınız şiirlerimi gözyaşlarıyla okurdunuz. Bu abartı olsa olsa bile bir şimşek çakardı beyninizde çoktan. Sizde Salih gibi aşka gerek duymadınız mı yoksa? Çok şaşırırım öyleyse eğer.

Mektubumu Mimozamın kim olduğunu öğrenmeniz için yazdım. Artık bilmemenizi gerektirecek bir sebep yok. Kendinize iyi bakın hocam, hoşça kalın.

Tuğba Aras  
20.05.2022  Karabağlar
www.akfiye.net


Tarih 16 May 2024 Kategori: İlknur Özgün Yıldırım

Bir varmış …Bir yokmuş…

🙏
😔

Bir varmış …Bir yokmuş…


Burada çok tanımadığım ama bana değer veren insanlar var. Facebook listemdeki arkadaşlarımın, hocalarımın ölüm haberlerini aldığımda derinden etkileniyorum. Uzak, yakın, dost, düşman ayırmaksızın ölen kişinin hayalleri, daha yapacakları, yarım kalmışları; sevdikleriyle aralarındaki bir daha da edilemeyecek konuşmalar geliyor aklıma.

Sonra da “ben neler için moralimi bozuyorum, hayatta neleri gerçekleştirebildim, neleri es gectim, insanlar gidiyor patır patır be” diye düşünüp silkiniyorum.

Hayatın renkleri, bir dakika önce attığım kahkaha, kafamdaki güncel dertler, didinip yırtındığım, stres ettiğim onca şey bir anda anlamsız geliyor. Yaşantımdaki o iyi kötü tüm coşkuyu bıçak gibi kesen, buz gibi bir histir. Renkler soluyor. Anlam, anlamını yitiriyor.

Diyorsan “ne gerek var ki bunca zorlamaya…” sonraki birkaç gün, ay, yıl… artık gidenin yakınlığına, hayatındaki yerine göre bu duygular da kişinin kendi takviminde azalarak yok oluyor, ta ki yeni birini daha kaybedene dek. İnsan ne de uslanmaz, kendi için dahi akıllanmaz bir varlık.

Yeni bir hayatın haberi derler, aynı zamanda ölüme. Büyümenin koşulu.

Birileri öldükçe, birileri yaşamaya başlar.

O hiç dinmeyen sızılarla, sonraları silikleşen ama asla tam olarak kabuk dökmeyen yaralarla!..

Tonlarca ağırlığında çığlığın göğsünüzün ortasına oturmasını yaşamayan bilemez. Bir çıksa, çığlık çığlığa bağırabilseniz rahatlayacaksınız sanki. Ama çıkmaz yezid. Yapışıp kalır oracığa. Bir ömür de gitmez.

Uzatmayayım. Dargın da olsanız kırgın da olsanız sevdiklerinize sımsıkı sarılın. Bir gün yanınızdan göçüp gidebileceklerini unututabilirsiniz çünkü…

Allah rahmet eylesin bütün ölmüşlerimize.

Geride kalanlara da sabır versin. Amin.



İlknur Yıldırım

07 Mayıs 2024

İzmir’den..
www.kafiye.net


Tarih 16 May 2024 Kategori: İlknur Yıldırım

GÖZLEMLEYİN

GÖZLEMLEYİN

Gözlemleyin kadınları;

Değişirler hep anne olunca.

Bir metamorfoz belki analık,

Tırtılken kelebek olmak gibi.

Artık gözleri, elleri, ayakları akıl ve yüreği tüm azaları ve dahi hayalleri, tüm vakitleri ve hayata dair hesapları o’na ait değildir..

Karşılıksız hesapsız ve de gönüllü olarak bağışlar yavrusuna tüm varlığını anne…

Ve dikkat edin, her kadın bir başka güzelleşir anne olunca.

Ezelden biçilen bir kostüm gibi, analık yakışır her kadına.

O artık anne gibi güler, anne gibi bakar, anne gibi kokar, onun gibi yanar…

Ve böylelikle tüm anneler, yaradandan kokular, esintiler taşırlar dünyamıza.

Aslında her anne yaratıcıya âyinedir bir bakıma. En çok halid ve vedud ismi yansır onlarda. Ve hayat boyu, binbir esmayı seyrederiz o kocaman yüreklerde…

İşte bu yüzden, kaç yaşında olursak olalım, bizler için hep hiç eskimeyen bir ihtiram, çoşkun bir muhabbet, hep meylettiren bir çekim alanıdırlar…

İşte bu tutkunluk, hesapsız adanışlarının karşılığıdır yaradandan, onlara.

Ve bir gün bizden gittiklerinde, içimizin bir yanı, ömür boyu hep titreşir onlar için…

Hiç sönmeyen bir yangın,

Zaman zaman yakar alevlenir.

