Kategoriler


Tarih 18 Kas 2017 Kategori: Nahidə Tağıyeva

BU DÜNYANIN

BU DÜNYANIN

Bu dünyanın mən nəyindən danışım
Gələn gedib sonumuz ki bəllidi.
Axirətdən ölümdənmi danışım,
Sonumuz torpaqdır bu ki bəllidi.

Kim tutursa by dünyanı beş əlli.
Bərk yapışsın bu dünyanın əlindən.
Yaşayacaq düşünürsə yüz əlli.
Qoy yaşasın qaçıb ölüm əlindən .

Deməyin dünyaya beş günlük olur
Dünyada beşcə gün insan ömrüdür.
Sanmayın ömürü əbədi olur.
Əbədi dünyanın bircə özüdür.

Nahidə Tagıyeva Qurbanova
18.11.2017
www.kafiye.net


Tarih 18 Kas 2017 Kategori: Burçak Karataş

BAĞLI DEĞİLMİ


BAĞLI DEĞİLMİ

Ben seni sevmekten sabıkalıyım
Attığım voltadan belli değilmi
Tutuklu gönlüne prangalıyım
Bak urgan boynumda bağlı değil mi

Felekle aramı bozdu hasretin
Kader ağlarını ördü rest çektim
Ayrılıkla bana yine hükmettin 
Bak urgan boynuma bağlı değil mi

Yollarım rampaydı dağlarım yokuş
Bulamadım çare yoktu ki çıkış
Gök yüzü görmedi böyle ağlayış
Bak urgan boynuma bağlı değil mi

Ne edem sen söyle Nasıl dayanam
Daha kaç yıl böyle hasretle yanam
Ya firar edecem ya cezam idam 
Bak urgan boynuma bağlı değilmi

Burçak Karataş
www.kafiye.net


Tarih 18 Kas 2017 Kategori: Burçak Karataş

NASIL KAPANACAK


NASIL KAPANACAK 

Sen bilmessen hatırımı
Söyle kimler anlayacak
Silip attım her hatanı 
Bende hasar büyük alçak
Bilmem Nasıl kapanacak

Kaybetmeyim diye seni
Harap ettim bak Sinem’i 
Sana verdim gençliğimi
Bende hasar büyük alçak
Bilmem Nasıl kapanacak

Neler ettin bana neler
Zulmünle geçti seneler
Şimdi olsak arzu kamber
Bende hasar büyük alçak 
Bilmem Nasıl kapanacak

Hafızam kalbime mayın
Tamiri zor dokunmayın
Bu Sevda’ndan düşen payım
Bende hasar büyük alçak 
Bilmem Nasıl kapanacak

Burçak Karataş
www.kfiye.net


Tarih 18 Kas 2017 Kategori: Ayfer Avşar Çabucak

ÇARE BEKLERİM


ÇARE BEKLERİM

Duydum yine gardas bacim coşuyor
Nere gitsem ardim sıra koşuyor
Beden sırıl sıklam oldu üşüyor
Doktordan bir care bekler dururum

Vurma kader vurma başım çok darda
Kenetlenmiş sinem kaldı o yarda
Yaralı yüreğim bak ahu zarda
Kalbim yorgun simdi tekler dururum

Garibin gözleri yollara bakar
Kanım pıhtılaştı dertler akar
Fokur fokur cile kaynayıp yakar
Bir derdime bin dert ekler dururum

Her gören beni mecnun sanar
Bülbül gibi ötsem el beni kınar
Ayfer içten içe derinden yanar
Yürekte acımı saklar dururum…..