Ve asla dolmaz boşlukları

Alıp gitmişlerdir çünkü canlarımızın bir parçasını..

Her anne giderken,

yüreğini emanet bırakır yavrusuna

ve bir parça yavrusundan alır da

Öyle gider çünkü..

Ve bu yürek aktarımı;

Annenin sesi, nefesi, gözleri, sözleri ve o kocaman yüreği,

Ezeli bir miras gibi devredilir nesilden nesile..

İşte dünyayı imar eden, ayakta tutan bu ana yürekleridir!

Nasıl emanetse yavrular annelerine bir vakit,

Öylece emânettir her anne de yavrusuna..

Sevgimle..



İlknur Yıldırım
www.kafiye.net


Tarih 16 May 2024 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

Sebebini Biliyorum

Sebebini Biliyorum


Eskiden bilgisayar başından kalkmazdım. Telefonu elimde tutar bir şeyler yazmaya çalışırdım. Vatan, millet, özgürlük, hürriyet, insanlık, insan olma üzerine yazardım. Aşık olmadığım halde güzel aşk şiirleri yazardım. Burada yayına verdiğim zaman dostlarım aşkım için hayırlısı olsun, devamı gelsin diye temenniler bulunurlardı. Ama bu sıralar yazmak değil, kalemi kâğıdı bile almak istemiyorum.

Yaşım 69 ve bu yaşın verdiği haylazlıkların etkisi var diye düşünüyorum yapmamayı ama değil. Haylazlık olmaz. Ben aylak kalmayı hiç sevmem ki, işlerimi bırakayım. Şu sıralar sadece balkonumdaki çiçeklerle uğraşıyorum. Balkona çıkıp çevreyi seyretmekte güzel oluyor.

Sevgili dostlarım. Bu bitkinliğimin en büyük etkisi diye düşündüğüm bir neden şu sanal dünyada doğru insanların azalması sanırım. İnanın son 3 aydır sanaldan dost olduğum Şair ve yazarların paylaşımları beni biraz üzdü. Emeğe, üretmenin sevgisine, çalışmasına saygı göstermeyen erkek ve kadın şair ve yazarlar isyanda. Şair ve yazarım diyen erkek ve kadınların bazıları çaldıkları şiirleri kendilerine uyduruyor, altına utanmadan, sıkılmadan ahlaksızca kendi isimlerini yazarak yayına veriyor. Daha da ileri giderek bazıları kitap yayınlayarak yaz olduklarını böbürlenerek çevresine anlatıyor.

Hiç emek vermeden, alın teri dökmeden, düşünmeden, yürek hareketlerini duymadan, şiirlerinin üzerine; bazen acı, bazen mutluluk, bazen içten akıp gelen sevginin göz yaşı damlaması olmadan başkalarının şiirlerini kendisine aitmiş gibi yazmak bana göre şerefsizliğin, ahlaksızlığın, emek hırsızlığı yaparak kitap sahibi oldum diye böbürlenmenin neresinde Şair oldum ifadesi oluyor?

Dostlarım. Bu sanal alemde bazı erkekler kadın profili, bazı kadınlarda erkek profili ile paylaşım yapmaya çalışıyorlar. Amaçları insanlarla dalga geçmekmiş. Yahu gerçek bir insan olun da senden bilgi, beceri, ahlak, namus, şeref, Doğruluk üzerine bir faydanızı mi gördük ahlaksızlar, şerefsizler. İnsan olun insan! Adam olun da ağır ol desinler! Taş yerinde ağırdır, size bu ağırlığınız nedeniyle size efendi, molla desinler! Ama ne gezer, şerefsizlik diz boyu.

” ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün ” demişler. Eskiler boşuna söylemez böyle sözleri. Şu sanal dünyada bu söze uygun kaç kişi var derseniz iki elin parmak sayısı kadar dersiniz. Bu nedenle sanal alemde doğru insanı bulmak için uğraşmayacaksınız. Doğrular sizi bulur. Bulduğunuz zaman sakin korkutmasın, ürkütmeyin iyi insanları, sımsıkı sarılın dostluklarınıza.

Sevgili Şair ve yazar arkadaşlarıma. Uzun zamandır yazı yazmıyorum. Şiir yazmıyor. Aklıma birseler geliyor tam yazayım diyorum uçup gidiyor, hayal ülkesinde beni seyre dalıyor. Elimden bir şey gelmiyor. Bu haylazlık Web sayfamın güncellemesine de yansıdı ne yazık ki… Web sayfamda kendi yazılarından daha çok Şair, yazar arkadaşların yazılarını yayına alıyorum. Dost ülke ve diğer ülke şairlerinden de Web sayfasında yayına yazılarını alıyorum. Ne yazık ki www.kafiye.net sayfasında çok sık paylaşım yapamıyorum. Bazı Şair ve yazarlar paylaşımlarım konusunda beni hoş görü ile karşılıyor. Beni üzen kısmı ise bazı yazar ve Şair arkadaşlar paylaşım yapamadığı düşünmeden ya dostluktan, arkadaşlıktan çıkıyor ya da selamı sabahı kesip beni takipten çıkıyor. Hepsinin de canı sağ olsun. Ben buralardayım. Belki anında cevap veremiyorum, ama yine de sağ olasınız. Web sayfasında paylaşım yaptığım bazı yazıların çalıntı metin ve şiirler olduğunu gördüm. İster istemez o kişileri sayfamdan atıyorum. Yeni telif yasası gereğince yayın olayı ciddi ciddi zorlaştı. Yabancı bir yazıyı Türkçeye çevirmek yeterli değil artık. Çevrilen metnin de bana gönderilmesi gerekiyor. Bir de şirin, metnin sahibi kimse bana yayınlamak için göndermesi gerekiyor. Bu kısımda çok önemli benim için.

Dostlarım. Yakında sayfamda yazıların yayınlanması ile ilgili bir açıklama yapacağım. Sizleri fazla meşgul etmeyeyim.

Saygılarımla.


28.04.2024 pazar Karabağlar

Hüseyin Durmuş

Emekli edebiyat öğretmeni

Şair yazar

Www.kafiye.net edebiyat sayfası sahibi.


Tarih 16 May 2024 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

GÖKYÜZÜ SARARDI SEN GELMEDIN!

GÖKYÜZÜ SARARDI SEN GELMEDIN!



Bekle hemen geliyorum dedin,
Merak etme bekletmem dedin,
Güneş batmadan evdeyim dedin,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Gökyüzü çatırdadı çöktü gece,
Bulutlar karıştı ardı gece,
Yağmur, dolu nerede gece,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Afrika tozu sardı semayı,
Göremez oldum şimdi semayı,
Senin sevgin kaçırdı semayı,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Gökyüzünde yok oldu yıldızım,
Sen bana olacaktın yıldızım
Nerede kaldın kader yıldızım,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Yağmurdan önce akmasın yaşım,
Umutsuzluk olmasın göz yaşım,
Mutluluktan aksın göz yaşım ,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Ayak seslerin kesildi yolda,
Siluetin korktu mu ne yolda,
Ellerimi dikenler çizdi yolda,
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Işığım olmaktan korktun neden?
Dermanım olmaktan korktun neden?
İlacım olmaktan korktun neden?
Gökyüzü sarardı sen gelmedin!


Hüseyin der oyalama beni,
Alacaksan al götür beni,
Oyalayıp kahretmesen sen beni!
Gökyüzü sarardı sen gelmedin?


10.05.2024 / Cuma / Karabağlar

Hüseyin Durmuş

Emekli edebiyat öğretmeni

Şair yazar

www.kafiye.net edebiyat sayfası sahibi


Tarih 16 May 2024 Kategori: Hüseyin DURMUŞ

Ey tv de maaş zammı yorumu yapanlar!

Ey tv de maaş zammı yorumu yapanlar!


Tv de 4 aylık enflasyon, birde geride kalan iki aylık tahmini enflasyon farkıyla emeklinin maaşlarını yazıp çizenler! Ben Emekli öğretmenim. Emekli devlet memurlar, Emekli işçi sigorta ve BAĞ-KUR’lunun Emekli maaşlarını hesaplanmaktan uzak durun. Siz zamları yaptıkça gıdanın tutun tüm ürünlere otomatik zam geliyor sizin yüzünüzden! Size ne kardeşim benim ve emeklilerin maaş zammından! Bizi sizin gibi patavatsızların zam tahminleri yüzünden her ay zamlar iki defa yapılıyor. Ben maaşımın farkını almadan gidiyor elden. Zammın zevkini alamadan cezasına katlanmak zorunda kalıyoruz!



Üreticiler kadar bu zam tahminini olduğunu iddia edenler yüzünden elde zammı görmeden bir 6 aylık fakirleşmeye geçiyoruz. Ey ekonomist geçinenler! Ben sizden temmuza kadar maaşımı yapılacak farklar için tahmin edin diye istekte bulundum mu? Size ne benim maaş zammından. Emeklinin maaş farklarını yapıyoruz diyerek piyasaya neyin siparişini veriyorsunuz? Çekin ellerinizi, gözlerinizi, düşüncelerinizi bizim maaş zammından. Şu maaş hesaplarına bir yasak gelse de zamsız iki ayı temmuza kadar götürebilmek kendimizi.