Ayfer Avşar Çabucak
www.kafiye.net


Tarih 18 Kas 2017 Kategori: Burçak Karataş

GiDİYORUM


GiDİYORUM

Meçhülü gönlüme saplarcasına
Maziyi elimle joplarcasına
Kıyamet gününü kaplarcasına
Günahkâr kalbimi kilitliyorum
Cehennem azabım ben gidiyorum

İki gül kopardım kokla dalından
Dahada sunma hiç katran balından
Çıldırmak üzere döndüm yolumdan
Günahkâr kalbimi kilitliyorum 
Cehennem azabım ben gidiyorum

Sen rızkı vereni hafife alma
Artık cennetdeki o haram elma
Katliyam ömrüme ecelim olma
Günahkâr kalbimi kilitliyorum 
Cehennem azabım ben gidiyorum

Gidiyorum uğurlar olsun bana
Gidiyorum yazıklar olsun sana
Gidiyorum alkış tut firarıma 
Günahkâr kalbimi kilitliyorum 
Cehennem azabım ben gidiyorum

Burçak Karataş
www.kafiye.net


Tarih 13 Kas 2017 Kategori: Hatice Eğilmez KAYA

Meğer Sevilmek İstiyormuş


Meğer Sevilmek İstiyormuş / Hatice Eğilmez Kaya

Ayın gümüş rengi ışıklarıyla, en kuytu köşeleri bile aydınlattığı, bir yaz gecesi yaşanıyormuş. Şirin mi şirin bir meltem, ormandaki bütün yuvaların kapılarını çalıyormuş tek tek.

“Haydi!” diyormuş evlerinde oturanlara. “Çıkın dışarı gezin. Ne duruyorsunuz? Bakın ne tatlı esiyorum. Bilirsiniz, yaz mevsimi çarçabuk geçiverir. Bu güzel havada hiç içeri kapanılır mı?”

Meltemin samimi çağrısını işiten genç kaplumbağa kendini dışarı atmış. Gerçekten de kapısının önünde muhteşem bir yaz gecesi ile karşılaşmış. Gökyüzünde sayısız yıldız sanki yere inmek için can atıyorlarmış. Kaplumbağa onlara bakarken elini uzatsa herhangi birini alıvereceğini sanmış.

O küçük adımlarıyla ve yavaş yürüyüşüyle nereye kadar gidebilirse oraya kadar gitmiş. Ağustos böcekleri en güzel bestelerini seslendiriyorlarmış. Çam ağaçları, gürgen ve palamutlar, tecrübeli çınarlar yaprak hışırtıları ile tempo tutuyorlarmış. Genç kaplumbağa da başını iki yana sallayıp ormanın müziğine kendisini kaptırmış. Ayrıca bir ara manzaranın çekiciliğine dalmış.

İşte tam bu sırada birdenbire gök gürültüsünü andıran bir bağırış sarmış dört yanı. Ağustos böcekleri korkudan şarkı söylemeyi bırakmış. Sesin kaynağını anlamak için bütün ağaçlar dikkat kesilmiş. Bazı ürkek canlılar yuvalarına kaçmış. Genç kaplumbağa da kafasını hemen kabuğunun içine çekmiş.

Gösterişli ve belli ki huysuz bir aslanmış bağıran. Kaplumbağaya bağırıyormuş üstelik. Kabuğunun içine gizlenen kaplumbağa aslanın söylediklerini dinleyince onun kendisine sinirlendiğini anlamış. Aslan dehşet verici bir sesle,

“Görmüyor musun koskocaman bir kralı? Neden bir kenara çekilmiyorsun? Sende hiç saygı yok mu? Ezmek istesem hiç acımam ezerim. Ya da dişlerimin arasına alsam bir sıkımlık canın var. Dua et ki bu gece çok güzel bir gece. Senin o işe yaramaz canını alıp gecemi berbat edemem.”

Kaplumbağa başını çekingen bir şekilde dışarı çıkarmış.

“Özür dilerim kralım,” demiş. “Sizi görmedim. Ağustos böceklerinin şarkılarını dinliyordum. Bir de baksanıza, yıldızlar ne kadar ışıltılı. Onları seyre dalmışım. Size saygısızlık yapmak istemezdim inanın.”

“Hımmm… Demek öyle. Mademki dalgınsın, seni affediyorum. Bir dahaki sefer aynı hatayı yaparsan gözünün yaşına bakmam. Ayağımın altına alırım seni.”