Son defa söylüyorum, kendilerini ekonomist sanan zavallı maaş hesapçıları. Yeter artık! Maaşlara zammın farkını bırakın ki esnaf farkın yapılmadığı anda zam yapamazsın. Bizlere biraz huzur biraz mutluluğu çok görmeyin! Haydi bir efendi olun da yolumuzdan çekilin. Mutluluğuma engel olmayın. Bize gölge etmeyin, başka ihsan istemem sizlerden!



10.05.2024 cuma, Karabağlar


Hüseyin Durmuş

Emekli edebiyat öğretmeni

Şair yazar

Www.kafiye.net edebiyat sayfası sahibi


Tarih 5 May 2024 Kategori: Emine Alagöz

BURADAYIM

BURADAYIM


Elbet birgün düzelecem

Adıyaman gibi

Elbette düzelecem

Malatya gibi

Onbir kere düşsem de

Yeniden ayağa kalkacağım

Siz çöktüğümü mü Sandınız

Yanıldınız

Binalar çöktü

Sevdiklerimiz şehit Oldu

Ama ben yaşıyorum

Yıkık dökük olsamda

Buradayım

İyileşecem

Yeniden inşa edecem

Binaları değil

Yüreğimi

Sizi çıkaracam

Yüreğimin enkazından

Şaşmıyacağım

Doğru yoldan

Siz üzdükçe

Ben Allah var Diyeceğim

İhanete izin Vermiyeceğim

Yüreğimde

Yol verecem sizlere

İnin bu bendeki son Durak

Yol uzun buyrun

Diyeceğim

İnebilirsiniz


Emine Alagöz

04.05.2024
www.kafiye.net


Tarih 5 May 2024 Kategori: Ergun Bilgi

Gidiyorum ey sevdiğim

Gidiyorum ey sevdiğim


Gidiyorum..

Gizli hüzünlere gebe bu şehrinden

Biliyorum içinden kal diyor bir yanın

Benim de

Ölümüne kal diyor bir yanım

Ya sonrası…

Sonrası yok ey sevdiğim

Gözü pek bir kalbim yok benim

Korkuyorum…

İnmelere hazır değil yüreğim

Sevda yürek ister

Sevda cüret ister

Sevda cinnet ister

Bu sevda beni benden

Seni senden ister ey sevdiğim

Düşürme gözlerini öyle tükeniyorum

Ne olur

Kaldır gözlerini yerden sen aklıma düşünce

Bir sızı çöküyor içime ta derinden

Baş ağrısı gibi…

Değil;

Diş ağrısı gibi bir şey…

Yok oluyorum

Tükeniyor benim olan her şey…

Gidiyorum gizli hüzünlere gebe bu şehirden

Gönül koymadan

Dönüp bakmadan

Ağlamadan, ağlatmadan..

Yanıma seni almadan ve senden hiç ayrılmadan…

Düşmeden ateş, düşeni körüklemeden

Kora kor katmadan seni senden almadan

Yüreğime gözlerinin düştüğü bu şehrinden

Gidiyorum ey sevdiğim!..

Mahmur çiçeğim…

Sevdiğim!

Kimselere sezdirmeden, incitmeden

Eksiltmeden sana ait ne varsa

Eskitmeden…

Yağmur sonrasını, iğde kokusunu

Yeşil bayırları, tozlu yokuşları

Loş sokakları, süslü bayramları

Cadde boyu ışıkları, kaçamak aşkları…

Ahhh sevdiğim!…

Susma öyle…

Ne olur bir şeyler söyle

İçinde teselli olan

Sevgi olan

Öfke olan

Sitem olan

Ama sevda olmayan bir şeyler…

Bakma öyle

Korkuyorum

Yığılıp kalırım şimdi yüreğinde

Ölümün şimdi tam vakti diyorum

Görüyorsun

Ölmüyorum!…gidiyorum

Gidiyorum ey sevdiğim…

Yüreğime gözlerinin düştüğü bu şehirden



Ergün Bilgi

www.kafiye.net


Tarih 5 May 2024 Kategori: Seadet Rzayeva

Ask acısı

Ask acısı


Bugün yine günlerden acı aşk

Mevsimlerden ayrilik, sonbahar…

Islanmışım hasret yağmurunda sırılsıklam

Hiç haberin varmı benden zalim yar..

Özür dilerim kalbim , ittim seni

çıkmaz sokaklara

hiç düşünmeden….

isyanım kaderime değil,

isyanım sadece aşkın haddine..

Gel ey kalbimin güneşi… gel…

Bahardan önce gel, ısıt gönlümü

Bu hüznümü saklayacağım herkesten,

Olur ya bir gün karşılaşırsak

Okursun gözlerimde benim öykümü

Yarınlarım gel ,umutlarım gel…

Bahar kokulu mutluluğum gel

Gel huzurum gel ,bekliyorum

Gəl , en çokta seni özlüyorum



Seadet Qerib
www.kafiye.net