Aslanın sesi hâlâ çok yüksekmiş. Bu sefer de ağustos böceklerine dönüp, onlara bağırmış.

“Neden hiç susmuyorsunuz siz? Bütün gece sizi dinlemek zorunda mıyız? Sahi gündüz de susmuyorsunuz ki başımız bir parçacık dinlensin.”

Ağustos böcekleri korkularından hiçbir şey dememişler. Oysa onlar ötmeseler yazın ne anlamı vardır ki!

Hırsını alamayan aslan, kafasını gökyüzüne çevirmiş. Ağustos böceklerinin ardından yıldızları azarlamaya başlamış.

“Hey siz yıldızlar, ne diye bu kadar göz kırpıyorsunuz? Ne zannediyorsunuz bakalım kendinizi? Hepinize birer taş atmak lazım, aklınız başınıza gelsin. Kuyruğumu bir sallarsam siler süpürürüm her birinizi.”

Bağırmaktan sesi kısılan aslan bir kenara oturmuş. Yıldızlara sesinin ulaşmayacağını fark edemeyecek kadar öfkeliymiş o anda. Genç kaplumbağa korka korka ona yaklaşmış.

“Kralım sakin olun lütfen. Neden bu kadar öfkelisiniz?” diye sormuş.

“Koskocaman bir ormanı yönetiyorum. Oldukça ihtişamlı bir canlıyım. Görmüyor musun, bağırdığımda yapraklar dahi kımıldayamıyor. Fakat biliyorum ki hiç kimse beni sevmiyor. Hatta yavrularım ve dişi aslan da sevmiyorlar beni.”

“Peki, neden sevilmediğinizi hiç düşündünüz mü?”

“Hayır, hiç düşünmedim. Bunu düşünmeye vaktim yok. Ben sadece sevilmek istiyorum. Bir de herkes benim dediklerimi yapsın istiyorum.”

“Bence siz öfkeli olduğunuz için sevilmiyorsunuz. Herkese bağıran birini sevmek çok zor kralım.”

Aslan cüssesinden umulmayacak bir masumiyetle sormuş.

“Peki ne yapmalıyım öyleyse?”

“Öfkenize dur demelisiniz mutlaka. Kimse ateşten çıkmış bir demire dokunmaya cesaret edemez. Huysuzluk sahibini yalnız bırakır.”

Aslanın benzersiz bir tacı andıran yeleleri sönmüş aniden. Genç kral boynunu hafifçe sağa eğmiş. Kaplumbağa, karşısındaki kocaman yaratığın yüreğinde gizlenen yapayalnız çocuk için üzülmüş.

Ne kadar da tuhaf bir durummuş bu. Huysuz olduğu için sevilmeyen bir aslan, sevilmek istediğinden huysuzmuş meğer.

Hatice Eğilmez Kaya
www.kafiye.net



Tarih 13 Kas 2017 Kategori: Nahidə Tağıyeva

Bele

Bele

Belə darıxa adam,,
Elə darıxasan gecənin bir aləmi,
Yadına anan düşə.
Uşaq vaxtı çalınan ,
Yadına laylan düşə.
Qoca nənən ,baban da 
Gələ düşə yadına .
Baş götürüb qaçasan, bu yalançı dünyadan.
Qovuşasan anana, nənənə ,həm babana.
Sənə yuxu gətirən, o çalınan laylana.
Baban baxa sevinə ,nənən boyunu sevə.
Anan üzünə baxa ,sənə gülüş göndərə.
Darıxasan gecənin bir aləmi.
Anan ,yadına düşə.
Unudasan hamını, qohumunu yadını.
Keçmişə yolun düşə,
görəsən hamı sağdır.
Hər kəs hələ cavandır.
Atan, heç qocalmayıb. 
saçları ağarmayıb
Əyməyib dərd qəddini, bükməyibdir belini.
Görəsən hamı sağdır. 
qardaşın ,da bacın da .
Hamısı cəm olubdur ,həm sağında solunda.
Baxsan süfrə açıb, anan sənə eyvan da.
Nənən də hələ sağdır ,oturubdur yanın da.
Görəsən, bir balaca ,qız oynayır o yan da .
Balaca ağ məstanın yenə quyruq bulayır.
Heç kimə yaxın gəlmir quyruğuyla oynayır
Adam belə darıxa elə darıxanda da.
Gecənin bir aləmi.

08.11.2017.
Nahidə Tagıyeva Qurbanov
www.kafiye.net


Tarih 13 Kas 2017 Kategori: Leman Gülbil

Minnet eyleme


Minnet eyleme

Değilmi,ki bu beden bir avuç topraktır!
Bilmez,misin ey can kul kulunan sınanır
Halden bilmezler sanmasınlar,ki kazanır
Yeryüzüne kanıp cana minnet eyleme

Hayatımızın acı gerçeğidir ölüm.
Zamanda su gibi akıp geçiyor gülüm
Birrinizede yapmayın etmeyin zulüm
Boyun eyip kimseye minnet eyleme

Boşuna kendinizi kandırıp durmayın.
Ziyan etmeyin ömrü harcamayın.
Koynunuzdaki yılanı insan sanmayın
Haini sevip kimseye minnet eyleme

Ne sevdalar yok oldu gönül dağında
Viraneye dönmüş bülbül örtmez bağında
Sonunda gölgen bile kalmaz sağında.
Harcayıp kendini dosta minnet eyleme

Dünyalık malının sürsende sefasını.
Öldükten sonra çektirirler cefasını.
Söyle sen neyin yaşıyorsun kafasını.
Zalime fırsat veripte minnet eyleme.

Leman Gülbil
13/11/2017
www.kafiye.net


Tarih 13 Kas 2017 Kategori: Sibel Orcan

Gizemli Adam


Gizemli Adam

Masaya yaklaştı, elde kitabı
Dalgalı saçları kır olan adam 
Tanıttı kendini, mahçup hitabı 
Sözleri esrarlı sır olan adam

Cahilim desede, aslında alim 
Tepeden tırnağa akıyor bilim 
Okyanus oluyor dilinde ilim
Müridin rehberi pir olan adam

Ruhani yapısı özün üç hali 
Dünyada emeli Hakka visali
Sohbeti coşkulu, çocuk misali 
Zamana mekana dar olan adam

Duruşu şehriyar, gözleri boran 
Kül oldu narından yanında duran
Cemşabdı kendisi hoca Şahmaran 
Dertlere devası var olan adam

Tarife sığmıyor harfi hecesi 
Kehkeşan saçıyor katran gecesi 
Geçmişten geliyor çağın yücesi 
Ezelden ebede hür olan adam

Mezopotamya’nın asri uşağı
Doğudan Batıya köprü kuşağı 
Tanrılar Dağı’nın meczup aşığı 
Yaradan aşkıyla kor olan adam

08 / 05 / 2017 
Sibel Orcan / Manavgat
www.kafiye.net


Tarih 13 Kas 2017 Kategori: Sibel Orcan

Sen Gel Sevdiğim


Sen Gel Sevdiğim

Dönülmez sefere gâib çağlara 
Göçmeden canımı sen al sevdiğim! 
Maralın gezdiği üryan dağlara 
Usulca ruhumu sen sal sevdiğim!

Reyhanlar, kekikler getir heybende 
Bir aşkın mevtini anlat hutbende
Salamı okurken gönül kabende 
Kıyamda namazı sen kıl sevdiğim!

Divan-ı makbere çevir yolumu 
Uğurla son defa tutup elimi 
Dostlara bırakma benim salımı 
Omzunda taşıyan sen ol sevdiğim!

Yaralı yüreğim ürkek uçarken 
Melekler sorgumu zapta geçerken 
Ah-u zar toprağım kucak açarken 
Üstümü örtmeye sen gel sevdiğim!
10 / 11 / 2017 Manavgat
Sibel Orcan ( Marali )
www.kafiye.net